NASREDDİN HOCA’NIN İKİNCİ YAŞAMI


Bu makale 2018-10-23 04:57:08 eklenmiş ve 1473 kez görüntülenmiştir.
Erdoğan Özbakır

Bir varmış… Bir yokmuş…
1208 yılında doğup 1284 yılında ölen Hoca’mız 1959 yılına gelinceye kadar Akşehir mezarlığının içindeki son mekânında rahat uyumuş…
Arada sırada fıkralarını içeren birkaç kitap çıksa da neredeyse unutulmuş. Günlerden bir gün aksakallı, sarıklı, cübbeli bir adam elindeki asayla mezar taşına vurarak;
“-Hoca! Nasreddin Hoca… Yarın şenliklerin başlıyor çömezlerini, karakaçanını al aramıza gel” demiş…
Meğer başta şehir Kaymakamı, Belediye Başkanı olmak üzere kentin ekâbirleri oturup bir plan yapmışlar.
Madem elimizde kendisi ölse de yüzyıllardır nükteleri yaşayan bir değerimiz var, Biz onu diriltelim hem dünya’ya tanıtalım hem de etinden! Sütünden! Derisinden faydalanalım demişler. Bir turizm ekonomisi oluşturacaklar Akşehir’i dünyaya tanıtacaklar. Ne güzel değil mi?
O her biri ötekinden değerli güzel insanlarımız yıllarca bu süreci yönlendirmişler. Arada sırada bazı yanlış işler yapsalar da hiçbirinin bireysel çıkarı yokmuş, ceplerinden para koyup çalışmış çabalamışlar. 
Hazır cevap espri yeteneği yüksek güler yüzlü yerel kimlikleri seçip temsilen: Nasreddin Hoca yapmışlar. Rahmetli Lütfi Ökesli yani o Hoca’yı şenliklere çağıran ilk kişiymiş arkadan Bodi Mehmet, Zafer Özbakır, Osman Ongun, Selim Güvendik ve bendeniz cennet kuşu! (16 kez) Temsili Nasreddin Hoca olmuşuz. Beş kuruş para almadan oradan oraya koşturup durmuşuz…
Bir dönem gelmiş tepedeki kişi
“-Ne bu yahu davul benim sırtımda duracak, tokmağı başkaları vuracak!” demiş…
İşte bundan sonra belediye başkanları medya da biraz daha görünüp kişisel reklamını yapmak ama esas ideolojik tabanlarına şirin görünmek için şenlik eylemlerinin başına geçmişler. Nasreddin Hoca ve Turizm Derneğini figüran rollerinde yanlarına takmışlar.
Bu yerelbaş’ların her biri istisnasız aynen Hoca’mızın gerçek dışı fıkralarında olduğu gibi. Elindeki leyleğin uzun gagasına, minare gibi ayaklarına, kocaman kanatlarına bakıp; “-Ulan! Böyle bir kuş olmaz” deyip orasını kesip burasını koparıp kafalarına göre biçimlendirip:
“-İşte şimdi bir kuşa benzedin” diye seslenmişler.
Bu yerel liderlerden birisi şimdi Büyükşehir Yasası gereği sanal konumda bile olsa o makamda oturmaktadır. Ve eminim şimdi dokunacağım konudan haberi bile yoktur. 
Temsili Nasreddin Hoca unvanı sözüm ona; Ünlü’lere verildi ya: Hem belediyenin internet sayfasından hem de basın açıklamalarından yerel isimler silindi gitti. Yok sayıldı… İşin başlangıcını bilerek, kasıtlı olarak şenlikleri adını soyadını bile değiştirerek en büyük kalıcı zararı veren bir önceki başkan yapmıştı ama:
Artık kültür düzeyini rahatça sorgulayacağım belediye kültür şubesi, tüm basın açıklamalarında olduğu gibi aynı kirli düşüncenin takipçiliğini bırakmamıştır. 
Sayın Salih Akkaya’da nereye baktığını bilmeden oturup seyretmiştir. 
Özüme dönük rahatsızlığımı öne çıkarmak için yazmadım. Nasreddin Hoca konusunda yaptığınız her şey yanlıştır. İşinize bakınız Hoca’nın yakasını bırakınız…
Sevgili Nasreddin Hoca’mızın ikinci yaşamı da sayenizde bitmiştir.
Bizler: Nasreddin Hoca ve Turizm Derneğinin gelmiş geçmiş tüm başkan ve yöneticileri, yerel temsili Hoca’ları bu halkın gönlünde yaşayacağız…
Siz: Makam odasında ve toplantı salonunda fotoğraf çerçevelerinin içinde DURACAKSINIZ!...
Masal bitti… Gökten üç elma falan düşmedi…
Halktan uzak kendiniz çalıp oynayacağınız yeni etkinlik!leriniz mübarek olsun…
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Mobil
Abdilkadir Ünal 2018-10-23 13:05:55
Kanayan yaramıza parmak bastığı için Erdoğan ÖZBAKIR hocama teşekkürler.Sanırım herkes payına düşen dersi almıştır.
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA