HATALARDAN KORKMA


Bu makale 2017-11-17 04:54:49 eklenmiş ve 775 kez görüntülenmiştir.
Fatih BABAOĞLU (b(AŞK)a yazıyorum)

Bir küçük kızım var… Elif Gülce… Elif gibi dik ve gül kadar güzel. Elbette her küçük çocuk gibi yaramazlık yapmadan durmayan bir çocuk… Elif gibi dik olduğu içinde küçük olmasına rağmen ardı sıra bir sürü hatayı da yapmakta… 
Dün gece yarısı yine “Haydi baba oynayalım” diye kalktı oturdu. Klasik bir tablo: yorgun anne ve baba ve uyuması gerektiği saatte uyumayan bir çocuk… Başlı başına büyük bir hata… Görünen bu değil mi? Ya madalyonun diğer tarafı. Çocuklar mı hata yapıyor yoksa biz büyükler mi? Evet yanlış okumadınız. Çocuklar mı yoksa bizler mi hata yapıyoruz dedim. 
Bizler de en çok çocuklarımız gibi hata yapıyoruz. Yalnız bir farkla: onlar hata yapmaktan korkmazlar. 
Evet, çocuklar hata yapmadan korkmazlar ve hata yaparlar. Sırf bu sebepten çocuklar hakikati yaşarlar. Çünkü çocuklar sonunu düşünmeden hareket ederler ve yapmış oldukları hatalardan ders çıkarırlar. Ancak bu şekilde ilerlemenin ve gelişmenin ne olduğunu görürler. 
Bizler öyle mi? Bizler hata yapmaktan korkuyoruz ve bu sebepten hiç bir şey yapamıyoruz. Gözlerinizi kapatıp bir düşünün. Bu güne kadar doğru, gerçek deyip basmakalıp doğrularınızı peşi peşine bir sıralayın. Neyse. Hikayemize geçelim. Belki o zaman anlarız hata yapmayı ve o zaman anlarız çocuklarımızın yaptıklarını hata değil de eğitici bir aktive olduğunu. 
Çocuk bütün gün oturup babasını bekler evlerinin kapısının önünde. Akşam olup babası yorgun argın geldiğinde koşarak boynuna atlar babasının. 
“Dur dur” der babası: “zamanı değil çok yorgunum” 
“Baba” der çocuk bütün sevecenliğiyle: “Akşama kadar kaç lira kazanıyorsun?” 
“Yirmi” der baba şaşkınlık içinde “Yirmi lira kazanıyorum. Neden sordun?”
“Peki” der çocuk: “Bana on lirasını verebilir misin?”
Şaşkınlığı kızgınlığa döner babanın: “Yine o aptal oyuncaklar için istiyorsun değil mi? Ben o parayı kazanmak için ne kadar yoruluyorum biliyor musun? Yürü defol karşımdan git odana ve çıkma gözüm görmesin seni.”
Çocuk üzgün üzgün odasına giderken babası düşünmeye başlar. Yalnızca on lira için onun kalbini kırmaya değer mi? Çünkü niye çalışıyordu ki. Hepsi ailesi için değil mi? Doğrulup kalktı yerinden. Çocuğun odasına girdi. Çocuk yatağının üzerinde öyle oturuyordu. Babasını görünce toplandı. 
“Al bakalım” dedi babası parayı uzatırken: “Biraz sinirliydim özür dilerim.” 
Çocuk parayı alır almaz yastığının altına eline sokup bir sürü bozuk para çıkardı. Bu manzarayı gören baba daha da kızmıştı şimdi. “Madem paran var neden benden para istiyorsun?” diye bağırdı. 
“Baba” dedi çocuk avuçlarındaki bütün parayı babasına doğru uzatırken: “Otuz liram vardı. Şimdi senin verdiğinle birlikte kırk liram oldu. Al bütün parayı ve hafta sonu iki gün çalışma. Bizimle kal olmaz mı?” 
Kırk lira… 
Kim bilir belki de hayatınız boyunca yaptığınız hataların bedeli olabilir… 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
SİZİN VEKİLİNİZ KİM ?
FATİH SATILMIŞ
SALİH AKÇA
ORHAN ERDEM
BÜLENT AYCAN
İSMAİL AFŞAR
OSMAN FEDAİ
SEVİL SARGIN
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA