ZİLLİ


Bu makale 2019-05-16 05:44:43 eklenmiş ve 1376 kez görüntülenmiştir.
Erdoğan Özbakır

 
Bir zamanlar biraz hoppa biraz “ hafif meşrep” genç kızlar için kullanılan bir ünvan vardı. Kendilerini ağırbaşlı bulanlar bu neşe dolu pozitif kızlara zilli derlerdi. 
Şimdi kiraya verdiğim spor salonu karşısındaki mekanımın yanındaki mezbeleyi kaldıran belediyemiz yerine sevimli bir park yapıp kanepeler koyunca burası insanlar ve köpekler için vakit geçirecekleri bir alan haline geldi. 
Cama dayadığım masamın koltuğunda otururken gözlemlediğim bir köpecik diğerlerinden çok farklıydı. İnce uzun bedeni sarkık kulakları ve uzun burnuyla ama en çok son derece hareketli olmasıyla ilgi çekiyordu...
Dişi idi, cazibesiyle şehrin neredeyse bütün karşı cinslerini buraya topluyordu. 
O hoplayıp zıpladıkça hayranları çılgına dönüyordu. Aralarında inanılmaz kavgalar çıkıyor birbirinin kulağını kuyruğunu koparıyorlardı.
Adını “zilli” koyduğum bu köpek hepsine ilgiliydi hiçbirini dışlamıyordu. Ama işte bu benim eşimdir diye birisini seçmiyordu. 
Koyduğu bir sınır vardı belki bu nedenle biraz koşsa arkasından bir sürü kendisini kovalıyordu. 
Aradan bir şeyi kaçırdım mı? bilemiyorum ama Zilli hiç anne olamadı...
Bir kaç gün ortada hiç görünmedi sonrasında geri döndü. Sağ kulağına bir küpe takılmıştı. Bileziği kolyesi falan olsa nişanlandı zannedecektim. 
Sonraları farkettim ekipler Zilli’yi yakalayıp kısırlaştırmışlar üreme yeteneğini iptal etmişler. 
O günden sonra peşinden ayrılmayan bütün erkek köpekler ortadan kayboldu. Yine oralarda bir yerlerde geziniyorlardı ama Zilli’yi farkeden bile yoktu.
O hareketli, oyuncu zilli gitmiş yerine sakin, ağırbaşlı, düşünceli, sanki canından bezmiş biri gelmişti. 
Aradan birkaç yıl geçti yine bizim oralarda yaşıyor mahallenin maskotu oldu. Sabahları Kasap Sedat’ın kapısından nasibini aldıktan sonra soğukta güneşe karşı sıcakta gölge bir yerde yatıp uyukluyor.
Geceleri sabaha kadar geçen arabalara havlayıp duruyor...
Her gün gelip geçerken hatırını soruyorum. Hiçbir cevap vermiyor. O hüzün dolu gözleriyle şöyle yüzüme bakıyor galiba “-Yürü git! amca” diyor.
Yaşadığım uzun yıllar sonucunda ben insanları eskiden olduğu kadar sevmiyorum artık.
Kuşlar, kediler, köpekler... Sivrisinek gibi bir kaç canlı haricinde bütün hayvanları çok seviyorum. 
Özellikle sokak köpeklerine kıyamıyorum. Son günlerde sayıları bir şekilde azaldığı için çok üzülüyorum.
Onlar bu şehrin motifi, süsü, karakteridir. Aralarından birisi beni kıstırıp ısırıncaya kadar da çok seveceğim. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Kur Alış Satış
Dolar 5.7863 5.8095
Euro 6.5889 6.6153
Sterlin 7.3693 7.4240
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA