TÜRK MİLLETİ KÜLTÜRÜNE SAHİP ÇIK!


Bu makale 2018-08-07 04:30:32 eklenmiş ve 232 kez görüntülenmiştir.
Mustafa TUNCA

Eski Türk evleri  kerpiç, taş ve ormanlık alanlarda ahşaptan olurdu. Evin yapıldığı yerler özenle seçilirdi. Pencerelerin güneye bakması çok önemliydi. Genelde tek katlı bazen iki katlı olanlarda olurdu. Yaşlılar devamlı alt katı tercih ederlerdi. Hep kara örtü dediğimiz toprak damlı evlerdi. Evlerin etrafı kerpiç yada künde denilen duvarlarla çevrili olurdu. Geniş bir avlu düzeni müştemilatın içinde su ihtiyacını karşılamak için örme kuyu yada tulumba bulunurdu. Her evde mutlaka sığır, keçi, koyun, at, camız olurdu. Et, süt yoğrutda bol olurdu. Avluda kuzular meleşir atlar kişnerdi. O hayvanları seyretmek insana ince bir huzur verirdi. Şimdiki gibi apartman kültürü değil! İyi komşular vardı.
Evlerin odalarında taban tahtası yoktu. Hali vakti iyi olanlar halı, keçe gariban kesim ise hasır açardı. Bir evde dört gelin varsa her geline bir oda verilirdi. Herkes halinden memnun gül gibi geçinip giderlerdi.
Her odada mutlaka bir gusülhane olurdu! Kerpiç duvarların arasına sıkıştırılmış ahşap dolaplar olurdu. Çimento, kireç yoktu. Çamur sıva ile sıvanmış odalarda marangozların özenle işledikleri uzun raflara sıra ile bakır kaplar döşenirdi.
Soba yoktu. Her odada bir ocak olurdu. Bu ocaklarda evleri ısıtmak için tezek, kerme, saman, odun yanardı. Bir evde en az sekiz on çocuk olur, çocukların gürültüsünden yaşlıların kafası şişerdi.
Genelde yaşlıların bulunduğu odada toplanılır idi! Çünkü evin yaşlısı dede sabah namazını kılmak için hergün güneş doğmadan camiye gider, nene ise yatağını toplar tezek ile ocağı mutlaka yakar ve sıcacık tarhana çorbasını pişirip hazırlardı. Yaz’dan yufka yapılıp hazırlanır kış günlerinde yufka ekmekler tuluk peyniri ve tereyağı ile kızartılarak bütün aile  toplanır kahvaltılar yapılırdı. Herkes ne iş yapacağını bilirdi. Ekin, harman işi mutfak işi hayvanlara bakma işi aile arasında paylaşılmış olurdu. 
Genç kızlar nazara iyi geldiğine inanılan üzerlik tohumlarından duvar örtüleri işlerlerdi. Duvarlarda Atatürk posteri Türk bayrağı Kur’an-ı Kerim ile bir av tüfeği asılı dururdu.
Evlerden hiç misafir eksik olmazdı. Bataryalı radyolardan ajans dinlemek için komşu evinde toplanılır, kahveler içilirdi. Ocakta kavrulmuş buğdaydan kavurgalar yapılır çocuklara ikram edilirdi.
Herşey tabii idi. Hiçbir yiyecekte hormon yoktu. İlaç nedir? Doktor nedir? Hastalık nedir? bilinmezdi. Sıra odaları olurdu. Bu odalarda yüzük oyunu oynanır Battalgazi’nin kitapları okunur herkes saygı ile dinlerdi. Uzun ve sert kış geceleri böyle geçerdi!
Eski Türk evlerinde huzur, hoşgörü ve bereket hiç bitmezdi. Ölmüş olan ata, dede rahmetle anılır emanetlerine sahip çıkılırdı! Ne zaman ki biz doların, markın ne olduğunu anladık işte o zaman bizde bir kültür erezyonu başladı.
Atalarımızdan yadigar duvarları süsleyen bakır kaplardan başladık satmaya. Hiç birinin manevi değerinin olduğunu düşünmedik.! Şimdi bu değerlerimizin hepsi yurt dışına kaçırıldı! Bunlardan bir müze oluşturup da eski Türk evleri müzesi demeyi dahi akıl edemedik! Bu hususta kültür bakanlığına ve yerel belediyere çok iş düşüyor. Vakit çok geç olmadan halk olarak biz sahip çıkamadık. Umarım bu kurumlar sahip çıkar! 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA