41. ülke UKRAYNA “İKİ”


Bu makale 2019-06-13 05:40:54 eklenmiş ve 1345 kez görüntülenmiştir.
Erdoğan Özbakır

 
Yeni tanıdığım insanlar genç ve güzel değilse veya pozitif enerjileri yüzlerine yansımıyorsa doğrusunu söyliyeyim: Rahatsız oluyorum. Bu nedenle aynaya bakmaktan nefret ederim.
Ukrayna turu gurubundan ilk bakışta çok huzursuz oldum. Aklıma 2. İtalya turu geldi. Burada tanıştığımız kendini beğenmiş, ukala! tavırlı, bir kadın guruba Korsika adasına karadan gittiğini anlatıyordu!
Allah! Allah! Ada ve kara... Kimseden bir ses yok. Patladım. İş büyüdü kavgaya döndü. Zapdedilemez hale geldim. Neredeyse boğazını sıkacağım.
Eşim bağırdı: “-Heryerde bir sıkıntı çıkarıyorsun. Uzatma! Nasıl giderse gitsin!...”
Yeni guruba şöyle bir baktım boğazı sıkılacak kişi adayı epeyce vardı!...
Ama beklediğim gibi olmadı hiç kimse meydana çıkıp kendisini tanıtmadı. Sekiz gün sessiz sedasız bitti gitti. Doğrusu iyi insanlardı. 
Gezinin adı büyük Ukrayna turuydu. İlk başta iyi bir şey zannettim. Üç büyük kent Lviv, Kiev, Odessa arasında 300 kilometre gittim. 
Yirmi yaşında bir otosbüs, yarısı kırık dökük yollar vallahi canımdan bezdim.
Bu arada geçtiğimiz yerlerden bu ülkenin gerçek yüzünü keşfettim. Yoksuldu, çok fakirdi...
Bu işler hep böyledir. Yabancıya her ülkenin vitrini gösterilir. Caddelerde dolaşırken arka sokaklar hiç düşünülmez. Bizde konukları alır Hıdırlığa çıkartırız. 
Kiev gördüğüm en güzel başkent. Ortasından geçen Dinyaper nehri sanki İstanbul boğazı. Bunlar nehir ise Anadolumuzdaki isimdaşlarına çay bile denilemez.
Ve o topraklar dümdüz, dağları bıkarın tepe ve hatta engebe bile yok. 
Ufkun bittiği yerde verimli topraklar veya ormanlar başlıyor.
Aklıma yine ülkemiz, bitmez tükenmez dağlarımız kayalarımız geliyor. Bunları ütülesek dünyanın en büyük arazisine sahip oluruz.
Ortaasya’dan göç eden atalarımızı anımsıyorum. Kızdım, söylendim hatta biraz ağır konuştum:
“-Buralara gelmek varken neden Anadolu’ya yürüdünüz?”
Rumlarla, Ermenilerle uğraşmak yerine bu topraklara gelseydik kızları çok güzel olan “slav” ırkıyla karışsaydık daha iyi olmazmıydı?
Bu sorunun cevabını bir silah müzesinde buldum!
Bizim bıçağın abisi pala veya kısa kılınçlarımıza karşın onların boyu 2 metreye ulaşan kılıçları vardı. Bunları kullananlar 4 metre falan olmalıydı!
Ortaasya’dan sıkılan “Hun”ların bir bölümü buraları aşıp bugünkü Macaristan’a ulaşmış.
Ülkenin bugünkü uluslararası adı “Hungary” olmasına rağmen şimdi onlara “Türk soyundan gelmişler” diyeni tutup falakaya yatırıyorlar!
“-Ulan madem bizde Türk idik neden aklınıza geldikçe topraklarımıza saldırdınız?” diyorlar.
Ukrayna’nın görüneni elbette madalyonun bir yüzüdür. Arkasını çevirdiğinizde bu güzel toprakların oturduğu yerden kalkmayan tembel insanlarını görürsünüz.
Mesela hizmet sektöründe çalışanlarından bir çay isteseniz, ortamda sizden başkası olmasa bile yarım saatte cevap geliyor.
Bu harika arazilerin önemli bölümünü başka milletlere kiralamışlar. Uzanmış yatıyorlar...
“Devam edecek” 
 
 
Ukrayna da onca güzel arasında bula bula bunu buldum.Eşimden korktum yine de uzak durdum...
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Kur Alış Satış
Dolar 5.6889 5.7117
Euro 6.3785 6.4041
Sterlin 7.0431 7.0954
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA