AKŞEHİR’DE BİR ZAMANLAR (FAYTON) PAYTONCULUK


Bu makale 2018-05-08 05:10:15 eklenmiş ve 1600 kez görüntülenmiştir.
Mehmet Güleray

Çocukken paytonun arkasına oturmak çok hoşumuza giderdi. Ama paytoncunun da kımçısını yemiyen çocuk yoktu. 
Fayton yunanca olup 19. asır sonları 20. yüzyıl başlarında Türkiye’ye de kullanılmaya başladı. Ve payton olarak adlandırıldı. 
Paytoncuların en güzel güzergahları istasyon caddesi ki o dönemlerde trenle yolculuk revançta idi. Ayrıca ibre yolundan hıdırlığa gitmek olmazsa olmazdı.  Artık paytona alışan Akşehirliler pikniklere, gelin almalara, dürü götürmelere, sünnet çocuklarını gezdirmelere, gelin hamamlarına hep paytonlarla gitmeye başladı. 
Çolak Tevfik’in kahvenin yanında durakları vardı. Keşik keşik (sıra sıra) giderlerdi. Nöbetçi paytoncu olurdu. Sabaha kadar istasyondan yolcuları evlerine götürür hizmet ederlerdi. 
Meslek kültürü geleneğine göre müşteri hangi paytonu seçerse o paytonla gidilirdi. Şayet sıradaki paytoncu o anda yoksa diğer paytoncu arkadaşı müşteriyi alıp götürür parasını da arkadaşına verirdi. Birbirlerine yardım ederlerdi.
Ayrıca paytonu olmayan ama sürücüler de vardı. Mellesli Hasan, Kara Hayrani, Konyalı Hasan, Afyonlu Ali, Çerkez oğlu Mustafa, Bekir Ağa.
Sosyal Medya üzerinden “çocukken payton ların arkasına sallanırdık kımçıyı yedik mi inerdik bildiğiniz paytoncuları bana  yazarmısınız dediğimde katılanlar:
Hakkında Bilgiler...
“İbrahim Seviniş:  En eski paytoncu enus dedem paytoncu Abdurrahman amcam paytoncu aptullah babam olur
Cihat Zeynel: Rahmetli kayınpederim Çerkez kadir
Ercan Gemici:  Paytoncu Bekir amca vardı soyadı galiba Bakır’dı meydan Mahallesinde karşı komşumuzdu bize kamçı sallamaz ama kızardı ne güzel günlerdi
Hasan Baş: Faytoncu Deli Kadir
Asim Tekin: O kamçılardan çok canım yandı ama isimlerini hatırlamıyorum.
Abdullah Zafer Serin: amcaa gımçıyı sallaaaa
Mustafa Erten: Sene 1970’te düğünümde taksici rahmetli Oktay Türkay gelin arabası ve rahmetli faytoncu Enüş Amca nın rehberliğinde 20 faytonla düğün alayımda güzel bir gelin almamız olmuştu.
Lale Berkyer Yücel: Çocukken sen sevdiğimiz şeydi
Emine Yıldırım: Faytona çok bindik gece istasyona yolcu geçirmek icin giderdik çok değişik olurdu AH o günler
Rıfat Bilgin: Talat Bakır oda bermendeliydi
Tahsin Özçelik: Rahmetli dayım Semercinin Abdullah 3 tane faytonu vardı
Gülay Şarlak: Ne güzeldi o faytonlarla seyahat,,,, tıkır tıkır,,,, Akşehir sokaklarında,,,,
Sami Ekim: Naylon Kemal vardı Cansız vardı.
Yusuf Ziya BAKIR: Babam TALAT babamın emmisi BEKİR
Sabri Başer: Enüş Seviniş ve oğlulları Abdurrahman, Abdullah, REŞAT TÜMER, KADİR GENCER, BEKİR KÖLE, Hacı Eberliköse, Şükrü Alptekin, hatırladıklarım. Hami Kozağaçlı, MEHMET YAŞAR, BERMENDELİ ÖMER, KUNDULLU KADİR, M. ALİ AÇIKGÖZ, SEMERCİNİN ABDULLAH, MELLESLİ HASAN
Şenol Şensoy: Paytoncu İSMAİL YOLDAŞ
Salim ÇOKRAN: Paytoncu DEDE
Nesrin Aykurt: Enüş derlerdi. Ak saçlı çok sevimli bir amcaydı . Yanlış hatırlamıyorsam Seyit Mahmut Hayrani’de oturuyorlardı.
Ahmet Kandemir: En lüküs payton enüşlerindi
Ahmet Dündar: Perşembe Pazar’dan pazar öteberisi taşırdı Atının kuyruğundan çok kuş fakı yapardım kızardı kamçıyla kovalardı NAYLON KEMAL
Mustafa Birim: Paytoncu AÇIKGÖZ
Besim Güler: Maruf köyünden paytoncu TUMAF
Namık Kemal Han: İzzet amca komşumuzdu eşi arife abla mekanları cennet olsun ne günlerdi bee heeyy gidi akşehirim heyyy kimlere kaldı şimdi
Erdoğan Özbakır: Paytoncu YANİ
Ahmet Kandemir: Paytoncu ELMAS, Paytoncu Kürt Hacı Bölükbaşı, Paytoncu Kara İsmail, Sarı Kadir, Paytoncu Bekir Köle sonuna kadar yaptı. Kedi Veli’nin oğlu Omar’da paytonculuk yaptı. 
Feridun Kaya: Ben istasyonda trenlerde hergün simit satmaya faytonların arkasına biner giderdik unutulurmu o günler. Ama mutluyduk.
Albay Tuna:Paytoncu TUMAH dayı. Marifli. Pala biyikli foterli ve yumurta topuk sivri burun ayakkabisi birde uzun sigara agizligiyla arada sirada giydigi koruklu cizmesiyle hic evlenmemis asli cerkez olan cok iyi bir insandi tumah dayı Allah rahmet eylesin
Hayranı Korkmaz: Nam-ı diğer Yavşak Kadir” 
 
Ve benim aklımda kalan sünnetimde rahmetli babam ve arkadaşı paytoncu Hacı’nın 4 oğlu ve biz abim ben beraber sünnet olmamız. O gün Akşehirdeki tüm paytonların düğünümüzde bütün mahalle çocuklarını paytonla gezdirmemizdi. Sünnet çocuğu en önde otururdu. Yine o yıllarda sarı sarı murat taksileri motoguzziler piyasaya çıktı. Revançta olunca motor icad oldu... paytonlar tükendi...
1950-1965 yıllarında ömrünü tamamladı. 
Ne yazık ki faytona sürülen atlara bakanlarda vardı bakmayanlarda... Fayton işkencesi yüzünden 25 sene yaşayan atlar fazla dayanamayarak 2-3 sene anca dayanıyor ve hayatlarını kaybediyorlardı. 
Not: Çala Kamçı paytoncu ve tek arabacılar faytonlarını at arabalarını satarken söyledikleri söz (kamçısıyla) alacaksın. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
payton atı alkısrak
hazım emir 2018-12-17 12:22:11
Çocukluğumda köyümde ve hatta o tarihlerde Anadolu’nun bütün köylerinde tarım hayvan gücüne dayalıydı. Genelde de atlar kullanılırdı ve sanırım devletin bir ‘at ırkını iyileştirme’ politikası gereği her üç beş köyü içine alan ve bu köylerin merkezi olan bir köyde at harası bulunur, diğer köylüler at larını burada çektirirlerdi(çiftleştirme için bu tabir kullanılırdı). Bunun sonucu olarak da her köyde her ailenin kaliteli yarış atları olur, her yıl hemen her ilçede özellikle düzenlenen mahalli yarışlar çok rağbet görür ve çok heyecanlı geçerdi. Benim ailemde at a ve at yarışlarına merakı olan bir aileydi ve bizimde bazen bir bazen iki yarış atımız mutlaka olurdu.
70’li yıllardan itibaren bölgemizde ve köyümüzde yavaş yavaş traktörler at ların yerini almaya başladığında öncelikle günlük kullanımdaki atlar birkaç ailenin birleşerek ortaklaşa aldığı traktör maliyetlerine katkı maksadıyla elden çıkarıldı. Daha sonraları ise alınan bu kullanılmış eski traktörlerin tamir masrafları için satılan yarış atları birer ikişer ortalıktan kaybolmaya başladı ve nihayetinde köylerde at nesli tükendi.
Aşağıdaki hikâyem bir zamanlar ailelerin gözbebeği olan yarış atlarının bence hüzünlü hikâyesini anlatma çabasıdır. Okuyacağınız umuduyla saygılar sunuyorum.



AL KISRAK

Kuyruğu ve yelesi örülmüş,
Özenle tımar edilip tüyleri pırıl pırıl edilmişti,
Dışarıya çıktığında içinde fırtınalar kopuyor, burnundan dumanlar fışkırırcasına çıkıyordu.
Hiç kuşkusu yoktu, bu kadar hazırlık ve dışarıda bekleyen bunca kalabalık yine bir yarışın varlığına işaretti.
Gerçi birkaç yıldır yarışlara hiç katılmamış, biraz yaşlanmış ve kendini yorulmuş hissediyordu ama geçmişteki başarılarını hiç kimse unutamıyor kendiside yine koşabileceğini düşünüyordu,
Sahibi de öyle düşünüyor olmalıydı, yoksa bu kadar hazırlık, uğurlamaya gelen bunca kalabalığın başka bir anlamı olamazdı.
Evin hanımı yanına geldi heriki gözünden öptü, yüzünü sırtını okşadı, gözleri yaşlı, hızla uzaklaştı, yan bahçe duvarın öte yanından hıçkırıklar duyuluyordu.
Daha sonra sırayla ev halkının hepsi gelip veda eder gibi öpüp hüzünlü bir şekilde yanından uzaklaştılar.
Arabaya koşuldu, yanında doru at vardı, anlayamadığı ise arabanın arkasına bağlanan sahibine ait diğer iki attı.
Onların yarışta işi neydi.
Yola koyulduklarında her zaman yarışların yapıldığı o kasabaya doğru yöneldiler,
Kasabaya vardıklarında yarış sahası yerine, yine büyük bir meydana durdular, çok kalabalıktı,
Bir sürü insan ve hayvan vardı,
İnsanların çoğu onu tanıyordu,
Etraflarını sardılar,
İşte her yarışı kazanan at diye birbirlerine gösterdiler,
İnsanların bazıları sahibinin elini kavrayıp uzun uzun salladılar,
Çok gürültülü konuşuyorlardı,
Sonunda bir adamla sahibi daha uzunca el sallaşıp “hayırlı olsun” dediler birbirlerine.
Sahibi onu arabadan çözdü, gözlerinden öptü,
Kusura bakma derken sesi yarım kaldı, ağlıyordu.
Sahibinin elini en son sallayan adam yularından çekerek kalabalıktan çıkarıp, kasabanın dış mahallelerine doğru götürdü.
O gece orda kaldı.
Ertesi gün yeni sahibi olan adam, onu tek başına çektiği bir arabaya koştu,
Kasabanın girişindeki, birçok otobüslerin girip çıktığı, otobüslere binen-inen insanlarla dolu bir yere vardılar.
Akşama kadar birçok insanı oradan alıp kasabanın değişik mahallelerine taşıdılar.
Diğer tanıdığı köylüsü atların bazılarıyla da yollarda karşılaştı,
Onlarda aynı işi yapıyorlardı.
Bir keresinde sahibini gördü,
Bir traktörün direksiyonunda gayet mutlu görünüyordu,
Yanında diğer atların sahipleride vardı,
Herhalde köye dönüyorlardı.
Günler aylar hep böylece geçip gitti,
Yeni hayatına alışmak zor olmuştu,
Ama kabullendi.
Artık yarış atı olduğunu unutmuş,
O çok rağbet gördüğü, şımartıldığı güzel günler çok geride kalmış,
Karnı doyduğunda şükreder olmuştu,
Bir zaman sonra iyice yaşlandı ve artık onu sokaklarda gören olmadı.

Hazım EMİR
Mobil
İrfan Yıldırım 2018-05-08 21:28:53
Çolak Tevfik dedemiz olur onunda epey faytonu varmış faytonların son günlerini hatırlarım çok güzel günlerdi
Mobil
Güneş Fayton 2018-05-08 14:11:51
Elinize Sağlık
Toplam 3 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Kur Alış Satış
Dolar 5.3015 5.3227
Euro 5.9916 6.0156
Sterlin 6.8360 6.8868
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA