BİR ÇAY SÜZGECİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 1


Bu makale 2018-02-07 05:09:40 eklenmiş ve 938 kez görüntülenmiştir.
(BABİL) Nigâr Mat Ağyel

Münih’teki en önemli problemlerden biri ev bulmak. Ağzınızla kuş tutsanız yok. Çünkü ev yok. TOKİ falan da olmayınca... Geleli iki buçuk yıl oldu; üçüncü evimizdeyiz. İlk başta kiraladığımız geçici iki evden hiç bahsetmiyorum bile. Hal böyle olunca, semtler, evler, ev sahipleri konusunda hatırı sayılır bilgi sahibi olduk.
Biz ev eşyamızı getirmedik buraya. Dolayısıyla hep “voll möbliert” evlerde oturduk. İlk evimiz yeni bir evdi, ilk sakinleri bizdik. Herhangi bir yaşanmışlık söz konusu değildi. İkinci evimiz genç bir çiftin eviydi. Allah mesut etsin, İspanyol bir hanımla, Alman bir bey. Bu evde, o çok meşhur Alman “nizam ve intizam”ının yanı sıra, özellikle mutfakta karşımıza çıkıveren, allı, morlu taslar, tabaklar ya da bütün donukluğun ortasında çekmecelerden hınzırca göz kırpan renkli örtüler bizi neşelendiriyordu. Ama hiçbir şey, şu an oturduğumuz evde karşıma çıkan nesne kadar sevindirmedi beni. Sevgili ev sahibemiz, bizim Türk olduğumuzu, İstanbul’dan geldiğimizi duyunca, “Fantastisch!” diye haykırdı yüzümüze. Sonra heyecanla gülümseyerek, “Biliyor musunuz, bu evi de, benim evimi de Hamide temizliyor” dedi. Elinin işaretinden anladım, Hamide kısa boylu tıknaz bir hanım. Hamide’nin haberi yok tabii bize referans olduğundan, ama ben Hamide’yi bulsam, kulağına fısıldayacağım birkaç şey var. Ah be Hamide, ah be güzelim diyeceğim, eşyaları bi’ çekeydin, altlarını bi’ sileydin, çamaşırları ıslak ıslak makinede bırakmayaydın, fırını vs. temizleyip paklayaydın... Neyse, Allah iyiliğini versin Hamide’nin. Üç koca günümü yedi, ama ev sahibemizin nazarında kredimizi yükseltti.
İşte ben Hamide’nin “temizlediği” evi, sil baştan bir daha temizlerken, mutfaktaki çekmecelerden birinde bir çay süzgecine rastladım. Öyle ahım şahım bir şey değil ha... Perşembe pazarına uğra, ilk tezgahtan al, çık; o cinsten. Birden bire kimyam değişti. Kendi evimde değilsem bile, komşu teyzenin evindeyim. Komşu teyze: “Nigâr, guzum, sen gençsin, beni galdırma, şurdan çaylarımızı goy da gel” demiş, ben de mutfakta çay bardaklarını hazırlıyorum. Hatta Hamide de misafirlerin arasında gülümsüyor bana. Bir tel süzgeç yetti içimi ısıtmaya. 
Daha sonraları bu evde, dünyanın farklı halklarının kullandığı farklı nesnelere, aksesuarlara da rastladım. Elbette bu, tamamen ev sahibemizin dünyaya bakışından kaynaklanıyor. Diğer iki evimizde olmayan bir şey var bu evde. Kendimi iyi hissettiriyor bana. 
Farklı kültürlerden insanlarla bir arada yaşamak, hiç bilmediğim bir dilde söylenen bir şarkıya eşlik etmek gibi benim için. Sözleri bilemeyebilirim, ama bu şarkıyı mırıldanmama engel değil.
Kökleri aynı yerde olmayan insanların, şu ya da bu nedenle (göç, sürgün, iş, eğitim vs) birlikte yaşamaları söz konusu olduğunda, birden bire ortalıkta bazı sözcükler uçuşmaya başlıyor. Uyum, etkileşim, bütünleşme (entegrasyon), asimilasyon (TDK, bu sözcüğün karşılığına “özümleme, benzeşme” demiş), alt kimlik, üst kimlik gibi... Kimi, entegrasyon iyidir, kötü olan asimilasyondur diyor. Kimi, asimilasyon dışındaki tüm bu kavramların, baskın yapı tarafından, asimilasyona giden süreci yumuşatmak için uydurulmuş şeyler olduğunu, aslında bütün yolların asimilasyona gittiğini söylüyor. Konunun pek çok tarafı, inanılmaz bir derinliği var. Bol miktarda hüzün, öfke ve hayal kırıklığı içeriyor. Bir taraf, bu benim kültürüm, kimliğim diyor, diğer taraf, tamam da burası benim ülkem, bari dilimi öğren diyor. Her iki taraf da sürekli birbirlerini saygıya davet ediyorlar. Kişisel olarak bazen inanılmaz inceliklerle karşılaşıyorsunuz, bazen de son derece nobran tavırlarla. Her iki tavrın da sizin üzerinizde yarattığı etkiyle, aynı kültürden olduğunuzu düşündüğünüz bir başkası üzerinde yarattığı etki farklı oluyor. “Farklılık” öyle ilginç bir kavram ki zamana, algıya, insanın beklenti ve isteklerine göre değişiyor. Bireyler için olduğu gibi toplumlar için de bu böyle. Yeter ki birileri bile isteye kaşımasınlar, sözüm ona “farklılıkları”.  Ben isterim ki, farklı kültürler yan yana geldiğinde, keşke her iki kültürün bütün ögeleri birbirleriyle sağlıklı bir etkileşim içinde olsa ve sonunda her bir öge bütün olarak işlevsellik kazansa. Fazla ütopik mi buldunuz? Sözünüzü geri alın. Çünkü, burada, Almanya’da bunu başarmış bir “kültür ögesi” var: Döner!
Hiç gülmeyin; bence Türk-Alman kültürleri arasındaki en önemli bağ, döner. Avrupa Türk Döner İmalatçıları Derneği ATDID’in verilerine göre, dört bini Berlin’de olmak üzere,bugün Almanya’da toplam kırk bin dönerci varmış. Kırk bin! Günde iki milyon porsiyon döner yeniliyormuş. Meşhur sosisleri Currywurst ve Bratwurst bu kadar yeniyor mu bilmem. Döner Avrupa’da artık fabrikalarda üretilip, lokantalara, büfelere öyle sevkediliyormuş. 470’i Almanya’da olmak üzere Avrupa’da 800’ü aşkın döner üretim tesisi mevcutmuş. Neden kültür öğesi dediğime gelince...
Burada yenilen döner, başka türlü bir döner. Hadi et bizimkiyle aşağı yukarı aynı desek de, işin içine burada soslar girmiş. Domates püresi, salça vs esaslı acılı, tatlılı kırmızı soslar, yoğurt, sarımsak esaslı beyaz soslar, değişik baharatlar, çeşitli salatalar... Bunların hepsi alt alta, üst üste diziliyor, sarılıp sarmalanıyor, oluyor sana Alman döneri. İsmi Türk, özü Türk, üstü başı Alman. Benim alışık olduğum bir tarz olmadığından yiyemiyorum, ama sırf Almanlar değil, burada yaşayan herkes bayılıyor. Yıllarca patatese ve sosise mahkûm edilmiş mideler, döner sayesinde bayram ediyor. 
Döner, yan yana yaşamak durumunda olan iki kültürden birinin etinin, ekmeğinin, diğer kültürün sosuyla, salatasıyla, tamamensağlıklı bir etkileşim içine girmesi sonucu ortaya çıkan, son derece işlevsel bir “kültürel öge”.
Hani ütopyaydı?
Neyse, sizi bilmem, ama ben acıktım. Gidip bir şeyler atıştırayım. Siz de ister birer etli ekmek, ister yağlısından bir Akşehir kebabı yiyin. Haftaya yine buluşalım. Mevzu derin.
Afiyet olsun.
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
















« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA