MÜSLÜMANIN NAMAZLA SINAVI


Bu makale 2017-11-28 05:00:38 eklenmiş ve 441 kez görüntülenmiştir.
İdris Doğan

Durdu durdu daha fazla dayanamadı; Dost Erdoğan Özbakır. Neye dayanamadı. Kendisini gittiği umre de engelleyemedi; çocukların, gençlerin namaza davet edilip götürülmesine dair döktürdü yazıyı.
Özbakır’ın yaşını çok iyi biliyorum. Engin hoşgörüsüne sığınarak küçük bir hesap çıkaracağım. Kendisinin aklı erdiğinden bu yana, yani altmış yılda var, üç yüz altmış beş gün, o da eder 21.900 gün. Onu 5 ile çarptım, 109.500 ezan etti. Yurtdışı gezilerindeki yaklaşık 500’ü çıkaralım geriye kaldı 109.000, yani Erdoğan bu güne kadar bu kadar sayıda namaz daveti almış. Davet diyorum, biliyorum ki, kendisi Müslüman. Neticeye zinhar karışmıyorum, zira İslam’da ibadetler Allah ile kulu arasındadır.
Ayrıca, sadece Sayın Özbakır girmiyor bu konulara. İslâm karşıtları bir yana, özellikle kendisini İslam âlimi görüp hatta bununla övünen kimilerinin iman, itikat, ibadet, ahlâk ve muamelâta ilişkin gürültüler koparması da söz konusu. Adeta İslam ile gizli bir savaş, ne diyeyim?
Dobra, zihninde hinlik taşımayan, yurtdışında eğitim görmüş; devletin idari ve siyasi kademelerinde önemli görevlerde bulunmuş, aynı zamanda velimiz, dili de aklı sivri, işinde tavizsiz, sohbette seviye kaybına fırsat vermeyen bir büyüğümüzle, bundan yaklaşık otuz yıl önce sohbet ediyoruz. Konu, dönüp dolaşıp yeryüzündeki Müslümanların haline geldi.
Ülkenin meselelerine kafa yormuş, umur görmüş bu ağabey: “İdrisçiğim, düşünüyorum da beş vakit namaz, Müslümanlarda günün akışını kesintiye uğratıyor; düzensizliğe itip insanları tembelleştirerek miskinleştiriyor. Nerede bir zavallı, aciz, muhtaç biri varsa orada Müslüman var.” diye düşüncesini aktarıp kendince başka tespitler yaparak çekincelerini dile getirdi.
Dedim ya, bizimki beyin jimnastiği... Sözünü bitirince ben de: “İslam’ın namaza bakışı ayet ve hadislerle açık seçik ortaya konmuştur. İslam’ın temel direği namaz konusunda ileri geri konuşmak itirazı aşarak inkâra yol açar. Lâkin siz de takdir edersiniz ki, tembellik ve miskinlik bir davranış biçimidir. İçinde yer aldığı toplumun inancı, anlayışı, yaşayışı, alışkanlıkları elbette insana etki ederek davranışlarına şekil verir. Kutsal Kitabımız ve Allah Resulü’nün uygulamaları ne tembelliğe yol açar ve de miskinliğe pirim verir ne de Müslüman’ın aciz, rezil, sefil duruma düşmesini onaylar. Üstelik namaza üşenerek kalkmak bile eleştirilerek bu tür tutumların tamamı reddedilir.
Bilirsiniz biz öğretmeniz. Bizim plânlarımız meşhurdur -ki, o zamanlar 12 Eylül darbesinin kudretli komutanları plânlara büyük önem atfediyor, bütün öğretmenlerden plân istiyor ve teftişi ona göre yürütüyorlardı- yıllık, ünite, günlük ve ders plânları…
Samimi kanaatim de odur ki, plânlar eğitimde öğretmen ve öğrencilerin başarısına önemli katkılarda bulunur. En kötü plân bile öğretmenin kendisini yenilenmesi ve derse hazırlıklı girmesi için önemli bir etkendir. Beş vakit namaz da böyle; insanın ruh ve beden temizliği yanında, her vakit arasında insanın hesap yapması, belirli bir düzen tutturması; varsa yanlışlardan dönmesi, eksikleri tamamlaması için harika bir fırsattır. Namazı, kendi ibadet ciddiyeti, anlayışı içinde kılan birisinin yüklendiği görev ya da görevleri tavsatması, savsaklaması, hele hele namaz bahanesiyle aksatması asla düşünülemez.”  diyerek düşüncelerimi ifade ettim.
Söylediklerimi dikkatle dinlemiş, benzetmemi de enteresan bulmuştu. Önemine binaen bugün burada konuya birkaç cümle ilave etmek isterim.
Evet, namaz hayatın her anını, her aşamasını programlayan muazzam bir ibadettir. Diğer ibadetler gibi o da, Allah ile insan arasındaki manevi, ahlaki bağı muhafaza edip insanın Allah’a olan saygısını diri tutar ve insanı dünyadaki kötülüklerden uzaklaştırır. 
Ayrıca şunu söylemek gerekir ki; namaz, insanın temiz doğasına (yaratılışına), vicdanına ve sağduyusuna yabancılaşmasının önünü alır. Namaz, ancak kişinin ıslah çizgisinde kalmasına katkısı oranında anlamlıdır, önemlidir. Şayet bu katkı yok olma notasına gelip sıradanlaşmış ise namazın manası da yoktur, kıymeti de. Eleştirilmesi değil, aslında korkulması gereken şeydir bu.
Sevgili Özbakır, iyisi mi siz yine de, ailene namazı kılmalarını emrediniz, kendiniz de onda devamlı olunuz. Biliyorsunuz Yüce Yaratıcı bizden rızık istemiyor, bilakis bize rızık veren O’dur. Hayırlı bir akıbet, ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.
Selam ve dua ile…..
idris-dogan@hotmail.com
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
ego
AHMET ÖZBEK 2017-11-28 14:13:01
öyle insanlar!vardır ki;egoları tavan yapmıştır.o artık mevcut insanların tümünden kendini üstün zanneder..işte bu halet i ruhiye giderek insanın kendisinin bir tanrı olduğu fikrine kadar varır...halbuki bir an menşeinin ne olduğunu (bir damla su) hatırlayabilse ki bu onlar için imkansızdır,belki doğruları görmeyi,yanlışlarından dönmeyi de akıl edebilirler...yazıyorum,lakin boşuna.N E Y S E.........
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA