HAVUZ BAŞINDA


Bu makale 2019-07-23 05:30:33 eklenmiş ve 1505 kez görüntülenmiştir.
Erdoğan Özbakır

16-17 yaşlarındayım. Konya’da şeker fabrikasında park-bahçe işçisi olarak çalışıyordum. Yaz tatilinde zamanı değerlendiriyordum.
Yaptığım iş havuzbaşında çiçekleri ve çimenleri sulamak. Mekanda büyük bir süs havuzu vardı. Suda kuğular çevrede tavuskuşları dolaşmaktaydı...
Fabrika depolarının bittiği yerde boyutu 5-6 metreyi geçmeyen ama derinliği 4 metreyi bulan bir havuz vardı. Burası aslında yangın havuzuydu ama derinliği uygun olunca yanına bir tramplen yapılmıştı. 
Fabrika müdürü, amiri dereceli memurlarının çocuklarının eğlence yeriydi. 
Yaşamımda ilk kez slip mayoyu deniz gözlüğünü ördek ayağı yüzme ayakkabılarını orada gördüm. 
Çok isterdim aralarına katılmayı...
İçimdeki ak don (Anımsıyamıyorum belkide şeker çuvalından yapılmıştı) buna engel oldu.
Bir işçiydim ben, bu üst seviye! aile çocukları beni aralarına almazdı...
Yaşamımın devam eden yılların tamamında hangi konumda olursam olayım bu sızıyı gideremedim. 
Hep bu çocukların olmadığı zamanı bekledim.
Ve bir gün o an geldi havuzda kimse yoktu. 
Pantolonu, gömleği çıkardım suya gireceğim...
Akşehir’de biz ilk yüzmeyi bugün A.K.M.’nin olduğu yerde bulunan yüzme havuzunda öğrendik. Kent tarihinde derin izler bırakan sel felaketinden sonra bu havuz kullanılmaz hale geldi. 
Binlerce yıllık ağzından havuza takviye bırakan hitit aslanı ile birlikte üst kademede çevresinde banklar konulmuş çiçeklerle bezeli süs havuzunda da yok olup gitti.
8-9 yaşlarındaydım dönüşte anamdan bir araba sopa yeme pahasına, Hıdırlık parkı üzerindeki sulama havuzuna, Gavur Hamamı’ndaki yüzme havuzuna ve Tekke yolu üzerindeki mini barajların birikmiş sularına gitmeye başladım. 
Bu barajdaki yavru balık ve kurbağa yavrularına has kokuları asla unutamam...
Nesye dönelim Konya’ya
Yani yüzmeyi biliyordum 4 metre derinliğin benim için fazla önemi yoktu. Havuz kenarındaki tramplenin merdivenlerini tırmandım. Artık en yukarıdaydım. Müthiş bir heyecan içindeyim. Havada uçup! biraz sonra su ile buluşacağım:
Bir, iki, üç demeden haşin bir düdük sesi döndüm bir bekçi bağırıyor...
“-Çabuk in oradan! yasak...”
Fabrika çocuklarına serbest bana yasak! Adalet mi? bu...
İçimden “bu adam galiba donumu beğenmedi” diyorum...
Bekçu bu defa daha yüksek perdeden bağırdı:
“-Yasak diyorum sana sağırmısın?”
Çıkmışım yukarı bir kerecik atlasam ne olur sanki...
Bekçi amirine, amir müdüre şikayet eder kovarlar beni...
Atlayamadım. Pantolonu gömleği giyip havuzdan ayrıldım. Bir daha da oraya gidemedim. Sonraki yıllarda ne güzellikler gördüm, yaşadım ama içimdeki bu yarayı kapatamadım.
Önemli Not: Yayın yönetmenimiz şenlikler konulu son yazıma sansür koyunca ‘suya-sabuna’ kenardan girelim dedik!
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Kur Alış Satış
Dolar 5.5736 5.5959
Euro 6.1878 6.2126
Sterlin 6.7493 6.7994
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA