HAYAT' IN VE İBADET'İN ÖZÜ, DUA’DIR


Bu makale 2018-05-31 19:55:08 eklenmiş ve 216 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Kainatta her şey, her an kendi hal ve lisanıyla duâdadır. Her şey Allah’a muhtaç, O ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Allah ganî  (zengin), diğer varlıklar ise fakru zaruret içindedir.  Duâ etmek, “ben fakirim ganî olan sensin” demektir. “Ben kulum, Rabbim sensin” demektir. Bütün varlıklar duâda oluşlarını Kur’ân-ı Kerim de  şöyle bildirilir :  “Görmedin mi, göklerde ve yerde olan kimseler ile kanatlarını  çırparak uçan kuşlar Allah’ı tespih ederler? Her biri kendi duasını ve tespihini bilmektedir. Allah onların yaptıklarını hakkıyla bilmektedir” (Nur, 24/41)
Dua, insanda doğuştan var olan bir duygudur. Normal zamanlarda dua etmeyen veya Allah’a inanmayan insanlar bile üstesinden gelemedikleri olaylar karşısında, darda kaldıkları ve sıkıntıya düştükleri zamanlarda nasıl dua ihtiyacı hissederler. Bu da insanın duaya muhtaç olduğunun delilidir.Yüce Allah, bu durumu Yunus suresinin 12. ayetinde : “İnsana bir zarar dokunduğu zaman, yan yatarken, otururken ya da ayaktayken bize dua eder; zararını kaldırdığımız zaman ise, sanki kendisine dokunan zarardan dolayı bize hiç dua etmemiş gibi davranır. İşte aşırı gidenlere yaptıkları şeyler böyle süslü gösterilmiştir.”  Buyurur.
Dua; sınırlı, sonlu ve aciz olan insanın bütün benliğiyle sınırsız, sonsuz ve kudret sahibi olan yüce Allah’a yönelip O’na istek ve arzda bulunması, O’nunla arasında bir köprü ve diyalog kurmasıdır. Dua eden insan; bütün zayıflığı, acizliği ve ihtiyaçları içinde, Yüce Allah’ın sonsuz kudretinin ve yüceliğinin, isteklerini ancak O’nun lütfu ve yardımıyla elde edebileceğinin bilincindedir. Bu bilinçle yapılan dua; insanın Yaratan’ına olan inancının, güveninin ve O’na teslim oluşunun bir göstergesidir. İşte bundan dolayı Peygamberimiz (s.a.s.); “Allah’a duadan daha değerli bir şey yoktur” buyurmuştur.  ( Tirmizi, De’avat, 1; İbn Mace, Dua, 1).
Duâ, insan için sığınak, yardım, moral, ümit, güç tazeleme, rahatlama ve   huzur vesilesidir: “Ve onlara dua et; çünkü senin duan, onlara huzûr ve sükûn verir.” (Tevbe, 9/103) Bu itibarla duâ insan hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. 
Duâ, bir ibadet, bir zikir olduğu için ibadet  eden mutlaka ilahi emre uymuş, itaat etmiş ve sevap kazanmıştır. İstek ve arzularını Allah’a arz etmiş, O’na sığınmış, O’nun sonsuz kudreti karşısında tevazu göstermiş, O’na olan güven ve inancını ortaya koymuştur. Duâ ile Allah’ı hamd- senâ , tekbir, tesbih, zikir, şükür, tehlil, ta’zim  de bulunmuştur. 
Duâ, ilâhi bir emirdir.  “Korkarak ve umarak O’na dua edin.” (A’raf, 56), Bir başka âyette  ise “(Ey Peygamberim!) De ki; duanız (imanınız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” (Furkan, 25/77) Peygamberimiz (s.a.s.); de “Ey Allah kulları! Size dua etmenizi tavsiye ederim.” ( Tirmizi, De’avat, 102) hadisi duanın bir emir olduğunu bildirmektedir.
Duâ ibadettir. Duâyı terk etmek kibir alameti ve günahtır. Peygamberimiz de: “Duayı terk etmek isyandır, günahtır.” (Heysemi, Ed’ıye, 2, No: 17194)    Allahü teâlâ duâ edin icabet edeyim buyuruyor:  “Rabbiniz buyurdu ki: ‘Bana dua edin, duanızı kabul edeyim. Bana kulluk etmeğe tenezzül etmeyenler, aşağılık olarak cehenneme gireceklerdir’ (Mü’min 60. Ayet).  Duâların mutlaka karşılığı vardır. ” Rabbinin huzuruna çıktığı vakit dağlarca sevabı görüp de “ben bunların nereden geldiğini bilemedim” deyip sevinçle şaşıran kulu işitmedin mi? Hani denmişti ki ona: “Bu senin kabul olunmadığını zannettiğin dualarının buradaki karşılığıdır.” O da “ah keşke” demişti, “bütün dualarımın karşılığı buraya kalsaydı.” 
Allahü Teâlâ’ya edeceğimiz duâların başında hidâyet, takvâ, ibadet etmede yardım, ahlâk güzelliği, istikamet, dünya ve ahret saadeti olmalıdır. Fatiha suresinde bize öğretilen ve namazın her rekatında her gün defalarca  tekrarladığımız duâ bu bakımdan önemlidir: “Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.” Peygamber (sav) de : “Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istiyorum.” (Muslim, Dua, 72; Tirmizi, De’avat, 9) buyurarak  önce imanımız, dinimiz, doğru bir yolda olmak için, sonra af, afiyet, hayır istenmeli, kötülüklerden Allah’a sığınmalıdır .
Duânın kabûlü için iman, ihlâs, sadakat,  gönülden, samimi yapılması,  helâl lokma, helal giyim, kul hakları ve  emanetlerin iadesi, sorumlulukları yerine getirme, bir ibadetin  veya sadakanın arkasından  yapılan duaların kabulü için önemlidir.  Duâya besmele,  hamd ve salevatla başlamak güzeldir. Kur’ân ve hadislerdeki dualar bizim için en güzel dua örnekleridir. Kimsesizlerin kimsesine her talebimizi arz etmemizin önünde hiçbir engel yoktur. Dua edecek Allahımız var. 
Daima  dua etmeli, başkalarından da dua almalı, dua alacak işler yapılmalıdır. Çünkü müminin mümin için yapacağı dua Allah katında makbuldür. 
Ey Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, ahrette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru…
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA