ÇANAKKALE; DOSTA DÜŞMANA EBEDİ BİR DERS ve BİR RUHTUR


Bu makale 2018-03-16 05:12:56 eklenmiş ve 440 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Çanakkale zaferi milletimizin tarihinde dosta,  düşmana sayısız derslerin verildiği ölümsüzleşmiş bir kahramanlık mücadelesidir. Vatan sevdasıyla, cihad ruhuyla, ümmet şuuruyla, zalimlere boyun eğmeme, ahireti kazanma aşkıyla, i’lâyı kelimetullah için yapılmış, Allah’ın yardımına mazhar olunmuş bir zaferdir. En güzel servetin ve izzetin bir vatana sahip olmak olduğunu bilenlerin zaferidir.
Göklerin ölüm yağdırdığı, yerlerin ölüm fışkırdığı, etten  kemikten setlerin, siperlerin oluştuğu, havada mermilerin çarpıştığı, metre kareye altı bin merminin düştüğü, havada insan organların savrulduğu, kıyamet koptu zannedilen beşyüzbin den fazla insanın hayatını kaybettiği, kendisini yenilmez zannedilenlerin Çanakkale boğazının derin sularına hayalleriyle beraber gömüldüğü en çetin savaşlardan birisidir. 
Milletimizin, düşmana kim olduğumuzu öğreten bir derstir. En kısa zamanda boğazı geçeriz diye gururlanan sömürgeci, emperyalist, haçlı sürülerinin gururlarını zillete çeviren bir derstir. Îmânın küfre, hakkın batıla, azın çoğa, üstün geldiği bir derstir.
Bu zaferde  îman, ahlak,  fedakarlık dersi var, insanlık, medeniyet dersi var. Bu zaferde tevhid, vahdet, birlik, kardeşlik dersi var. Bu zaferde  candan, canandan, maldan daha değerli kıymetlerin olduğunu, o değerler uğruna seve seve can verme dersi var. Bu zaferde “ölürsem şehit, kalırsam gazi olurum” diyerek şehâdete koşanların  dersi var. Vatanseverlik dersi var.  Harîm-i islâmı, harîm-i namusu, harîm-i vatanı korumak için kanını, canını verme dersi var. Sadece Allah’a kulluk, başkasına boyun eğmeme dersi var. İstiklâl ve istikbâl için fedayı can etme dersi var. Sorumluluk dersi, düşmana bile yardım etme dersi var. Allah aşkı, vatan, sevgisi, insana değer verme  dersleri var. 
Çanakkale zaferinin kazanılmasında maddi ve manevi sebebler vardır. Maddi sebebler arasında  “Güç hazırlayın” ilâhi emre uyarak, birgün düşmanın boğaza saldıracağını gören ecdadımız  feraset, basiret, ileri görüşü  ile Anadolu ve  Rumeli;  Hamidiye, Mecidiye ve Namazgah tabyalarını yapmışlardır. Askeri bir plân gereği olarak yapılan bu muhteşem tabyalar askeri mimârinin de  en güzel örneğidir. Yapıldıktan sonra yaptıranlar: “Artık bu boğazlardan düşmanın geçmesi imkansızdır” demişlerdir. Buralardan topçu bataryalarının savunması düşmanın donanmalarını perişan etmiştir.
İki taraftan toplam 500 binin üzerinde askerin ölümüne rağmen ecdadımız bir çok centilmenlik ve insanlık örneğinin  sergilendiği Çanakkale savaşında; dağıtılan gaz maskesini almayan bir Anzak askeri sebebini: “Müslümanlar harpte olsa arkadan vurmaz, kalleşlik yapmazlar” demiş ve gaz maskesini almamıştır. Bir  Fransız subayı da bir hatırasını şöyle anlatır: “Şiddetli bir süngü harbinden sonra savaş alanını dolaşırken bir Türk neferinin kendi gömleğini yırtarak bir Fransız askerinin yarasını sardığını gördüm. ‘Niçin öldürmek istediğin askere yardım ediyorsun?’ diye sordum. Mecalsiz Türk askeri şu cevabı verdi: ‘Bu asker yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı… Herhâlde o  annesi olacaktı. Benim ise kimsem yok, o kurtulsun annesinin yanına dönsün istedim.’ Bu asil davranış karşısında gözyaşlarımı tutamadım.  Bu esnada emir subayım Türk askerinin yakasını açtığında gördüğüm manzara karşısında yanaklarımdan sızan yaşlarımın donduğunu hissettim. Çünkü Türk askerinin göğsünde bizim askerden daha derin bir süngü yarası vardı ve bu yarasına bir tutam ot tıkamıştı. Az sonra ikisi de öldü.”
Azimli, kararlı, mert ve fedakâr… Diyarbakır’ın fakir bir köyünden gelen Kürt Memo, temmuz sıcağında bile sırtından çıkarmadığı kırk yamalı kaputu ile savaşmaktadır. Bir gün yüzbaşı, Mehmet’e kaputu çıkarmasını, artık yaz geldiğini söyler. Ama Memo: “Böyle iyiyim kumandanım, bu kaputun her yaması şehit kardeşlerimin elbisesinden alınmadır, beni hem gavurdan hem de soğuktan koruyor.” der. Yüzbaşı: “Hava ısındı hem yaz günü kaputla savaşılmaz ki.” diye üsteler. “Ziyanı yok kumandanım, siz gönlünüzü ferah tutun, ben böyle daha iyi savaşıyorum.” diye cevap verir Memo. Fakat yüzbaşı, Memo’yu çözememiştir. “Çıkar oğlum sen de arkadaşların gibi elbiseyle savaş.” “Müsadenizle kalsın kumandanım.” cevabı yüzbaşıyı sinirlendirmiştir. Memo’ya çıkışarak: “Çıkar dedim mi çıkaracaksın! Ben senin kumandanınım.” Memo kurtuluş olmadığını anlayınca kumandanına fısıltı tonunda bir sesle sırrını açıklamak durumunda kalmıştır. “Kaputu çıkarırsam cıbıldak kalırım; çünkü bunun içinde hiçbir şey yok.
Bu savaşla üzüntümüz sevince, acılarımız mutluluğa dönüşmüştür. Gene bu savaşla “nice az topluluğun çok topluluğa galebe çaldığı…” görülmüştür. Bu savaşta vatanın önemi, devlet,  millet, ümmet olma bilinci ve ruhu daha nice asırlar gelecek nesillere en güzel örnek olmaya devam edecektir. O ruh ve bilinci 15 Temmuzda gördük. Zeytin dalı harekatında da aynı ruhla  görmeye devam ediyoruz.
 Bütün şehitlerimizi rahmet, minnet, hayır ve şükranla yadediyor, Rabbim bıraktıkları emanete sahip çıkmak nasip eylesin. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA