“HAYATTA OLMAZ”


Bu makale 2017-10-20 04:37:47 eklenmiş ve 763 kez görüntülenmiştir.
Erdoğan Özbakır

O sabah uzun yıllar duymadığım bir heyecan içindeydim. 
Benzerini 1973 yılında yaşamıştım. Temsili Nasreddin Hoca olarak ilk kez festivallere katılacaktım. O efsane kimliği günümüze getirip canlandıracaktım. 
Bu defa başka bir kulvarda koşuya çıkıyordum. 
Akşehir’in evladı Emre Çaltılı’nın talebi üzerine “Hayatta Olmaz” isimli sinema filminde ara rollerden birini oynayacaktım. 
Sahne, mikrofon, drama vs. benzer işler benim için sıradan olmasına rağmen duyduğum heyecan şaşırtıcıydı...
Çekim ekibiyle buluşma yerimiz olan stadyum kapısına geldim, sessizce bir kenara oturdum. Flimdeki bir başka bölümün çekimleri yapılıyordu, olup biteni izledim. Neden sonra daha önce tanıştığımız çekim yönetmeni genç arkadaş varlığımı farketti. İleride duran makyaj odalı soyunma aracına alındım. Üzerimi değiştirip filmde kullanacağım kostümleri giydim. Boya cila işlemine gerek duyulmadı. Ben “o”ydum yani Afyon’lu bir köylüydüm artık.
Uzun süren bir beklemeden sonra uzun bir araç konvoyu ile Marif köyüne ulaşan ıssız! bir yolda kamp kuruldu...
Arı kovanını elbette hepiniz bilirsiniz ama çoğunuz sadece balını yersiniz.
Filmleri oturup öylece seyredersiniz ama çekimde, arka planda neler olduğunu belkide bilmezsiniz.
Işıkcı, sesci, kamera ekibi, görüntü yönetmeni, reji, ulaştırma gurubu, kostümcü makyaj gurubu vs. Arı gibi vızır vızır çalışan oradan oraya koşuşan bu gurupları hayranlıkla izledim. 
Hepsi genç, güzel yüzlü civa gibi çocuklar. “Karanlığa doğru giden gemide aydınlığa doğru yürüyen çocuklar” 
Çekimlere başlandı. Yapacağım ilk iş uzaktan gelen bir minübüsü el sallayarak durdurmak... Ortamın temiz olması gerekli ama size biraz önce sessiz olduğunu söylediğim yol bir anda sanki otoyola dönüştü gelenler gidenler bitmiyor.
Çekim belki on kez tekrarlandı. 
Sonra sözlü diyalog çekimleri. Sağdan, soldan, kenardan, yukarıdan sonra arkadan. Yakından, uzaktan... Sonra bunları montaj masasına dökecekler aralarından en iyisini seçecekler.
Yaz günü hava sıcak, tepemde güneş, sırtımda keçeden yapılma bir kostüm. Yukardakilerin hepsine alerjim var. Çok etkileniyorum, kimseye birşey söyleyemiyorum. Ölmek var, dönmek yok!
Sözlü diyaloglarımın toplamı 10 cümle var veya yok. Gençliğimde sayfalar dolusu monologları bir okumada ezberleyip sahneleyen biriydim. O adam nereye gitti?
Aslında çok fazla problem çıkarmadım. Sanırım başarılıydım. Seneryo çok güzeldi sanırım bu bölümü filmin jeneriğinde kullanacaklarmış...
İki defa mekan değişikliği yapıldı. Sonraki bölümde Tipi mahallesinde tren yolunun arka tarafındaydık. Yine saatler sürdü. Arada Marif camisinin avlusunda yediğimiz karavana yemeği dışında hemen herkes hiç durmadı. Akşamı bulduk. 
Sevgili okurlar sezonda sinema salonlarına gireceğini umduğum bu “HAYATTA OLMAZ” isimli filimde içinde yer aldığım sahnelerin toplam süresi 5-6 dakikayı geçmez. 
Çekim kodu galiba 76 idi. Diğer bölümlerde ne oldu bilmiyorum. Kimler oynadı haberim yok. 
Ömür varsa yakında hepbirlikte izleyeceğiz. Size bir kopya vereyim: Çok ama çok güleceğiz...
Teşekkürler Emre Çaltılı, İbrahim Çaltılı. İsmini unuttuğum veya bilmediğim sayısı elli civarındaki set ekibi...
Bu sinema serüvenimden sonra hiçbir filmi eskiden olduğu gibi izleyeceğimi zannetmiyorum. Daima görünmeyen, arka planda duran cefakar insanları düşüneceğim için konular ikinci planda kalacak. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA