ZULMÜN SONU HÜSRANDIR,ZULÜMLE ABAD OLUNMAZ


Bu makale 2018-01-09 05:21:35 eklenmiş ve 428 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

İslâm’ın hedefi,yeryüzünde  huzur içinde yaşanılabilir bir dünya kurmaktır. Bunun için şirki,  küfrü,  zulmü, fitneyi, nifakı kaldırmak, bunlarım yerine, îmanı, hakkı, adâleti, sevgi, şefkat ve merhameti yaymak, tevhid ruhunu gerçekleştirmektir. 
Bir Kutsi Hadis-i Şerifte Allah celle  celalühü : “Ey kullarım! Ben zulmü kendime haram kıldım;  onu sizin aranızda da haram kıldım; öyleyse birbirinize zulüm yapmayın.” (Müslim Birr 55) En ufak bir haksızlığa bile müsaadesi olmayan Rabbimiz kimseye zulmetmezken insan kendisine veya başkasına zulmetmektedir.
Zulüm, haksızlık etmek, hak sahibine hakkını vermemek, bir şeyi layığı olmayan yerde kullanmaktır. Her zulüm bir karanlık, bir kaos, bir huzursuzluk sebebidir. İnsanın yaptığı en büyük haksızlık Allah’a karşı yapılandır. O’nu inkar, O’na ibadet etmemek, kulluk yapmamak Allah’a karşı bir haksızlık ve zulümdür.  Allah’ın hakkını yerine getirmemek, O’na karşı  yapılması gerekeni yapmamak Kur’ân ifadesiyle, ”Allah’a şirk koşmak en büyük zulümdür.” (Lokman 31/13) 
İkinci aşamada insanın yaptığı zulüm insanın kendisinedir. İnsanın vücudunun kendi üzerinde hakkı vardır. İnsanın bedenî, aklî, rûhî  ihtiyaçlarını yerine getirmemesi birer zulümdür. İşlediği kötülükler, hatalar, günahlarda önce insanın kendi kendine yaptığı zulümlerdir.  “Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah’tan bağışlama dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur.” (nisa 4/110)
İnsanın kendisinden sonra yapabileceği zulümler en yakınlarından başlayarak genişleyip gider. İslâm,  anne babaya, eziyet ve saygısızlıktan öte öf bile demeyi yasaklamıştır. Çocuklar arsında ayırım yapmakta bir haksızlık ve zulümdür. “Bir kimse, komşusu kendisinin kötü davranışlarından emin olmadığı sürece iman etmiş olmaz”  ( İbn Hanbel I, 388)  buyuran peygamberimiz herkese ve her şeye hakkını vererek  muamele edilmesini istemektedir. Eşler birbirlerinin haklarını gözetmelidirler. İslamın ölçülerinde asla haksızlığa ve zulme yer yoktur. Müslüman olup olmamakta zulmü değiştirmez.  Savaşta bile  zulüm yasaklanmıştır.  Can taşıyan her varlığa zulüm haramdır. 
“Müslüman, müslümanın kardeşidir. O’na zulmetmez ve onu yardımsız bırakmaz ve onu hor görmez. (Müslim Birr 32)”  Bir haksızlığa şahit olan herkes, en az haksızlığa uğrayan kişi kadar zulme ortaktır. Rasûlüllah  (sav)  israiloğullarını yaptıkları kötülüklerden ve zulme engel olmadıklarından dolayı kınamış ve heyecanla, “ Hayır! hayır! Zalimin zulmünü önlemedikçe sizede kurtuluş yoktur!” buyurmuştur. Değil zulme razı olmak zulmedenlere meyletmek bile Kur’ân-ı Kerimde yasaklanmış (Hûd 11/113) ve mazlumlar için gayret göstermeyenler  kınanmıştır.  (Nisa 4/75)
 Zulüm yapmak ne kadar  kötü ise zulme katlanmak, sessiz ve seyirci kalmakta o kadar çirkindir. Müslüman ne zulmeder, ne de zulme katlanır.  Zulme katlanmak veya seyirci kalmak zalime cesaret verir ve zulmün yaygınlaşmasına sebep olur. “İnsanlar bir zalimi görürlerde ona engel olmazlarsa, Allah’ın onları umumi bir azaba uğratması kaçınılmazdır.” ( Ebu Davud Melâhim 17 )  
Zulmün olduğu yerde huzur olmaz. Zulümle ebedi de olunamaz.  Firavun oğlan çocuklarını öldürüp, kadınları sağ bırakıp, halkı fırkalara bölerken  zulmediyordu ve sonunu hazırlıyordu. Onun uşakları da aynı şekilde müslümanları bölmeye, zayıflatmaya çalışarak sömürü üstünden yaşamaya devam etmektedir.   Zulüm ferdi boyuttan küresel boyutlarda insanlığı ve dünyayı yaşanmaz hale getiriyor. Amerika, İsrail başta olmak üzere kendisinden başkasına hak hukuk tanımak istemeyen zalim sömürgeciler ağır silahlarıyla Kur’ân-ı Kerimin ifadesiyle “ ekin ve nesilleri yok etmeye” (şehirleri harap etmeye)  devam ediyorlar. ( Bakara 205). 
Zulmün en büyük sebebi îman nimetinden mahrum olmak,  Allah ve ahret duygusu taşımamak, ahlâki değerleri, hak ve hukuku hiçe saymak,  kendi menfaat ve çıkarları için başkalarını sömürme duygusudur.  Bütün zulümleri ortadan kaldıracak hakkı ve adâleti gerçekleştirecek yegane ölçü Allah’ın ilâhi nizamıdır. 
“Zalimler asla kurtuluşa eremeyeceklerdir” (Kasas 28/37)   Zamanın en güzel imkanlarına sahipken yok olup giden Semud kavmi hakkında Kur’ân-ı Kerim:   ” İşte haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri! Anlayan bir kavim için elbette bunda bir ibret vardır.”   ( Neml 52)  diyerek gözümüzün önüne ibret almak için Semud kavminin akıbetini getirmektedir.
Zulmün sıradanlaştığı, zalimlerin desteklendiği bir zamanda  devamlı zulmün karşısında ve haktan yana olan Peygamber (sav) nasıl bütün peygamberler gibi zulmetmekten ve zulme uğramaktan Allah’a sığınıp  mücadele etmişse her  Müslüman da  zulme  karşı dimdik durmalıdır.   Haktan yana hak üzere olmak ne büyük bir mutluluktur.
 Ve’s-Selam. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
SİZİN VEKİLİNİZ KİM ?
FATİH SATILMIŞ
SALİH AKÇA
ORHAN ERDEM
BÜLENT AYCAN
İSMAİL AFŞAR
OSMAN FEDAİ
SEVİL SARGIN
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA