PATLADIM


Bu makale 2018-07-27 04:35:48 eklenmiş ve 3537 kez görüntülenmiştir.
Erdoğan Özbakır

Aslında karalıydım. Nasreddin Hoca ile ve onun adına düzenlenen festival, şenlik, anma günü her çeşit saçmalıkla ilgili hiçbirşey yazmayacaktım. Ama duramadım işte...
Geçmişte yazdığım eleştirilere “Nasılettin Hoca” gibi ironik benzetmelere, seviyesiz eğlence merkezlerine 3. sınıf panayır sergilerine hiç girmeyeceğim. Çünkü halkımız çok memnun kendine yakışır çizgilerin içine karışıp bu 10 günü mutlu yaşıyor.Bedava konserlerin verildiği açık hava tiyatrosu dolup taşıyor. Hiçbirine katılmadım. Hem elitis bakış hem ilerleyen yaş, hayatın neredeyse tüm detaylarından usanmışlık duygusu beni böyle yaptı. Bu organizasyonlara katılıp çok beğenen sayısız insanla karşılaştım. Bunlardan biri de gazetemin yazı işleri müdürü Keziban hanımdı. Söyleyecek sözüm kalmadı.Temsili Hoca seçimi de harikaydı. Farkındalık yaratma medyada daha fazla yer alma, mesajları topluma duyurmak için Metin Şentürk isabetliydi...
Gördüğüm kadarıyla atılan oklar hedefine varamadı ama olsun.
Halkın yarısının şikayeti yok. Kalan öbür yarısının da genel siyasette olduğu gibi kökten muhalif. Onlar hem yaşanan bugünden hem beklenen yarından hiç memnun değil. 
Şimdi 2002 yılı öncesinde, ya kenardan köşeden veya organizasyonun tam içinden yaşadığım çok defa temsili Nasreddin Hoca olduğum yılları düşünüp empati kuruyorum.
Üstelik o günleri yaşayan büyük çoğunluk “nerede o eski şenlikler!” diye feryat ediyor. O dönemlerle olanakların çok değiştiği bu günler arasında mantık köprüsünü kuramıyor. 
Televizyon bile önce yoktu. Sonra siyah beyaz oldu. Tek kanaldan çok kanala yirmi yılda geçildi. 
Ya sosyal medya, ya internet ortamı binbir defaya sahip iletişim toplumda herşeyi değiştirdi. Şenlikler eskisi gibi algılanacak değil ya!
Katılım yönünden baktığımda bu detayın bugünden hiç farkı yoktu. Olayın merkezinde olanlar yakın çevresinin dışındaki yalnızlığı göremez, topluluğu kalabalık sanırdı.
Bugün için karşıtlığım Nasreddin Hoca’nın şenlik içinde veya yıllara, aylara dağılmış aylar içinde zamansız ve seviyesizce kullanılmasıdır.
Temsili Nasreddin Hoca olduğum yıllarda o kılık ve kıyafete girmeden günler önce o zatı muhtereme layık olabilmek için nasıl kendime meditasyon yaptığımı, yakın çevremle olağan ilişkilerimi kestiğimi hatırlıyor bugüne çok kızıyorum.
Her önüne gelen, olur olmaz sebeple sırtına cübbeyi başına kavuğu geçirip arzı endam ediyor.
Bu ne kepazelik Hoca bu kadar ayağa düşürülürmü?
Manevi değerlere önem verildiği görüntüsüyle yönetimlere gelenler Nasreddin Hoca’ya değer vermeli, saygınlığını korumalıdır. 
Bak! Abiniz Konya ne yapıyor? Mevlana’sını böyle rezil ediyor mu? Hoca’ya yakıştırılan bu adamlara neden izin veriyorsunuz? 
Aslında kararlıydım bu konularla ilgili hiçbirşey yazmayacaktım. Dayanamadım patladım işte...
Dağılan şarapnel parçalarının münasip yerlerinize değmesini bekliyorum. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA