MUTLULUK VE MUTSUZLUK


Bu makale 2018-01-19 06:10:33 eklenmiş ve 638 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Mutluluk her insanın arzusu, mutsuzluk ise her insanın istemediği korkusudur. Mutluluk hayatı yaşamaya değer hale getirir, mutsuzluk hayatı çekilmez yapar. Mutlu insan bedenen, aklen, ruhen sağlıklı, mutsuz insan  ruhen de olsa  rahatsızdır.

 İnsanı yaratan, yaşatan, rızkını veren Allah, insanın dünya ve ahirette mutlu olmasını  istiyor. Bunun için de kitaplar indirmiş, peygamberler seçmiş, doğru yola hidayet etmiş, iyilikleri emretmiştir. İnsanı mutsuz edecek bütün kötülükleri   haram kılmıştır.                 Dünya ve ahireti bir bütün olarak ele alan islâm, mutluluğu da insanın dünya ve âhiretini kapsayacak şekilde ele almıştır. 

Mutluluk yollarının başında doğru, sağlam, güçlü bir îman gelir.   Mutluluk doğru, güzel düşüncelerle başlamaktadır. Peygamber (sav)  inancın merkezi olarak kalbi ve onun düzgünlüğü ile hayatın güzelliğini işaret ederek:  “İnsan bedeninde bir et parçası vardır. O iyi olursa bütün beden iyi olur. O bozuk olursa bütün vücut bozuk olur” buyurmuşlardır. Kur’ân-ı Kerîmde de kalplerin Allah’ın zikriyle mutlu olacağı belirtilerek:  ” Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”  (Ra’d 28)  Böyle gönül dünyaları Allah sevgisi ile dolu  bir kimsenin üzerine huzur iner. Böyle bir nefis sahibi de hem kendisini, hem de Allah’ı râzı ederek  O’na iyi bir kul olur, rızâsını kazanır. O Allah’tan razı, Allah’ta  ondan razı olarak cennetine girer. 

 Sorumluluğunu yerine getiren insan mutludur.  İnanan insan var oluş gayesini idrak etmiş, boşuna yaratılmadığını, başıboş bırakılmadığını bilerek sorumluluk duygusu ile dolu dolu bir hayat yaşar. İnanmayan insan için hayat anlamını bulamamış, gayesiz, başıboş,  boşa geçen, çile, ızdırap dolu bir zamana dönüşmüştür. Câhiliye toplumlarında mutluluk şans ve talihe bağlanırken, İslam ile bu  insanın kendisine, yapıp ettiklerine, sorumluluklarına ve Allah’a bağlanmaktadır. Rasûlüllah (sav) Mekke’nin Fethi günü insanlara hitabeden şöyle buyurmuştur. “ …İnsanlar iki guruptur.: İyi, takva sahibi, Allah katında değerli kişi ve günahkâr, bedbaht da Allah katında değersizdir. İnsanlar Âdem’in çocuklarıdır. ” (Ebu Dâvud, Edeb, 110, 111)

Allah’a rıza göstermekte mutluluk vesilesidir. Sa’d bin Ebi Vakkas (ra) tarafından nakledildiğine göre, Rasûlüllah (sav) şöyle buyurmuştur.: “İnsanoğlu, Allah’ın kendisine takdir ettiğine rıza gösterirse mutlu olur. Şayet Allah’tan hayırlı olanı ummayı terk eder ve Allah’ın kendisi için takdir ettiğine kızıp, isyan ederse bedbaht olur.” (Tirmizi Kader, 15) Allah’ın takdirine rıza göstermeyen insan, Allah’a bir zarar veremeyeceği gibi, kendisi hakkında takdir edileni de değiştirmesi imkansızdır. Sadece kendini vehimlerle huzursuz etmektedir. 

Şükreden insan mutludur.   İnanan insan,  her  nefes alıp vermede  iki şükür gerektiğini, aynı anda gören gözü, işten kulağı, çarpan kalbi, düşünen aklı… için ve sayısız nimetlere nail olduğunu bilir  ve bunun için Rabbini hamd ile tekbir, tesbih ederek zikreder ve O’na şükreder.  Her nimet onun için bir mutluluk vesilesidir. Şükretmeyen nankör, içerisine düştüğü hırs, tamah ve kanaatsizlikle hep bedbahttır.   Üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdikten sonra Allah’a güvenip neticeye tevekkül etmek de  insanı karamsarlıktan kurtarıp, geleceğe umutla bakar duruma getirir.  Allah’a  tevekkül eden  insan  mutlu insandır. 

 Mutlulukta sevginin ayrı bir yeri vardır. Seven ve  sevilen insanlar mutludur.” Birbirinizi sevmedikçe  (tam) îman etmiş olmazsınız”  buyuran Peygamber efendimiz inançla kurulan  sevgi köprüsüne  ve onun sağlayacağı mutluluğa dikkat çekmiştir. Hayatta her şey sevginin etrafında dönmektedir. Merkezde hep Allah vardır. İnsan Allah’dan gelip Allah’a gitmektedir.

Hüsnü zan, ihlas, samimiyet,çalışmak, üretmek, kazanmak, iyi niyet, hak ve adalet üzere olmak, doğruluk, temizlik yanında   peygamberimizin bildirdiği üzere, ”  sâlih, sâliha bir  eş,  mesken ve  binek de  kişinin mutluluğundandır.” Mutlu eden insanda bu mutlulukla önce kendisi  mutlu olur. 

Ebu Hureyre (ra) dan rivayet edildiğine  göre, Rasulüllah (sav) , “Şakî, (bedbaht)  dışında kimse cehennem ateşine girmez.” buyurmuş, Ey Allah’ın Rasûlü, şakî kimdir?  diye  kendisine sorulunca da, “Şaki, Allah için hiçbir taatte (ibadet ve amelde) bulunmayan ve Allah için hiçbir kötülüğü (günahı) terk etmeyen kimsedir.” Cevabını vermiştir. (İbn Mâce, zühd, 35)

Mutlu insanlardan mutlu bir aile ve mutlu bir toplum meydana gelir. Her ilâhi emir insanların mutluluğu içindir. Her ilahi nehiyde  insanları  mutsuzluktan kurtarmak içindir. Asıl mutluluk ahiret mutluluğudur.

 Hz Yusuf (as) zindanı mektebe çevirirken, Hz İbrahim’n (as) atıldığı ateş gülistanlık olurken, Hz Musa (as) bebekliğinde suların üstünde düşmanının  kucağında emin ellerde, Firavunu boğan deniz önünde açılırken, Hz Muhammed (sav) Sevr mağarasında düşmanları çok yakınında iken ;” Üzülme ! Allah bizimle beraber”  derken  mutluydular.  İnanan insan  her halde mutludur.

 

Îmanla, iyiliklerle, mutluluk dağıtan bahtiyarlardan olmak  niyazıyla,  cumanın feyzi ve bereketi  üzerimizde daim olsun. 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA