ŞABAN OĞLU ŞABAN


Bu makale 2018-05-01 06:27:18 eklenmiş ve 2046 kez görüntülenmiştir.
Erdoğan Özbakır

“-Yazarlıktan para kazanıyor musun?”

Okurlarımın cevabını en çok merak ettikleri konu budur.

Biraz açalım: Bu işlere 1963 yılında başladım. O zaman yoğun biçimde şiir yazıyordum. İlerleyen yıllarda bazı gazetelerde ve o yılların en önemli sanat dergisi olan “VARLIK” ta bile şiirlerim yayınlandı. 

Sokağımızda evimizin tam karşısında güzel bir kız vardı. Yaşı benden epeyce büyüktü ama ona karşı gizli, açığa çıkması imkansız duygularım vardı. Yazdığım aşk şiirlerini ilk önce ona gösterirdim. Çok beğenirdi veya öyle görünürdü. 

Birgün “-Bak Erdoğan bu senin yaşlarında hemen herkes şairdir önemli olan ömür boyunca şair kalabilmektir.” dedi.

Meğer bu sözler ilk önce “Resim Sanatı” için ünlü İspanyol ressam Pablo PİCASSO tarafından söylenmiş. Uzun yıllar sonra öğrendinm. 

Çok kısa zamanda 20’li yaşların başlangıcında bu işi bıraktım. 

Muhteşem! düşüncelerimi düz yazıya aktarmaya başladım. Bir süre sonra karikatür çizimini de ekledim. Hatta bu alanda 1974 yılında ödül bile kazandım hemde uluslararası bir ödül...

Açtığım karikatür sergisine o dönemin bu alandaki en önemli isimleri ve GIRGIR dergisinin imparatoru Oğuz Aral bile katıldı. Sergi defterine ‘şipşak’ kendine ait halk adamı tiplemesini çizdi ve altına şöyle yazdı:

“-Bak sevgili Erdoğan çizerken bu adamı unutmazsan o da seni hiçbir zaman unutmayacaktır.”

Çünkü eserlerim “yazısız” kara mizah türündeydi. Belli bir düzey üzerindeki kesime yönelikti. Oğuz Aral’ın söylediğini çabuk algıladım, çabalasamda “halk”a inemedim. Bu arada evlendim. Öğretmen olan eşime mesleğini bıraktırdım. 

“-Sen çocuklarımızı büyüt ben ekonomik açığı kapatırım” dedim. Para getirmediği için karikatürü de bıkarıp piyasa işleri yapmaya başladım. “Gündüz insan, gece kurt” gündüz öğretmen gece esnaf...

Ama halkıma söyleyeceklerim birikiyordu. Mahalli basında köşe yazarlığına soyundum. Önce “Pervasız” sonra “İstasyon” çok uzun yıllar buralarda çalıştım. Amatör bir köşe yazarıydım. 

Bu branşın hiçbir ekonomik hatta sosyal getirisi yoktur. Yazdığım kalemi kullandığım kağıdı bile kendim aldım. Yani öyle “Meccanen” yazarım. Tek çıkarım bazen saçma sapanda olsa insana ulaşmaktır. 

Aslında bugünkü yerel basın çok büyük ekonomik zorluklar içindedir. Örneğin gazetem “İSTASYON”un gizli sponsoru olmasın gazetenin kağıt parasını bile karşılayamaz. 

Çalışanlar, benim İSTASYON’daki meleklerim Keziban ve Kadriye içlerinde yaşayan gazetecilik sevdası olmasa bu zorlu maratona bir gün bile dayanamazlar. 

Böyle bir ortamda benim nasıl bir beklentim olabilir ki? Ama okurumun var: Benden daha suya sabuna dokunur yazılar istiyor. Demokratik bir ortam içinde olsak tamam ama şimdi gönlümden geçeni yapabilsem ertesi gün içerideyim. Hem vallahi hem billahi içinizden ziyaretime bile gelen olmaz.

Bırakın bendeniz garibanı ulusal ve uluslararası kimliklerimizin başlarına gelenlere bakın. Ben kimim ? ki 

Sizler sol kesim yazarlarından bazılarını çok beğenirsiniz. Benden bu türlü işler beklersiniz... Bilmezsiniz ki o yazarlar örneğin Yılmaz Özdil kadrosuyla birlikte çalışır. Ekiplerinde arşivciler, muhabirler, profesyonel editörler amatör bilgi aktarıcılar vardır. Ama bu yazarımız görünen ve sevilen bir markadır.

Yarın başına bir iş gelse alem ayağa kalkar buna rağmen yine de kodese tıkarlarsa oturur kitap yazar çıkınca dünyanın parasını kazanır.

Şimdi bana boşuna sen aslansın sen kaplansın demeyin, İnanmam! Çünkü bu toplumu çok iyi tanırım. Üstelik ben arkasında kimsenin olmadığı kişi Şabanoğlu Şaban’ım.

 

Dolmuşa binmem yani...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA