SEVAKİN ADASI


Bu makale 2018-02-01 05:22:03 eklenmiş ve 569 kez görüntülenmiştir.
Mustafa TUNCA

12.01.2018 akşamı A Haber TV’de Sudan’ın Sevakin Adası ile ilgili bir program vardı. Programın başlarında Ege’deki onsekiz adamızı Yunanistan işgal etti. Yetkililer derin bir sükut içinde! diye düşündüm. Programı sonuna kadar izledim. 
Şimdi Sevakin nasıl bizim oldu? Ona bakalım. Sevakin 1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in adayı fethi ile Türk’lerin eline geçti. 1917 yılında arap yarımadasıyla beraber Sevakin’e de veda ettik.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sudan ziyaretinde Sudan Cumhurbaşkanı Ömer Ali ile mutabakata varılarak Türkiye’ye verilen Sevakin adası Kızıldeniz’de stratejik bakımdan çok önemli bir yer. Ada’nın Türkiye’ye verilişi Afrika’yı yüz yıllardır sömüren emperyal ülkeleri gerçekten çok üzdü. Ancak bu zalim devletlerin maşası ve sözde müslüman olan Mısır ve Suudi Arabistan’ı adeta çıldırttı. Bu ada ile ilgili programa 9. Cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel’in Baş Danışmanı Lütfü Akdoğan’da davetli olarak katıldı. Akdoğan kısa ve öz tespitlerde bulundu. Programa öyle bir renk kattı ki: görülmeye değerdi. Akdoğan 1917’de o bölgede uğradığımız ihanetleri anlattı. Şöle dedi: “1967 Arap İsrail savaşında Arap orduları İsaril topraklarına girmek üzereyken Arap yöneticiler İsrail lobisi ile gizlice anlaşınca savaşın sonucu Arap’lar için bir hezimet olmuştur. 1917’de biz Kudüs’ten Medine’den çıkmadık. Arap ihanetleriyle çıkarıldık. Bizden sonra Kudüs’ü İngiliz’lere verdiler. Mısır’da Habeşistan’da Sudan’da değil. Bana inanın Madagaskar’da Türk’lerin izi var. Araplar her savaşta İsrail’e yenilince günümüzde İ.İ.T benzeri bir teşkilat için bir program hazırlayıp bu programa Türkiye’yi de davet ettiler. Başbakan Demirel “Biz laik ülkeyiz.” deyip katılmak istemedi. Ben danışman idim. Demirel’i ikna ettim. İhsan Sabri bey dış işleri bakanı idi. Beraber toplantıya katıldık. Arap’lar toplantıda İsrail’e karşı bir uzlaşma ve çözüm bulmaları lazım iken bir birleri ile çok sert bir söz düellosuna girince toplantıda hiç bir sonuç alınamadan dağıldı..” Akdoğan
Bir iş adamının ihanetini de “Yine Demirel hükümetinin maliye bakanı Washinton’a kredi almak için gitti. Şimdi TÜSİAD üyesi olan bir iş adamı Washinton’a telefon ederek “Sakın Bakan’a kredi vermeyin.” diyor. “Bakan eli boş döndü.” dedi. Lütfü Akdoğan’ın şahsiyetini severim muhterem bir insandır. Bu anlattıklarını kitaplarında okumamıştım. İsmini vermediği TÜSİAD’lı iş adamının Washinton’a telefonu bende derin şüpheler uyandırdı. Acaba! o iş adamı şimdi nasıl bir yağcılık ve iki yüzlülük içindedir.? İşte toparlayıp geldiğimiz konu Sevakin olunca ihanetlerin bitmediğini anlamamız gerekiyor. Gariban işçilerin emeğini sömüren iş adamı hain olursa, ne diyelim kimseye söz anlatamaz olduk. Sadece vatan severlerin mücadelesi vefakarlığı yeterli olmuyor ki.  
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA