AZ KAYBETMEDİK


Bu makale 2019-02-12 05:43:35 eklenmiş ve 1336 kez görüntülenmiştir.
İdris Doğan

Daha önce kısaca yazmıştım. Yıllar, yıllar önceydi, haydi 25 yıl olsun…
Yurt dışında eğitim görmüş, siyasete sıcak bakmadığı halde, emekliliğinden sonra çevresinin zorlamalarıyla siyasete girmiş; okuyan, araştıran, sorgulayan; her olay ve durum karşısında bir anti tezi bulunan; eleştiriyi çok seven, ilginç fikirler ileri süren ve biraz da bunları dayatmaktan zevk alan, karar verdiği bir şeyde hatır gönül tanımayan, sık sık kendisinin tetiklemesi ile -aykırı konularda ve düşüncelerde- çok sevdiği beyin jimnastiği yapmak zorunda kaldığımız büyüğümüz ile akşam sohbetinde yine bir aradayız… Allah rahmet etsin, yaşça kendisinden küçük olmama rağmen, şahsıma ve fikirlerime itibar eder, değer verirdi. Kendisi cumalarına devam eder, benim de vakit namazlarının müdavimi olduğumu gayet iyi bilirdi.
Geçmiş gün, başka hangi konuları konuştuk hatırlamıyorum, lakin şöyle bir tespitte bulundu: “İdrisciğim, İslam âleminin mahrumiyet, tembellik, miskinlik içinde bocalaması insanın dikkatimi çekiyor. Beş vakit namaz, Müslümanların çalışma düzenini geliştirip bir disiplin oluşturmasının; hele şu kış aylarının kısa günlerinde öğle, ikindi, akşam namazlarını dört saat içinde eda etmek için birkaç kere iş bırakması -ister fikir, ister beden işçisi olsun- istikrarın ve verimliliğin önünde adeta bir engel. Zorluyorum, bu durumu havsalam almıyor, siz ne düşünürsünüz?” dedi. Benden cevap değil, açıklama bekliyor, ancak bu kendisince makul ve mantıklı olmalı.
Bu tür düşünce ve varsayımları ilk defa duyuyor değilim, az çok zihni bir hazırlığım var. Lafı eveleyip gevelemeden başladım söze: “Ağabey, bilirsiniz ben eğitimciyim, köklerim ilkokul öğretmenliğine dayanır. Biz öğretmenler okullarda, özel dershaneler bile olsa -o zaman dershanede çalışıyorum- anlatacağımız dersin, ünitelerinin ve konularının önce bir yıllık plan hazırlarız. Yıllık plan hazırlamak eğitim öğretim başlamadan önce yaklaşık on beş yirmi günümüzü alırdı. Yapılacakları ay ay düşünür, program gereği tek tek satır satır yazarız. Sonra yaklaşık her aya tekabül eden konu gruplarının ayrıntılarını büyük bir dikkatle gözden geçirir ünite planı hazırlarız. Bunlar yetmez her gün, günlük plan veya ders planı hazırlarız. Bu planlarda amaçlar, ilkeler, dersin işleyişleri, yararlanacağımız araçlar, gereçler, kaynaklar, öğrenciye kazandırılacak davranışlar, hatta derste vereceğimiz örnekler ve öğrenciye yönelteceğimiz sorular bütün ayrıntılarıyla yer alır. Böyle müthiş bir plan hazırlığı yapan birinin iş disiplininden kopması; düzensiz, dağınık, başarısız bir eğitimci olması elbette düşünülemez.
Planlar, sadece eğitim ve öğretim alanını düzenlemekle kalmıyor, hayatın bütün alanını etkileyip ona yön veriyorsa;  günlük beş vakit namaz programı da ferdin sadece dini hayatına değil; bütün yaşantısına düzen verip onu her türlü karmaşa ve kargaşadan uzaklaştırıp baştan ayağa disipline ediyor. Bayram ve Cuma namazları da -zaten siz bir şey demediniz- yıllık ve haftalık planlamalara fırsat ve zemin hazırlar, bana göre. Dini açıdan, beş vakit namazın farz oluş gerekçesini iyi bilirsiniz, o nedenle bu kısmı geçiyorum.
Zatıâlinizin şahsımı nasıl gördüğünüzü aşağı yukarı biliyorum. Eğer bir insanda ya da Müslüman’da başarı söz konuysa, kendisinde bir hayat düzeni oluşmuş; bir iş disiplini gelişmişse, bunda -elbette ailesinin, öğretmenlerinin, çevresinin katkısı önemlidir- namazın payı her şeyden daha öndedir, önceliklidir, etkilidir.
Hedefler, hayaller, idealler bir planı, bir programı, bir projesi olanlar için kıymet taşır. Cemaatle eda edilen beş vakit namaz, bir günün, günlük mesainin, hatta her saatin planlamasına, bir program çerçevesinde insanın hayatını devam ettirmesine hem en önemli vesiledir, hem de en önemli destektir.
Evet, namaz tertiptir, tanzimdir, temizliktir, gayrettir; Müslüman’ın pejmürde, dağınık, tembel, miskin, hazırcı, hileci olması aldığı eğitimin, terbiyenin, adabın yetersiz olmasından; hatta sosyolojik, tarihi, coğrafi ve kültürel kaynaklıdır.
Nerede ve hangi işte olursa olsun, aynı işte yeknesak çalışmaktan bıkan, usanan, bezginlik duyan bundan dolayı yorulan zihin, gönül, beden ancak namazla yenilenir, onunla kendisini bulur. Kulluğunu, yaratılmışlığını, geçiciliğini, daha doğrusu âdemliğini namazla fark eden insan yakın ve uzak çevresiyle olan ilişkilerini geliştirir. Her namaz, kendisini eda eden için yeniden canlanma, yeniden uyanmadır. Namaz zihni açar, gönlü ferahlatır, bedenin gerginliklerini azaltıp onu mükemmel bir biçimde dinlendirir; dolayısıyla namaz, mutluluk ve başarının da anahtarıdır. 
                                                                   idris-dogan@hotmail.com
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Kur Alış Satış
Dolar 6.0421 6.0663
Euro 6.7501 6.7772
Sterlin 7.7022 7.7594
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA