PEYGAMBER efendimizin BİR ENDİŞESİ VE İSLAM ÂLEMİ


Bu makale 2017-12-22 04:52:43 eklenmiş ve 623 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Peygamber (sav) efendimiz  vefat etmeden  kısa bir zaman önce Bizans üzerine bir ordu hazırladı.  Hz. Ebubekir (ra), Hz Ömer (ra) gibi önde gelen sahabilerinde olduğu bir ordunun başına on sekiz veya on dokuz yaşında Üsame bin Zeyd komutan olarak seçti.  Bu durum  ashab-ı Kiram  arasında  eleştirildi. 
Bu orduya peygamberimiz bir de  tavsiyede bulundu; “verdikleri sözden dönmemelerini, çocuk ve kadınları öldürmemelerini, düşmanla karşılaşmayı temenni etmemelerini, birbirleriyle çekişmemelerini”  tavsiye ederek orduyu uğurladı.  Peygamberimizin hastalığı ağırlaşınca bu ordu hareket edemedi. Müslümanların birbirleriyle çekişmemeleri, tefrika endişesi  peygamberimizin kıyamete kadar en  son ve en önemli uyarıları arasında yerini aldı.
Aynı konuda bir başka uyarısı da;  Ukbe İbni Âmir (ra)’den rivayet  edildiğine göre Resûlullah (sav),  aradan sekiz yıl geçtikten sonra bir gün Uhud şehidlerini ziyarete gitti. Yaşayanlara ve ölenlere vedâ eder gibi onlara dua etti. Sonra  (konuşmak üzere) minbere çıktı ve şunları söyledi: “Ben âhirete sizden önce gideceğim ve sizin için hazırlık yapacağım; sizin Allah yolundaki hizmetlerinize şâhitlik edeceğim. Buluşma yerimiz Kevser havuzunun yanıdır. Ben şu bulunduğum yerden Kevser havuzunu görmekteyim. Ben sizin Allah’a şirk koşmanızdan korkmuyorum. Ama dünya hırsıyla birbirinizle didişip çekişmenizden korkuyorum.” Ukbe sözüne şöyle devam etti: Bu benim  Resûlullah’ı son görüşüm oldu. (Buhârî, Megâzî 17; Müslim, Fezâil 31.Ebû Dâvûd, Cenâiz 68-70; Nesâî, Cenâiz 61)  Diğer bir rivayete göre Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:  “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.”
İslâm tevhid, vahdet dînidir. Peygamber (sav) ile inananlara tevhid gerçeğinin özü  en doğru  bir şekilde öğretilmiştir. Böyle bir toplumun şirke düşme riski  korku olmaktan çıkmıştır.  Peygamberimiz;  “Ben sizin Allah’a şirk koşmanızdan korkmuyorum. Ama dünya hırsıyla birbirinizle didişip çekişmenizden korkuyorum.” buyurmuşlar ve inançtaki tevhid ruhunun toplum hayatında da  vahdete birliğe dönüşmesini, didişmekten ve tefrikadan uzak olunmasını  istemiştir. Çekişen toplumun gücü gider,cesaretlerini yitirirler,ümitsizliğe düşer, birbirlerinden nefret edip aralarında fitneler, savaşlar çıkıp yok olur giderler. Güçlü olmanın, ezilmemenin, sömürülmemenin, huzur içinde yaşamanın, hakkı ve adaleti yeryüzünde hakim kılmanın yolu birlik, beraberlik neticesinde güçlü olmaktan geçtiği bildirilmektedir. 
Kur’ân-ı Kerîmde aynı konuda daha açık bir beyanla ; “Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” Enfal 8/46) buyurarak  çekişmenin bir toplumu  nasıl çökerteceğini, nereye götüreceği  açıkca bildirilmektedir.
Kur’ân-ı Kerim de bu konuda  bir örnek olarak Uhud  harbini  hatırlatmakta,  müslümanlar Peygamber efendimizin emrine uyup uymama konusunda birbirleriyle  tartıştıkları zaman istenmeyen neticeyle karşılaştılar.  (Al-i İmran 152) Aynı surenin  105. Âyetinde ise bunun sonucunun azap olduğu beyan edilmiştir.; ““ Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.”   Neticenin dünya ve ahrette perişan duruma düşüleceği bildirilmiştir. Bu sünnetullahdır.  Allah’ın ezeli ve ebedi kanunudur.   Müslümanların arasında olması gereken birlik, sevgi, saygı, şefkat, merhamet, yardımlaşma ve dayanışmadır. Allah’ın yardımı,  rahmeti  beraber olan cemaat  üzerinedir.  (Biz bir cemaatız diyerek ayrımcılık yapan hatta milletine kâfir aklıyla savaş açanları kastetmiyorum)
Kıtaların birleştiği Avrupa, Amerika gibi bir dünyada müslümanların didişmesi ne kadarda ahmakçadır. İttihad-ı İslam en büyük farz iken, Müslümanların birbiriyle didişmesi en büyük vebaldir. Bugün koskoca  islâm dünyası bu sıkıntıyı yaşamaktadır. Yıllarca Fetih ve Hamas olarak ayrılıp aralarında birlik kuramayan Filistin bu acıyı yaşamaktadır. Koskoca islâm dünyası hergün daha küçülen Filistin karşısında eli kolu bağlı gibi durmaktadır.   Halbuki  ” Kudüs ilk  kıbledir,  mi’racdır, islâmın sembolüdür” diyemiyen islâm âlemi bu sıkıntıyı yaşamaktadır. 
Anlamsız didişme, boğuşma içerisinde koskoca bir islâm dünyası uluslar arası küresel oyunun senaristleri haline gelmektedirler. Kan,  gözyaşı, fitne, kavga, savaşlar, isyanlar, anarşi, terör bütün birikimleri yok etmektedir. Afganistan, Irak, Suriye, Yemen, Libya  bu acının faturasını batılı aç kurtlara yem olarak ödemektedir. Cennet vatanımızı yıllarca terörle zayıflatmaya çalışan hainler dünyanın umudu bir toplumu parçalamak için akıl almaz planlar kurmaktadırlar.  .  
Zalim, sömürgecilerin küresel oyunlarını bozmak için zihinsel körlüklerden kurtulup, aklen,  îmânen, ilmen, ekonomik olarak güçlenmeye ve birlik olmaya ne kadarda müslümanların ihtiyacı var. Müslüman feraset ve  basiretlidir. Allah’ın nuru ile hayata bakar.  Tevhide inanmış vahdet ruhu ile yaşayan bir toplum inancın gölgesinde bu oyunlar bozulacaktır. Hem geleceğimiz, hem de insanlığın buna ne kadarda ihtiyacı vardır.  Cumanız mübarek olsun.
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA