HAYIR VE ŞER


Bu makale 2017-09-22 04:49:35 eklenmiş ve 1648 kez görüntülenmiştir.
Fatih BABAOĞLU (b(AŞK)a yazıyorum)

Hayır ve Şer… Birbirine zıt iki kelime… Unutma her şey zıddı ile bilinir. 
 
Sözlüğe bakıldığı zaman “iyilik, iyi, faydalı iş ve fayda”manalarına gelen hayır kelimesi, Âlemlerin Rabbinin emretmiş olduğu, sevdiği ve hoşnut olduğu hareketler manasına gelmektedir. 
 
Şer kelimesinin sözlükteki manasına baktığımız zaman, “kötülük, fenalık ve kötü iş” anlamını taşımakla birlikte Yüce Rabbimizin hoşnut olmadığı, sevmediği, gayrı meşru, yapılması halinde insanın ceza ve yergiye müstahak olacağı hareketlerdir.
 
Hayırve şer… İki kelime… Bilemediğimiz iki kelime.Evet, bilmediğimiz diyorum çünkü az biraz şerre maruz kaldığımızda basıyoruz yaygarayı. Bilmiyoruz işin sonunu. Başından hüküm veriyoruz. Hüküm nedir bilmeden. Şerri şer, hayrı hayır olarak görmeye devam ettikçe sıkıntılarımız gittikçe artacak. Gelelim hikâyemize: 
 
Vaktiyle bir fakir ihtiyar yaşarmış. Fakirmiş fakir olmasına lakin devrin padişahı bile bu adamı kıskanırmış. Çünkü bu fakir ihtiyarın dünyaya ün salmış beyaz bir atı varmış. Padişah hazinesini sermiş bu atı satın almak için ama nafile. İhtiyar: “Bu bir at değil sultanım. Benim dostum. İnsan dostunu satar mı hiç?” deyip satmazmış. Neyse günlerden bir gün at kaybolmuş. Ahali başına toplanıp: “İhtiyar bunak. Bak gördün mü at kayboldu. Oysa padişaha satsaydın ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın” demişler. 
 
İhtiyar tebessüm etmiş: “Acele hüküm vermeyin. Yalnızca atım kayboldu. Bunun altında bir şer aramayın. Atın kaybolması bir talih mi yoksa talihsizlik mi? Bu bir başlangıç belki de. İşin sonuna bakın siz.” 
 
Orada bulunanlar bu söz karşısında kahkaha atıp: “Ettiği lafa bak” demişler: “İyice bunadı bu.” 
Neyse atın kaybolmasının üzerinden iki hafta geçmiş. Bir sabah gürültüyle uyanmış şehrin ahalisi. Bir bakmışlar ki bunak diye dalga geçtikleri ihtiyarın kaybolan atı yanında da yirmi tane yılkı atını peşine takıp gelmiş. Doğruca ihtiyarın yanına koşmuşlar: “Özür dileriz babalık” demişler, “Sen haklıymışsın. Atının kaybolması bir şer değil hayırmış. Bak başına devlet kuşu kondu. Artık bir at sürün var.” İhtiyar tebessüm etmiş onların bu haline: “Yine acele ediyorsunuz” demiş. “Sizin hayır gördüğünüz şeyin altında başka şeyler olabilir. Bu da bir başlangıç belki. Siz yalnızca atın geri döndüğü söyleyin.” 
 
Ahali bu defasında ihtiyarla dalga geçmemişler lakin içlerinden de: “Yine de akli dengesi yerinde değil” demekten de geri kalmamışlar. Çok geçmemiş. İhtiyarın tek bir oğlu vahşi atları terbiye ederken attan düşüp ayağını kırmış. Evin geçimini sağlayan bu delikanlının yatağa düştüğünü görünce ahali yine ihtiyarın yanına koşup gelmişler: “Haklıymışsın. Bu vahşi atlar yüzünden biricik oğlun uzun süre ayağa kalkamayacak. Sende ihtiyarsın kendi kendine nasıl bakarsın?”
 
“Durun bakalım” demiş ihtiyar: “Yine erkenden konuşuyorsunuz. Acele etmeyin. Evet oğlumun bacağı kırık. Surette öyle görünüyor ve sizin verdiğiniz karar bu. Ya sonrası? Bakalım Mevla’m neyler?”
 
Hakikaten de ihtiyarın söyledikleri çıkmış. Ülke savaşa girince eli silah tutan bütün gençleri askere almışlar. İhtiyarın oğlunun bacağı kırık olduğu için götürülmemiş… 
 
Hikaye bitti lakin hayat devam ediyor. 
Unutma hayır ve şer Amentü’den bir cüz… 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA