EVLERİNİN ÖNÜ SEVDA


Bu makale 2019-09-30 17:54:27 eklenmiş ve 859 kez görüntülenmiştir.
MELİKŞAH AYTER

Türküler bir milletin avazıdır, hazzıdır. Türküler bize toplumu anlatır. Bundandır ki ozanlar, âşıklar kutlu sayılmıştır. Toplumu dizginlemeleri ve toplumu doğru yönlendirmeleri onlara bu saygınlığı kazandırmıştır. Yeri geldiğinde toplumu eleştirmişlerdir. Yeri gelince de topluma hakkını vermişlerdir.
 Bu saygın ve saygılı insanların eserlerindeki bir giriş dikkatimi çekti: ‘‘Evlerinin Önü Zerdali, Evlerinin Önü Yonca, Evlerinin Önü Yoldur, Evlerinin Önü Kuyu, Evlerinin Taşlık, Evlerinin Önü Nane Maydanoz, Evlerinin Önü Handır, Evlerinin Önü Kara Üzüm Asması, Evlerinin Önü Kavak, Evlerinin Önü Bakla, Evlerinin Önü Hamama Yakın’’ gibi daha aklıma gelmeyen birçok türkümüz vardır. Dinlemediğimiz veya henüz yazılmamış birçok türkü… Evlerinin önündekilerden türkülere başlanmış. Bu girişi halk bilimindeki bilim insanlarımız ‘‘Evlerinin Önü Motifi’’ olarak adlandırmış. Bu konuyla ilgili makaleler, kitaplar yazılmış. 
Ben de bu okumalarımdan naçizane bir akıl yürütme yaptım. ‘‘Neden böyle bir giriş var?’’ sorusunu sorup cevabın peşine düştüm. Bu türkülerin çoğu sevda türküsüdür. Âşıkların sevdalandıklarına günümüzdeki gibi sanal ortamdan ekleyip mesaj atarak dertlerini anlatması mümkün değil. E âşık bu dünürcü gönderse yârin gönlünden haberdar olamayacak. Ne yapsın? Kapısında kimseyi rahatsız etmeden varacak da denk gelirse görecek, kaş göz edecek. Yanlış anlaşılmasın, dış kültürler gibi evinin önünde serenat yapmaktan bahsetmiyorum. Kapısındaki yol gibi bekleyen âşık, o ince ruhuyla yolu kendisine arkadaş sayıyor. Maneviyatçı bir bakışla her gün yârin yürüdüğü yoldan türküsüne başlıyor. Sevgiliyi evin önünde görme ümidi edebiyatımıza neler neler kazandırıyor.
Bu kadar yüksek bir maneviyatın ürünleri olan bizler, neyin yolunu gözledik? Sevdiklerimizi görme ümidiyle böyle bekleyişler içine girdik mi? Yoksa her şeye kolayca sahip mi olduk? Başarmanın sırrını arayan çocuklarımızın bu türküleri dinliyor mu? Bu maneviyattan etkileniyor mu?
Çocuklarımızı bu yüksek bağlamlı kültürün içine sokmalıyız. Bunu da kendimiz bu kültürü yaşatarak yapabiliriz. Âşık Veysel’in ‘‘Türklerdir bizim yoldaşımız/ Halis Türk’üz kanı temiz/ Şarkı gazeldir hatamız/ Türk’üz türkü çağırırız’’ sözlerine kulak veren gençlerin o büyük düşünce kültürümüze sahip olacağına inanıyorum. İleri teknolojiyle yüksek kalitedeki yaşamı kültürümüz perçinleyecektir. Bunalımdaki gençlerimiz bu kültürün dokusu sayesinde acısını bile kaliteli yaşayıp hazzın değerini kavrayacaktır. Bu doku ve hassasiyeti onların teneffüs edebilmesi için görev yine biz büyüklere düşüyor. Prof. Dr. Umay TÜRKEŞ GÜNAY hanımefendi, ‘‘Kültürü insan yaratmakta ancak bütünüyle hiçbir zaman yönetememekte, kültür insanı yönetmektedir.’’ diyor. Yaratmakta olduğumuz kültürün farkında olalım ve geçmişe aykırı bir kültüre fırsat vermeyelim. 
Bu yüksek kültürü yaşamanız ve yaşatmanızı dilerim. Esen kalın.
                                                 Melikşah Ayter
                                              Türkçe Öğretmeni
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...











« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Kur Alış Satış
Dolar 5.7113 5.7342
Euro 6.3234 6.3488
Sterlin 7.3836 7.4384
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA