CUMHUR VE BERABER YAŞAMA KÜLTÜRÜ


Bu makale 2017-10-30 05:11:05 eklenmiş ve 129 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Cumhur, çoğunluk veya çoğunluğun önde gelenleri anlamında kullanılan bir kelimedir. Müslümanlar arasında ve islâmi eserlerde “cumhur” kelimesi, cumhuru ulemâ ( âlimlerin çoğunluğu), cumhuru fukaha (Fıkıhçıların çoğunluğu), cumhuru  müfessirîn (Tefsircilerin  çoğunluğu), cumhuru hukemâ ( Filozofların çoğunluğu) şeklinde  kullanılmış bir kelimedir. Cumhurun ittifakı icmâdır. İcmâ dinde dört delilden  biridir.
Cumhurun kararı ve şehadetine Cenâb-ı Hak da önem verir. Cumhurun iyi dediğini ve hüsnü şehadette bulunduğunu Allâh’ü Teâlâ doğru kabul eder. Peygamber (sav)de  “ümmetim dalâlette birleşmez”  buyurarak kötü, yanlış ve sapıklıkta islâm ümmetinin birleşmeyeceğini beyan etmişlerdir. Böyle bir netice islâmın koyduğu hak ve adalet ölçüleri içerisinde gerçekleşir.
İslam hak, adalet ve tevhid dinidir. Adâlet; her şeyin hakkını yerli yerine koymak, düzeltmek, mutedil olmak, istikamet, hakkaniyet üzere bulunmaktır. İfrat ve tefrit arasında orta yolu tutmaktır. Hak yol üzere dosdoğru olmak içi ve dışı özü, sözü fiil ve davranışları eşit olmak, haklıya hakkını, haksıza cezasını vermek, suç, ceza ve mükâfatta eşit davranmak, şirk, küfür ve zulmü terketmek anlamlarındadır.
İslâm, yeryüzünde hakkı ve adâleti gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye  çalışan bir dindir. Bunun esas ve kurallarınıda ortaya koymuştur. Hak ve adalet sadece insanlar arasında değil, her zaman, her yerde, herşeye karşı yapılması gereken bir ölçüdür. Bu da önce Allah’ın hakkını gözeterek başlar. Yaratandan dolayı yaratılanların hakkını gözeten, seven, acıyan, başkalarını kendisi gibi düşünen bir toplumda ancak adâlet tecelli eder. Hak yerini bulur. Herkes hakkına razı olur. Barış ve kardeşlik hakim olur. 
Allahü Teâlâ; “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık.  Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah Katında en değerli ve üstün olanınız, takvâca  üstün olanınız” (Hucurat 13) buyurarak insanların farklı kabile ve yaratılışta olduklarını, sorumluluk ve hakka riayet edenlerin üstünlüğünü bildirmiştir. Farklı yaratılışta ve kabiliyetle yaratılmış olan insanların farklı iş ve görevlerle birbirlerine yardımcı olmakta ve ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar. Hiçbir kimse bütün ihtiyaçlarını giderrmesiimkansızdır. Bunun içinde  beraber bir arada  yaşamak ve birbirlerininin karşılıklı haklarını gözetmek durumundadırlar. 
İslâmıninsanların  beraber bir arada huzur içinde  yaşamaları için önerdiği hak ve adaletin yanında ehliyete çok önem verdiğini ve emânet duygusu, ihsan(Allah’ı görür gibi iyi işler yapmaya ve yaptığını en güzel yapmaya çalışmak) şuuru ile hareket edilmesini emretmektedir. Bunları yaparkende “ aralarındaki işleri istişare ile yürütüp Allah’a tevekkül  gerekir.
Peygamber (sav)de Medine’ye hicret edip orayı münevver bir şehir haline getirirken bir site devleti kurmuş ve kurduğu devletin başkanı olarak, başlangıçta çoğunluğu gayri müslim olmasına rağmen onlarla birbirlerinin haklarını karşılıklı gözetecekleri, şehri beraber savunacakları bir anayasa hazırlanmış, kendiside kurduğu devletin başkanı olmuştur. Tebliğ ettiği ilkelere bağlılık göstererek örnek bir asrı saadet toplumu  meydana getirmiştir.
Peygamberimizin ebedi âleme gitmesinden sonra, yerine  seçimle devlet başkanlığına geçen Hz Ebubekir (ra) da:” Sizin  başınıza idareci oldum. Allah’ın emirlerine uyduğum müddetçe bana itaat ediniz.” buyurarak istikamet üzere kalacağını beyan etmişlerdir. Sonraki hulefâiraşidinde  aynı yolda seçim, cumhurun biâtını (onayını) alarak, hak ve adaletle, istişare, emânet, ehliyet, ahde vefa, ahlak ve fazilet üzere yönetmişlerdir.
Bugün Çin, Hindistan, ABD, AB liği gibi dünya bir çok devlette farklı  din, mezhep, ırk, renk, dilden insan bir arada yaşamaya çalışmaktadır. Hangi devlette olursa olsun  islâmın koyduğu ilkelere uyarak birlik ve düzeni sağlamaya çalışmak durumundadırlar. Bugün cumhurun bir kısmının dışlandığı, emanet, ehliyet, hak ve adâletin gözetilmediği, ırkçılığın öne çıktığı, ayrımcı toplumlarda sıkıntılar baş göstermektedir. Bugün olmazsa yarın yeni sıkıntılar kapıda beklemektedir.
Hangi toplumda olursa olsun islâmın evrensel ilkeleri toplumlara hayat vermeye devam etmektedir. Bunlara en çok bağlı kalması gerekende en başta müslümanlardır.  Herkesin görüşü Allah rızası gözetildiğinde değerlidir.  İslâmın ana gayesi hak ve adâlet içerisinde, emniyet ve güvenle dünyanın bir ucundan öbür ucuna yaşanılır bir barış ve kardeşliğin hakim olduğu bir dünya kurmaktır. Bu bugün olmazsa bir gün mutlaka olacaktır. Allah nurunu tamamlayacaktır.
Verimli, feyizli, başarılı bir gün ve hafta niyazıyla emân ve emniyet içerisinde yaşayabileceğimiz bir dünya dilerim.
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA