KIZIL ELMA’YA HEY KIZIL ELMA’YA


Bu makale 2018-02-03 05:21:34 eklenmiş ve 711 kez görüntülenmiştir.
Mustafa TUNCA

Bu günkü yazınıda gündemdeki tüm gelişmelerinden sıyrılarak milat’tan önceki Türk efsanelerine yer vermeyi düşündüm. 
Bizim öğrencilik yıllarımızda Yalvaç’lı Mehmet Çoban diye bir abimiz vardı. Hep tarihçi İbrahim Kafasoğlu’nun kitaplarını okur ve bize kelimeleri süsleyerek anlatırdı. Ki onu hep hayran hayran izlerdik! Kimbilir? belki de Turan’cılık idealini bize çoban abimiz aşılamış olabilir.!
“KIzıl elma” adını ve efsanesini hiç sevmeyenler! Her nedense “Diriliş Ertuğrul” dizisinde bu isme yer vermeye başladılar. Doğrusu hoşuma da gitti. Keşke her filmde kimliğimizi yeni nesillere bu yolla da olsa doğru anlatabilsek. İşte o  zaman yabancı hayranlığını terk etmiş olacağız. “Kızıl elma” Tarihteki Türk destanlarından sadece birisidir...
‘Kızıl elma’ya çağımız ediplerinden Ziya Gökalp, Turan ülküsü ile birleştirerekyeni bir şekil vermiştir. Peki “Kızıl elma” nedir? “Kızıl elma” oğuz türklerinde bir fikir akımı idi. Öyle bir hayali düşünülen düşündükçe uzaklaşan uzaklaştıkça da cazibesi artan ülkülerin adıdır. “Kızıl elma” Türk devletleri için belli hedefleri, bir amacı simgeler. Gidilmesi ve feth edilmesi gereken bölgeyi ifade ettiği gibi kimi zaman da dağılmış aşiretlerden devlet kurma idealini, kimi zaman da Türk mefküresini gaye edinmiştir. Kızıl lafı Türk kültüründe ekseriyetle değer verilen bir renk, elma veya alma ise bolluk bereket ve şifa olarak bilinen bir meyvenin adıdır. “Kızıl elma” terimi ilk kez orta asya’da uygur Türk’leri tarafından benimsendiği sanılıyor. 
Ergenekon destanında Ergenekon’dan dışarıya çıkma ve Çinliler tarafından gasp edilen yurtları geri alma ülküsünü simgelediğini söylenebilir. Orta Asya’da Hazar denizinin doğusunda kalan Hazar halkının Altıntop’un yani “Kızıl Elma”yı bir destan bir hedef ve efsanelerin adı olarak da düşünülebilir. İşte bu düşünceden yola çıkarsak günümüzde Ergenekon adı nice yolsuzluk  talan iftira ve kumpaslarla kirletilip lekelenmek üzereyken suç üstü yakalandılar. Türk’ü tarihinden kökeninden koparmak istiyorlardı. “Hemdedin” adına “TANRI” Türk’ü tekrar korudu.!
Dedekorkut Destanı, Manas Destanı, Ergenekon Destanı, Kültigin Destanı gibi daha nice efsane ve ülkülerle medeniyetini pekiştirerek bu günlere kadar getirebilen pek az millet var. 
Türk adı Hz. Nuh’a dayanır! Nuh’un oğlu Yafes Yafes’in üçüncü oğlunun adı da Türk’dür. Yukarıda bahsettiğimiz destanlar ilk çağlardan günümüze kadar asla bir ırkçılığa dönüşmemiş aksine mazlum milletlere bir kılavuz bir kalkan olmuştur. Günümüzdeki sömürgeci ülkeleri düşünün! Ne tarihleri ne destanları var. Ama dünyanın en ücra köşelerinde yaşayan insanların zorla dillerini hayat tarzlarını değiştirirler. İşte bu destanların öğretisiyle millet olarak bugünlere kadar ayakta kaldık. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA