ANAMDAN AFORİZMALAR


Bu makale 2017-10-13 04:53:03 eklenmiş ve 996 kez görüntülenmiştir.
Fatih BABAOĞLU (b(AŞK)a yazıyorum)

İstesek de istemesek de hepimiz ana kuzusuyuz. Hepimizin bir derdi var o da elbette: “Ana!”
“Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgârına”deyu son zamanlarda sosyal medyadan motto, aforizma, hikemli söz, slogan, küfür, laf, abidik gubidik yazma gayretindeki sürüye (maalesef) dahil olan biri olarak baktım ki bu hafta yazılacak en iyi cümleler aforizmalar elbet. 
Öyle değil mi? Face mollalarından tutun da, twet mürşitlerine… Blogulemaları ve onların takipçileri gureba dervişler (elbet listeyi uzatmak mümkün) herkes bir şeyler söyleme gayretinde. E bu gayrete ayak uyduran ben de bir şeyler söyleyeyim dedim. Ama ne diyeceğimi düşündüm. Malum öyle bir şey demeli ki beğenenlerimiz olsun. Latifeyi bir tarafa bırakırsak gerçekten ne diyeceğim diye düşünürken “Anam” ve onun her harfi bir hikmet taşıyan sözleri geldi aklıma. Zaten twette paylaşmaya başlamıştım. Manası 140 karaktere sığmayacak o harf harf öpülesi aforizmalarından bir seçki sunacağım size. Hikâye mi dediniz? Evetevet bu hafta hikayemiz de var aforizmaların sonunda. Lakin alttaki sözleri yürek imbiğinden süzerek okuyalım olmaz mı?
“Oğlum! Atın üstündeki Türk değilse yüktür.” 
“Kapı dediğin açılır. Yeter ki sen o kapıyı çalmayı bil. Açılmaz sanma sakın. Yeter ki o kapıda dur.”
“Ehline söyle kelamı cahile söz mü yeter. Mürüvvet kimden umarsın çalıda gül mü biter.” 
“Katranı kaynatsan olur mu şeker. Cinsine tükürdüğüm cinsine çeker!” 
“Yolun doğruluğu yükün ağırlığıyla.” 
“Dünyaya gözünle bakarsan yüz görün. Gönlünle bakarsan öz görün.” 
Elbette daha niceleri var ama bunlar anamın bana söylediği en sevdiğim aforizmalar. Gelelim hikâyeye. Hikâyemiz kaynanaların azgın olduğu zaman gelin, gelinlerin azgın olduğu zamanda kaynana olanların yüreğinden gelen bir hikâye: 
Bu yalancı dünyanın bir yerlerinde babası erken ölmüş bir oğlan ve onu saçını süpürge edip büyüten bir ana yaşarmış. Oğlan büyüyüp serpilince gönlünü bir zalim kıza kaptırmış. Zalim diyorum çünkü kızın yüreği katı mı katı biriymiş. Gel zaman git zaman oğlan bu kızla evlenmek isteyince kız: “Sevdiğine inanmıyorum” demiş. Oğlan şaşkın: “Nasıl olur da böyle bir şey düşünürsün?” demiş çaresiz. 
“Maalesef öyle. Sevgini ölçmem lazım. Bunun içinde köpeğime yedirmek üzere bana annenin kalbini getireceksin!” 
Oğlan şaşkın çaresiz anasının yanına dönmüş. Karasevdaya tutulup günden güne eriyormuş. Oğlunun böyle çaresiz eriyip gittiğini gören anne tahammül edemeyip oğluna derdini sorar. Oğlan olan biteni anlatınca annesi: “Oğlum eğer sen mutlu olacaksan. Benim canımın ne önemi var? Feda olsun” deyip oğlunun isteğini yerine getirir. 
Delikanlı anasının kalbini çıkartıp bir mendil içine koyarak doğruca sevdiği kızın yanına “SEVGİSİNİ İSPATLAMAK” için yola koyulur. Öyle bir gider ki sevdiğine adeta uçuyordur. Koşarken yolda ayağı bir taşa takılıp yere düşer ve delikanlının ağzından bir feryat duyulur: “Anamm!” 
Tam o esnada yere yuvarlanıp toza toprağa karışan kalpten bir ses duyulur: 
“Yavrum! Canın mı yandı?” 
Başta dediğim gibi istesek de istemesek de hepimiz ana kuzusuyuz. Ama hâlâ çocukları olan ve “ANA” olamayan insanlar var. 
Onlara da anam cevap versin: “Ne edersen kendine. Edersin kendi kendine.”
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA