ARAMAK


Bu makale 2017-12-01 05:02:06 eklenmiş ve 1396 kez görüntülenmiştir.
Fatih BABAOĞLU (b(AŞK)a yazıyorum)

Ne yazayım diye ararken yüreğimin karanlık kuytularında tevafuk bu ya bir dost sosyal medya aracılığıyla ulaşıverdi kalemin ucuna: “Aramak ne onu yazsana ağabey”
Gerçekten aramak neydi? Birileri sanat sanat için mi yoksa sanat toplum için mi sualinin acizliğinde kıvranırken üstat gerçeği haykırır: 
“Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış
Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış.”
Aramak. Bir kimseyi ya da bir şeyi bulmak için araştırmakmış. Sözlüklerde böyle geçiyor. Peki gerçekte aramak ne? Bu sorunun garipliğine ise Mevlana Celaleddin Sultan cevap veriyor: “Tuhaf! Bir ömür sana şah damarından daha yakın olan sevgiliyi aramakla geçiyor.”
Belki de sır bu… Sana senden daha yakın olanı arama… Her zaman her yerde aramak… Yatarken, uyurken, kalktığında, yüzünü yıkayıp yola koyulduğunda, her ne iş yapıyorsan yaptığın işte, dinlenirken, çay içerken… Aramak bitmiyor elbette aramanın ne demek olduğunu bilenler için. 
Aramak… Baştan aşağıya sır dolu kelime… Kim bilir ince düşünürsen bir ibadet şekli bile dememiz işten değil…
Tabi unutmadan geçmeyelim bir de sürekli kendi gözündeki mertekten bihaber elin gözündeki çöpte KUSUR arayanlar var. Onlar da aramanın hamallığını yapmaktan geri durmayanlar. Onlardan bahsetmişken ufak bir hikaye anlatalım: 
Adamcın biri günün birinde gecelemek için bir hana girer. Karnını doyurmak için hanın mutfağına gidince bir Mevlevi dervişiyle beraber bir Bektaşi dervişinin koyu bir şekilde sohbet ettiklerinin görür. Bir müddet onları seyreder Mevlevidervişinin giymiş olduğu elbisenin kolunun geniş ve uzun olduğunu görür. Bektaşi dervişi ise ona nazaran tam ters bir şekilde kolları kısa  ve çıplaktır. Buna  anlam veremez adam sebebini sormak için yanlarına yaklaşır. İlk Mevlevi dervişine sorar: 
“Neden elbisenizin kolları böylesine uzun?”
“İnsanların günahlarını, ayıplarını ve kusurlarını örtmek için varız biz. Bunun için kıyafetimizde bunu yansıtırız.” 
“Ya senin” der adam Bektaşi dervişine dönerek: “Seninki neden tam tersi. Sende derviş değil misin? Neden sende insanların günahlarını ve ayıplarını örtmüyorsun”
“Biz” der Bektaşi dervişi gülerek: “Biz insanlarını kusur ve günahlarını görmeyiz.” 
Aramak… Bir yitiğin peşinden bir ömür sürmek mi? Yoksa enaniyet sahibi nefislerimize kendimizi hoş göstermek için başkalarının kusurlarına bakmak mı… 
Aramak… Bir yitiğin peşinden… 
Sen seni yitirmişken ve sana senden daha yakın olanı bilmen gerekirken NEYİ ARIYORSUN???
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
ihtiyaç
BayGofal 2017-12-12 09:34:19
seni rahatlacak olan varlığına inandığın kalbiyin oyunu....
edison' un elektriğin peşinde koşması gibi, Veysel karani' nin aşka inanması gibi... içsel olan duyumun peşinde koşarken doğru yolda ilerlemektir bence aramak. doğru kişilerle karşılaşıp gözlemleri doğru yapmaktır aramak.sonrasında bulduğun sonuçların sonrasıdır yaşamına dönüşen.
Allah doğru aramaları bizlerin içine doğursun....
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA