MEHMETÇİK DÜNYAYA SAVAŞ AHLÂKI ÖĞRETİYOR


Bu makale 2018-02-09 05:03:28 eklenmiş ve 553 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Güzel  ahlâk  islâm’ın özüdür. ”Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim” Hadisi Şerifi bunu en açık ifadesidir.
İnsan, toplum ve insanlık ahlâkla ayakta kalır ya da onsuz  yok olur.  Ahlâk her zaman, her yerde, herkese lazım olan bir haslettir. Dosta olduğu gibi  düşmana da,  iyi günde olduğu gibi kötü günde de,  bollukta olduğu gibi darlıkta da  ahlâk üzere olmak Allah’ın emri,  peygamberimizin sünnetidir. 
İslamda  barış esastır.” İslam”  kelimesi Allah’a teslimiyet anlamı yanında “barış ve esenlik” anlamı da vardır. Kur’ân-ı Kerimde “Ey iman edenler topluca barışa girin” ( Bakara 2/208) ve “Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sende buna yanaş ve Allah’a tevekkül et” (En’am 6/127) ayetleri ve  Allah’ın E’s-Selâm (barış ve esenliğin kaynağı) ismi şerifleri islam’ın barışı esas aldığını barış dini olduğunun  en güzel beyanıdır.  
Savaş,  hayatın bir gerçeğidir ve insanlığın en ağır  imtihanıdır. Hâbil ve Kâbil ile başlayan hak- batıl mücadelesi her zaman  devam etmiştir.  Dünyayı sömürmeye, insan kanı ile yaşamaya çalışan, hak ve adaletten nasipsiz, inançsız,  anarşist, terörist zalimler, insan onur ve haysiyetini çiğneyenlerce din, vicdan, yaşama  özgürlüğü hiçe sayanlar, masumları  yurt ve yuvalarından edenler, dokunulmazlıkları   ihlal edenlere, tebliğ ve barış çağrıları karşılıksız kalıyorsa,  bu ihlallere karşı  savaşla  karşı koymak zulümlerini bertaraf etmek  cihadın en son basamağıdır. Bu durumlarda özgürlüğün, huzur ve emniyetin tesisi, hak ve adaletin gerçekleşmesi, sınırların güvenliği, istikbal ve istiklâl için savaş mukaddes bir cihada dönüşüyor.
 Peygamber (sav) efendimiz  “Savaşı temenni etmeyin. Allah’tan af, afiyet dileyin. Düşmanla karşılaştığınız zaman da sabredin. İyi bilin ki cennet kılıçların gölgesin altındadır.” (Buhari cihad 156)  buyurarak müslümanın yol haritasını  beyan etmiştir. Kur’ân-ı Kerimde de “ Sizinle savaşanlara karşı sizde  Allah yolunda savaşın. Fakat haksız yere saldırmayın. Muhakkak Allah haddi aşanları sevmez. ( Bakara 190) buyurarak savaşta da haddi aşmamayı, ahlâkı  esasları ihmal etmemeyi emretmektedir. 
Rahmet peygamberi (sav) nin savaşa çıkan ordularına  uyarısı şöyledir: “ Allah’tan korkarak aşırı gitmeyecekler, işkence ve intikamdan uzak duracaklar; yaşlı, kadın, çocuk ve mabede ibadette olanlara dokunmayacaklar, ağaçları kesmeyecekler (çevreye zarar vermeyecekler) dir.”  buyurarak savaşın da bir kuralı, sınırı , savaşmanın da bir ahlakı olduğunu bildirmiştir. 
Mekke’nin fethi gününde, kendisine akla- hayale  gelmedik işkenceler  yapan, evini yurdunu terk etmek durumunda bırakan,  o insanları isterse hepsini kılıçtan geçireceği bir zamanda :” Siz geçmişte yaptıklarınızdan hesaba çekilecek değilsiniz. Karşı gelmedikçe hepiniz affedildiniz” buyurarak  gönüllerini fethetmiştir. Bunun için Müslümanların savaşları bir sömürü için değil, yaşatmak için bir fetih haraketidir.
Çanakkale’de gaz maskesi dağıtılırken almak istemeyen anzak askerleri sebebini: “Türkler dürüst  insandır. Savaş da olsa kalleş bir yola asla başvurmazlar, onlar böyle bir şey yapmaz” demişlerdir. Yine Çanakkale de düşman askerinin yarasını sarmaktan, ona yiyecek – içecek vermeye varıncaya kadar bir çok güzel insani örneklerle insanlığın ölmediğini, gönül kazanmanın esas olduğunu göstermişlerdir.
Ahlâkı esas almayan güç zulme dönüşür. İslam’ın hedefi ahlaklı insan ve toplumu tesis etmektir. Savaşta olsa ahlaki kurallar çiğnenemez. Dünya iki cihan savaşının arkasından, kullanılan nükleer, biyolojik, kimyasal silahların, tecavüzlerin, toplu katliamların ve Hiroşima, Nagaziki’ye atılan bombaların arkasından Birleşmiş milletler kararları, Cenevre sözleşmeleriyle islam’ın savaş ahlâkı veya hukuku diyeceğimiz kurallarının çoğunu  kabul etmişlerdir.
Sömürgeci zalimler, ahlaki esasları tanımadıkları gibi hukukî kurallara da uymamaktadırlar.  Sivil halkın üstüne roket fırlatırlarken, camilere, okullara, hastaneler,  ibadet eden insanların üstüne bomba atarken, şanlı ordumuz insanlığa savaş ahlakı öğretmektedir. Öldürmeyi değil yaşatmayı gaye edinmiş pilotumuz; “İnsan büyür beşikte, mezarda yatmak için ,  kahramanlar  can verir vatanı yaşatmak için.”  diyerek  ecdadı Osman Gazi gibi:  “Bizim gayemiz cihangirlik davası değildir. Gayemiz Allah yolunda cihad edin emrine uymaktır.” Ve “Ölürsem şehid, kalırsam gazi” ruhuyla Allah yolunda Allah’ın rızasını kazanmak için,  bir tek masum insanın canına dokunmamaya azami gayret göstermektedirler. 
Afrin  harekatı da islâm’ın diğer cihadları gibi yaşatmak, kurtarmak, güvenlik ve esenlik  için büyük bir gayeyi gerçekleştirmektedir. İnsanlığa en güzel örneklerle, savaş ahlâkını öğreten  güzel bir ders verilmektedir. 
Mehmetçiğimizin  kahramanca cihadı ve  insanlığa verdiği bu güzel dersten dolayı ne kadar tebrik etsek azdır. Cenab-ı Hakk yardımcı etsin ve  muzaffer kılması için beraber  duâ edelim. Cumanın feyiz ve bereketinin daim olması niyazıyla  selâm… 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA