ÖLÜMÜ GÖR


Bu makale 2017-10-20 04:38:37 eklenmiş ve 1225 kez görüntülenmiştir.
Fatih BABAOĞLU (b(AŞK)a yazıyorum)

“Ölüm ölüm dediğin nedir ki gülüm…” diye popüler bir sloganla başlamayacak bu satırlarım ama başından sonuna kadar ölümle olacak. Evet yanlış duymadın: Ölümle. Hani o adını duyunca dizlerinin bağı çözülüp, yüzünü ekşittiğin Ölümü!
Sana hikâye de anlatmayacağım bu yazımda. Yaşanılmış bir şeyleri anlatacağım. Yürekten yüreğe yaşanılanı. 
“Öleceğiz müjdeler olsun müjdeler olsun
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!”
Eskilerde mezarlıklar şehrin içerisinde olurdu, dışında değil ve sırf bu yüzden insanlar ölümü hatırlardı mezarlıkların yanından gelip geçerlerken. Mezarlıkları şehrin dışına kovdu görünmeyen bir el. Sırf insanlara ölümü unutturmak için. 
“Peki mezarın şehrin dışında olmasında ne sakınca var?”diye sorarsan şöyle derim sana. Ölümü unutmak gibi bir sakıncası var. Çünkü insan ölümü unutunca daha da çok sarılır dünyaya hiç bırakıp gitmeyecek gibi. Dününü unutur sıcacık kaloriferli apartman dairelerinde. Alemlere Rahmet olarak gönderilen En Sevgili’nin (sav): “Akıllı kimse, kendisini hesaba çekip ölüm için hazırlanan kimsedir” buyruğunu unutur. Hesabı tamamen dünya üzerine kurulur. Tatlı olan canlarının kaygısına düşer. Korkar ölümden. Oysa bilmezler: “Kendisinden kaçtığınız ölüme mutlaka yakalanacaksınız!” ayetini.
Mezarlıkları şehrin dışına taşıdılar ve ölümü unutturdular. Oysa Peygamber Efendimizin (sav) dediği gibi: “Ölümü anmak, günahlardan korur… Ölümü anmak sadaka vermek gibi sevaptır… Ölümü çok hatırlayanın kalbi ihya olur, ölümü de kolaylaşır… En akıllınız, ölümü çok hatırlayan, ahiret için azık toplamakta acele edendir. Ölümü çok hatırlayan dünya ve ahiret saadetine kavuşur.”
Bu anlattıklarımı yüreğimde demleyip yazıya dökmeye hazırlanıyordum ki derviş çıkageldi. Selam kelamdan sonra bu hafta dedim ölümü anlatacağım. “Âlâ” dedi. “Maalesef insanlar ölümü unuttular.” 
Birer bardak çay söyleyip sıcak çayların dumanında savrulurken tane tane konuşmaya başladı: “Benim bir üstadım vardı. Bir hastalığın eline düştü. Bir gün ziyaretine gittim. Uzun uzun sustuk. Neden sonra: ‘Mehmet’im’ dedi: ‘Sorsana bana ölmeyi istiyor musun diye?’ Sordum: ‘Efendim ölmeyi istiyor musunuz?’ Güldü, ‘Hayır!’ dedi. ‘Neden?’ dedim. ‘Çünkü, iki fazla Allah’a ibadet etmenin keyfini bırakıp gitmek istemiyorum.’  Biraz daha sessiz sessiz oturduk. Tekrar: ‘Mehmet’im’ dedi: ‘Sorsana bana tekrar ölmeyi istiyor musun diye?’ Ben de tekrardan sordum: ‘Efendim ölmeyi istiyor musunuz?’ Bu kez daha çok güldü: ‘Evet!’ dedi gözlerini yumarak. ‘Neden Efendim. Neden istiyorsunuz?’ deyince ‘Sevdiklerime, sevgiliye en sevgiliye bir an evvel kavuşmak için’ dedi. 
Sustu sonra Derviş Mehmet. Çayından bir yudum alıp baktı. “Daldın” dedim. Güldü: “Şu anda bir rüyadayız Fatih’im” dedi “Ölünce uyanacağız”
“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber 
Ölüm güzel olmasa ölür müydü Peygamber…”
Ölümü unutturdular. Mezarlık ziyaretleri de bayramlarla sınırlandırıldı artık. Sahteden bir hüznü üç İhlas bir Fatiha’ya gömüp, kişisel kaygıyla dünyaya dönüp daha da sarılmak için. 
Ölümü unutturdular. Hiç unutmamamız gereken ölümü. Ne diyeyim… 
Ne olursun: “ölümü gör, ölümü unutma!”
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA