İbâdetlerden LEZZET almak


Bu makale 2018-04-20 04:45:57 eklenmiş ve 528 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

İbadetler, insan ruhu için mükemmel gıdalardır. İbadetler Rabbimizle irtibat kurma fırsatıdır.  İbadetler, Allah’a inanmanın, gönülden  sevgi ile bağlılığın, Allah’a kulluğu arzetmenin göstergesidir  İbadetler, imanımızın en canlı göstergesi ve güçlendiricisidir. Ahlâkımızı güzelleştirir, Salih amellere iyiliğe götürür, kötülüklerden uzaklaştırır, sosyal hayatın içinde insanlar arası gönül bağları kurmaya vesile olur.
İbadetlet; hayatı Allah’ın rızasını kazanmak için emir ve yasaklarına uymak ve onun sevgisini kazanacak  şekilde yaşamak demektir. Her şeyin en doğru, en güzel ve en iyisini emreden Allah-ü Teâlânın kullarının mutluluğu için gösterdiği her ilâhi emrin arkasında bir sevinç, bir mutluluk vardır. İbadet şuuru her şeyin doğru ve güzelini yapmak mutluluğu doya doya yaşamaktır.
Allah’ın bedenimizin gıdası için yarattığı helal rızıkları yediğimizde tadı damağımızda kalıp büyük bir lezzet ve haz aldığımız gibi, ruhun gıdası iman ve ibadetlerde de böyle bir lezzet ve haz vardır. İnsan bu hazza erdikçe hem imanı güçlenir, hemde ibadetlere devam ve şevk artar. Artık duygu ve düşüncelerinizde hep o manevi tadın izi vardır. İmandan uzak kalıp ruhunu aç bırakanlar ise tatsız tuzsuz bir hayat yaşarlar. İnsan yaşama sevinci ile yaşadıkça hayat  anlamlıdır.
Allah sevgisi, sevgilerin başı, en yücesi, kaynağı ve varılacak nihai gayedir. Îman ve ibâdetler, insanın en sevdiği yüce varlıkla beraber olmasıdır. Kişinin en sevdiği ile beraber olmasından daha güzel, daha mutlu ve daha lezzetli bir başka durum düşünülemez. Îman ve ibadetler huzuru ilâhide olmaktır. Bu da anlatmak yerine yaşanarak tadılan bir durumdur. Tersi ateşe atılmaktan daha tehlikeli olduğunu Peygamberimizden gelen bir hadis-i şerifte daha açık öğreniyoruz.
 “Hz. Enes (ra)’den nakledildiğine göre Sevgili Peygamberimiz (sas) şöyle buyurmuştur: “Üç şey vardır ki, onlar her kimde bulunursa imanın tadını bulur:                                                                       
1- Allah’ın ve Resûlü’nün ona başka her şeyden daha sevgili olması. 
2- Bir kimseyi sırf Allah için sevmesi.
3- Küfre dönmeyi, tıpkı ateşe atılmayı istemediği gibi istememesidir.”       
Hiçbir sevgi Allah sevgisini geçemez. Tevbe 24. Âyetinde  bu durum şöyle bildirilmektedir.“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez. 
İmanın doyumsuz lezzetini de en coşkulu şekilde yaşayan  hiç şüphesiz sevgili peygamber (sav) dir. Allah’ı en çok sevende, Sevgili Elçisi (sas) dir. Sevgili Peygamberimiz (as) in  şahsında sevginin bütün belirtilerini en mükemmel şekliyle görebiliriz. Rabbini en iyi tanıyan O (sav), Rabbine en iyi kulluk eden de  O (sav), en fazla itaat eden O (as); O’nu en çok zikreden yine O (as)’dur. Bu işin tadını, lezzetinide en çok tadan O(as)dur. Bu zevkle ayakları şişinceye kadar ibadet etmiş ve Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı? buyurmuşlardır. Hz. Âişe (ra) annemiz, Sevgili Peygamberimizin (as) –abdestsiz ve hatta cünüpken bile- daima Allah’ı zikrettiğini haber vermektedir. Bundan ne kadae zevk aldığını ve mutlu olduğunu göstermektedir. 
İbadetler  bir sevgi eylemidir. Allah’ı sevmenin, birlemenin ve O’na (cc) kulluğu arz etmenin en güzel göstergesi. Yüce Allah’ın en sevgili kulunun (sas) dünyada en çok sevdiği meşgalesi olmuştur. Sevgili Peygamberimizin (sas) namaz için göz bebeği, göz aydınlığı, göz nuru, dünyada sevdirilen üç şeyden birisi namaz olarak bildirmiştir. “ Ey Bilâl kalk, bizi namazla rahatlat” (Ebu Davud, Edeb 86) diyerek huzura erdiğini de beyan etmiştir.
Yüce Rabbimiz, “Şüphesiz ki mü’minler kurtuluşa ermiştir. Onlar ki namazlarında huşû içindedirler.” buyurmaktadır. [Mü’minûn 1-2] Demek oluyor ki bütün ibadetler gibi namazın bizi kurtuluşa erdirmesi huşûyla kılınmasına bağlıdır.
Namazda huzurda durmanın, oruçla iftar, zekatla başkalarının sıkıntısına yardımcı olmanın mutluluğuyla mutlu iolmak, hacda İslam kardeşliğini yaşamanın lezzetini tatmak kadar başka bir 
“Rabbim ne güzel ibadetler emretmiş, iyi ki de emretmiş, canım başım üzere.” deyip o ibadet ve taatin; zevkine, feyzine, bereketine ve bizi günahlardan alıkoyan kudretine erişmek ve  Allah’ın rızasını kazanmak niyazıyla…
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA