ÖZÜR DİLERİM


Bu makale 2019-05-20 05:50:09 eklenmiş ve 1309 kez görüntülenmiştir.

Geçtiğimiz hafta işyerime Atakent (Nadir)li bir dostumuz uğradı. Konu açılınca bu yöredeki damlama sulama projelerini anlattı.
Avrupa Birliği destekli, DSİ takipli bu harika işin yapım ve takibini meğer devletimize göre ezeli ve ebedi düşman (!) İsrail’li firma üstlenmiş. Kullanılan suyun faturasının bir bölümü İsrail’e gidiyormuş. 
Uygulamanın Atakent’deki ayağı olan kooperatif veya başka bir ünvan taşıyan kurumun ağrına gitmiş. 
İsrail’den habersiz sistemi açmış. Aynı anda yukarıdan bir uyarı gelmiş. Meğer İsrail’li firma uzaydan takip edip anlaşmaya aykırı davranışları anında görürmüş... “Çabuk bu işten vazgeçin sulama sisteminin tamamını iptal ederiz.” demişler. 
İsrail, Türkiye, Atakent...
Doğrusunu söylemek lazım. Açıkcası inanamadım. Başka kişilerden doğrulatıp yazmaya karar verdim. Bilenler uyarabilir daha başka durumları yazabilir. Veya her zaman olduğu gibi TV dizileriyle yatıp sabah hiç birşey olmuyor gibi uyanabilirler.
 
TÜRKİYE’NİN ALTINLARI
Uzun zaman önce Merkez Bankası altınlarımızın devlet kasalarında olmadığı 2015 yılında İngiltere’ye gönderildiğini okumuştum. 
Haber birkaç ekonomi yazarınca “kenardan” işlenmiş bulduğu her usulsüzlüğün (!) üstüne balıklama atlayan politik muhalefetten neredeyse hiç ses çıkmamıştı. Anlı şanlı yazarların mesela Yılmaz Özdil’in bile köşesine gelmemişti... (Belki bana haber vermeden yazmıştır.) 
Belkide ben yanlış biliyordum. Tazelemek için google amcanın kapısını çaldım. 
Meğer 490 ton altınımız varmış. Bunun 450 tonu İngiletere’ye postalanmış. 
“Bu iş sıradan (!) bir uygulamadır.” diyen var. 
Hayır! dış borçlarımız için rehin olarak verildi diyen de...
Şeytan bu aklıma Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde uygulanan “Düyun-i Umumiye”  yasalarını getirdi. 
Borç gırtlağı geçince ödenemeyecek düzeye gelince devletin tüm gelirleri yabancılar tarafından toplanmaya başlamıştı. 
Toprak ve maden işletmeleri vs. bütün gelir getiren değerlerimiz onlara aktarılmış yetmeyince borç alınmış borcumuz yeni borçla kapatılmaya çalışılmıştı. 
Bu hesabın son taksidinin 1955 yılında ödendiğini anımsıyorum.
Şimdi bu yazdıklarım doğruysa hırsız kediye ciğerimizi teslim etmişiz... demektir.
Çünkü bu devlet 1. Dünya Savaşı öncesinde parasını peşin olarak ödediğimiz gemi siparişlerimizi teslim etmemiş aldığı altınlarıda geriye vermemiştir.
Son dönemde önce Libya devletine ait 200 milyar doların, son günlerdede Venezüella’nın 8 milyar dolar parasının üstüne yatanda İngiltere’dir. 
Okurlarım bilir aslında ben bu uluslararası toplara hiç girmem. Ama bu defa dayanamadım. Kaygılandım. Çok üzüldüm.
Lakin beni serinleten bir gelişmeye ulaştım. Meğer Sayın Bakan Albayrak konuya ilişkin cevap yayınlamış: “-Türkiye’nin dışarıda bir gram (rehine) altını yok!” demiş...
Haydi hepinizin gözü aydın
Durup dururken kafanızı karıştırdığım için hepinizden özür dilerim.
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...


« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Kur Alış Satış
Dolar 5.6626 5.6852
Euro 6.2832 6.3084
Sterlin 7.0299 7.0821
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA