DAĞLARIN SULTANI-3


Bu makale 2017-12-13 04:52:56 eklenmiş ve 876 kez görüntülenmiştir.
Bayram ÇİNİ (AKADEMİKÇE)

Dünden Devam...
Vadi içerisinde Yörük mezarlarına ilerlerken ağlayan kayalarla karşılaşırız. Kış mevsiminde donan sular pamuk şekeri görüntüsü oluşturarak seyri güzel bir görüntü oluşturur. İçten içe kayaların üzerinden akan suyu, Tekke deresine sessizce karışarak, Akşehir gölüne akar.
Akçeşme yakınlarında, Mangal kömürü çıkartılması köy halkının ihtiyacına katkı sağlamaktadır.
Yine Akçeşmenin alt tarafında bulunan Ekrem Çavdar Yamaç Paraşüt pist alanı bulunmaktadır. Türkiye’nin en güzel pistine sahip olması ve güvenilir olması nedeniyle sporcular tarafından tercih edilen yer olması ve her yıl Akşehir Sportif Havacılık Kulübünce gerçekleştirilen yüzlerce sporcunun katılımı ile Uluslar arası XC Open Mesafe yarışması düzenlenmektedir.
Ulualan, Atakent ve Tekke arasında yer almaktadır. Doğal güzelliği ve benim gezdiğim yerler içerisinde Sultandağlarının ciğeri diyebileceğim harika doğası ile dikkat çekmektedir. Hemen yanında Döğüştepe zirvesi vardır. (2000m) altlarına doğru Kara Tepeleri görebiliriz. 
Yalvaç tarafına doğru uzanan ve Akdeniz sınırını oluşturan Kızıl (2150m)  ve Orta Kızıl zirveleri bulunmaktadır. Burada küçük bir sır vermek gerekirse ben hala Kızıl Tepeye zirve yapmadım. Akşehir’in içme suyunun büyük bir bölümünü Kızılın eteğinde bulunan Demirlik mevkiindeki Şarlak suyu sağlamaktadır. 
Atakent, Engilli, Çakıllar gibi kasaba ve köy yerleşimlerindeki harika pınarları bulunan coğrafyada mesire alanlarıyla halka ve piknikçilere hizmet etmektedir. En bilinen Çakıllardaki Sultan pınarıdır.
 Çakıllar ve Yaylabelen köyünün arasında kalan Ağlayandede zirvesi, hem manevi yönden hem de güzelliklerini sunduğu gibi en güzel alıçlarda burada bulunmaktadır. 
Ağlayandede için anlatılagelen efsane Yurt genelinde bilinen bir hikayedir. (Karaağa’nın batısında bulunan İlyaslar köyünden sonra Yaylabelen köyü vardır. Bu köyün en yüksek tepesine Ağlayan Dede derler. Bölgenin yağmuru genelde bu dağdan yağmaya başlar. O dönemde iki evliya arkadaş vardır. Birisi dağda çobandır, diğeri şehirde ayakkabı tamircisidir. Ağlayan Dede bir gün şehirdeki evliyanın daveti üzerine, keramet gösterip bir bohça sütü hediye olarak şehirdeki evliyaya götürür. Dükkana girip selamdikten sonra duvardaki çiviye sütü asar. Sohbet ederlerken içeriyse bir bayan müşteri girer ve derki;
Ayakkabımın şurası diye göstermesi ile az bir ten gözükür
O sırada duvarda bohça içerisindeki süt boşalır. Çoban evliyanın bir anlık nefsi kaymıştır. Anında ayakkabı tamircisi evliya uyarsa da çok geçtir artık. Müşteri gider gitmez tamirci evliya sütü avuçlayarak tekrar bohçaya kor çiviye asar. Arkadaşına döner ve derki;
Dağda evliya olmak kolay, önemli olan Şehirde evliya olup ve bunu korumaktır. der demez
Çoban evliya ağlamaya başlar ve evine bu şekilde ağlayarak döner. Dağa yine sürüsünün başına geçer ve daha çok ağlayarak orada vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine o dağa defnedilir. Yağmur bulutları o dağdan geldiği içinde o ağladıkça bölgeye yağmur yağar denilmektedir.)
Ağlayan Dedenin türbesinin bulunduğu tepenin zirvesine hem manevi hemde tabiat güzelliklerinyle ruhlar (Karaağa’nın batısında bulunan İlyaslar köyünden sonra Yaylabelen köyü vardır. Bu köyün en yüksek tepesine Ağlayan Baba derler. Bölgenin yağmuru genelde bu dağdan yağmaya başlar. Ağlayan Baba bir gün şehirdeki evliyanın daveti üzerine bir bohça sütü hediye olarak şehirdeki evliyaya götürür. Fakat şehirde yürürken bilekleri açık bir bayan görür. Bohçasında akmayan süt akmaya başlar. 
Evliyanın yanına vardığında şehirli evliya ona şu sözleri söyler. “Dağdaki müslümanın imanı ile şehirdeki müslümanın İmanı farklı olur.” demiş ve Ağlayan Baba kusurunu anlamış, onun kendisinden üstün bir evliya olduğunu görmüş, evliyanın elerini öpüp helâlaştıktan sonra ağlayarak kendi köyüne evine dönmüş orada vefat etmiştir. O ağladıkça bölgeye yağmur yağar denilmektedir.)
Ağlayan Dedenin türbesinin bulunduğu tepenin zirvesine hem manevi hemde tabiat güzellikleriyle ruhumuz doyurulmaktadır.
Yine Çakıllar mevkiindeki böğürtlenler iri taneli ve lezzet doludur. 
Sultandağların vadilerden gelen sular Eber, Akşehir, Ilgın, Eğirdir ve Beyşehir Göllerini besledikleri gibi, son zamanlarda neredeyse her vadide baraj göleti yapılmaktadır. Benim burada sayabildiğim Sultandağı ilçesi ile Akşehir’ de 7 tanedir…! Ayrıca Yalvaçtan doğan Göksu Deresi, Yazılı Kanyondan geçerek Akdenize boşalmaktadır. Son on yılda Akşehir gölünü gördüğüm ve resimlediklerimi karşılaştırdığımda gölün gün geçtikçe eridiğini bariz bir şekilde farkı ortaya çıkmakta. 
Doğanhisar İlçesi sınırları içerisinde kalan Deştiğin göleti yanından görünen kafa dağı, gölü beslemenin gururuyla kendini gösterir. 
Doğanhisar İlçe merkezinde bulunan gölcük tepesi tarihe tanıklık etmesi yanında Mesire alanı içerisinde kullanılması geniş bir görüş alanı içerisinde düzenlenmiş bir yerdir. 
Başlıca Davraz Göleti ve Deştiğin Göletleri balık avcılığı için ideal yer olmasının yanında kampçılarında ilgisini çekmektedir. Yine ilçenin sık ormanları olmasından dolayımıdır bilemem ama Vaşakların bu bölgede olduğu bilinmekte. 
Sürecek
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA