İBÂDETLERDE ŞEKİLDEN ÖZE DOĞRU


Bu makale 2017-09-29 04:48:46 eklenmiş ve 205 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Allâh abesle meşgul olmaz, boşuna emir vermez. Allah’ın her ilâhi emrinde  sayısız hikmetler vardır. Bu hikmet ve gayelerin bazılarını Allah’ü Teâla kendisi, bazı hikmet ve gayelerini Peygamber (sav), bazılarını  âlim ve insanlar bilebilir. Zamanla bilinecek hikmetlerde olabilir. Müslüman hikmet, gaye, menfaat düşünmeden Allâh’ın emrine uyarak samimiyet ve teslimiyetle onu yerine getirir.
Allâh’ın ilâhi emirlerindeki hikmetlerin başında îmânı güçlendirme, Allâh’a teslimiyet ve O’na sevgi, saygı, ta’zim ve itaat vardır. Allâh’ın ilâhi emirlerinde insanın eğitimi, olgunlaştırılması ve kemâle erdirme, ahlâkını güzelleştirme, cennete ehil hale getirme vardır.
Allâh’ın ilâhi emirlerindeki hikmetlerin sosyal boyutunda ise beraber yaşama, yardımlaşma, kardeşlik, hak ve adaleti gerçekleştirme, birlik ve vahdet ruhunu sağlamak, israf etmeksizin, yeryüzünü îmar ederek geleceğe  yaşanabilir bir dünya bırakmak vardır.
Her şeyin bir şekli, kabuğu, bedeni, birde özü, ruhu vardır. Özü gitmiş bir bitki, ruhu gitmiş bir beden ölüdür. Özü kalmayan sadece şekle indirgenmiş bir ibadette de gaye hasıl olmaz. İbadetlerin özü; îman, ihlâs, samimiyet, teslimiyet ve gayeleri gerçekleştirebilmektir. Yapılan ibâdetler îmanı güçlendirmiyor, ahlâkı güzelleştirmiyor, insanı daha sosyal hale getirmiyor, toplumda bir birlik, beraberlik, hak ve adâlet üzere kardeşce , inanca beraber yaşamaya götürmüyorsa özünü, ruhunu yakalayamamış sadece şekilde kalmış demektir.
Müslümanlar Îman ve ibâdetlerin özünü kavrasaydı  bir birlik beraberlik oluştursaydı birlik olmaları gerekirken bu kadar parçaya bölünürlermiydi? Birlik ve beraberliğin meydana getireceği bir gücün sahibi olmaları gerekirken, o kadar yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahipken Siyonist ve emperyalistlerin oyuncağı ve sömürüleni olurlar mıydı? Barzani Peygamberimiz (sav)in: ““İslâm, Câhiliyetten kalma ırkçılık ve kabileciliği ortadan kaldırmıştır ...” [Buharî, Ahkâm: 4]  Irkçılığa (asabiyyeye) çağıran Bizden değildir; ırkçılık için savaşan Bizden değildir; ırkçılık üzere, asabiyye uğruna ölen Bizden değildir” (Müslim, imare, 53) Hadis-i Şerifleri dururken Irkçı söylemlerle yeni bir kardeş kavgasına kapı açacak İsrail dışında dünyanın yok hükmünde saydığı bir referanduma gidermiydi?  Arakan’da yüzlerce Müslüman vahşice öldürülüp, yüzbinlerce Müslüman evinden, yurdundan edilebilir, evleri , şehirleri dünyanın gözü önünde yakılıp yıkılabilir miydi? 
Bugün dünyanın her tarafından,  her milletten, her renkten, ırkdan, dinden insanın  beraber yaşadığı A.B.D.  de insanlar ayrılma, bölünmeyi dillendiremezken, birçok din, mezhep ve meşrepten insanı aynı devlet çatısı altında taşıyan Çin gücünü, büyüklüğünü birlikden  alırken, Rusya’da aynı sebeplerden  dünyada söz sahibi olurken, bugün Avrupa’da devletler bir birlik olup Avrupa Birliği kurulurken Müslümanların cam gibi parçalanmaları İslâm’ın vahdet ruhundan uzaklaşmalarındandır.  
Sa’d b. Ebi Vakkas, Selman-ı Farisi (ra)’nin de bulunduğu bir ortamda herkesten soylarını saymalarını ister. Orada bulunanlar, kimin soyundan geldiklerini uzunca anlattıktan sonra sıra Selman-ı Farisi (ra)’ye gelir ve o, kendisini soyu yönüyle zor durumda bırakmaya çalışanlara şu eşsiz cevabı verir: “Benim soyumu mu bilmek istiyorsunuz. Rabbim bana İslam nimetini nasip etti. O yüzden ben İslam’ın oğlu Selman’ım.” Selman’a yapılanları duyunca üzülen ve öfkelenen Hz. Ömer çıkagelir ve tüm insanlığa şu mesajı verir: “Kureyş’in çok iyi bildiği üzere babam Hattab, Cahiliye Dönemi’nin en seçkin insanlarından biriydi. Ama artık beni, babamın adıyla anmayın. Çünkü ben de İslam’ın oğlu Selman’ın kardeşi İslam’ın oğlu Ömer’im.” (Beyhaki, Şuabu’l-İman, IV, 286-287) diyerek bu ümmeti birleştirecek en güçlü mozaiğin İslâm olduğunu dillendirmişler. Bu nitelikteki bir anlayışı, yüksek dereceli ahlaki erdemliliği, hangi din, ideoloji ve felsefi disiplinde ve mensubunda görebiliriz? Bu seviyede bir kardeşlik ve birliktelik şuurunu kim veya ne verebilir? Sorulması gereken soru şudur: Günümüz Müslümanlarının kaçta kaçında bu bilinç ve anlayıştan eser var?
“Siz, insanlığ(ın iyiliği) için ortaya çıkarılmış  hayırlı bir topluluksunuz; iyiliği, doğru olanı emreder,  münker (kötü) olandan alıkoyarsınız   ve siz Allah’a yürekten inanırsınız…. ( Âl-i İmran 3/110 ) 
 Her çeşit tefrikadan uzak olmamız, İslâmın özü Vahdet ve Tevhid ruhu üzere iri, diri ve güçlü olmak dilek ve  temennilerimizle cumalarımız mübarek ve hayırlara vesile olsun. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA