KORKMA!


Bu makale 2018-04-10 19:05:29 eklenmiş ve 1596 kez görüntülenmiştir.
Fatih BABAOĞLU (b(AŞK)a yazıyorum)

Mart ayı, biz gibi yazarçizer takımının ve özellikle tarihçilerin zekât ayıdır biliyorsunuz. Lakin yazının başlığına bakıp da Mehmet Akif’ten ya da İstiklal Marşından dem vuracağımı sanmayın. Malum, Mart ayı artık geride kaldı. Ben düpedüz korkmaktan bahsedeceğim. Daha doğrusu bahsedeceğiz… 
Evet, yanlış okumadınız, bahsedeceğiz dedim. Çünkü geçen gün bizim çocuklarla konuşurken takıldı bu kelime aklımıza. Bizim çocuklarla hakikat ve gerçeklik arasındaki farkı konuşurken Hilal (Türk)söz aldı sohbetin ortasında: “Ağabey sormuştun ya biz bu ülkenin gerçeği mi yoksa hakikati miyiz? Bence bu ülkenin gerçeğiyiz. Çünkü varız ve yaşıyoruz. Ne zaman bu doğru yaşarız o zaman bu ülkenin hakikati oluruz”. 
“Âlâ” dedim “O zaman şunu bil hakikat sustuğunda yalanlar konuşur. Sen sakın susma.” 
“Peki ağabey” dedi: “Sen böyle yazıp fikirlerini söyleyecek cesarete nasıl ulaştın?” 
“Korkarak!”
İşte o an düştü muhabbetin ortasına “Korkmak” kelimesi. Neydi? Niyeydi? Neden korkardı insanlar ya da niçin korksunlardı?
“Korku bencillik değil midir? İnsan sevdiklerinin ya da kendisinin başına bir şey geleceğinden korkarlar”dedi Halil İbrahim (Akdiş). Hatta biraz daha ileri giderek: “Korkmasalardı insanlar, ibadet ederler miydi?” diye devam etti. 
“Erkekliğin yüzde 99’ kaçmaktır” dedi Rıza (Azaklı) ve kaçar adım yanımızdan uzaklaştı. 
Ali Çağrı (Keskin) sustu. Öyle bir lâl oldu ki bütün bedeniyle, korkmanın konuşmak olduğu zannına kapıldı belki de. Diğer Hilal (Gürsoy) ise dudak büktü. Derinlere daldı gitti. Yirmi bir bahar yaşamış ömründe neleri korktuğunu düşündü. Düşünmekten mi korktu bilinmez.
Şeyma (Coşkun) geldi soluk soluğa. Sınav haftası malum, sınava yetişecek elinde bir saksı çiçek: “Bunlar burada dursa olur mu ağabey?”; 
“Dursun durmasına sen korku nedir onu söyle?” 
“Korku bence fıtrattır ağabey. Olmazsa olmazdır. Teslimiyettir. Korkma her zerrede Allah’ı ara. Söyleten de odur susturanda…”
Biz tam bu sohbetin devranından demlenirken, elektronik posta geldi Mustafa Cüneyt’ten. Tevafuk bu ya, korkmak ile ilgili bir makaleydi yolladığı. Sırf Mustafa Cüneyt’in yazdığı makaleyi burada yayınlasak da olurdu ama çeşni lazım.. Daha doğrusu gerçeğin hakikate erişmesi lazım deyu bunları yazdım. Neyse Mustafa Cüneyt hülasa diyor ki: “İnsan bilmediğinden korkar. Ama bilmediğinden korkma tecrübesini de, öğrendiği, yaşadığı, tattığı acılardan öğrenir. Netice olarak insan korkmaya tecrübeleri ile başlar. Daha sonra tecrübe etmekten korkmaya başlar. Tecrübe ederse korkacağını sezer.”
Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip-yayan Rabbinizden korkup-sakının. Ve (yine) kendisiyle, birbirinizle dilekleştiğiniz Allah’tan ve akrabalık (bağlarını koparmak)tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir.
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA