İNANÇSIZIN HAYATA BAKIŞI


Bu makale 2017-08-04 04:56:46 eklenmiş ve 335 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Hayata îman penceresinden bakan bir mü’min  kendisini, ailesini ve toplumu nasıl  mutlu, birlik ve dirlik içerisinde olabilir diyerek bakar. Güzellikleri görür, kendisi kadar başkalarını da düşünür ve : ”Kendisi için istediğini başkaları içinde istemedikçe, kendisi için istemediğini başkaları içinde aynısını düşünmedikçe kâmil mü’min  olamıyacağını bilir.”  Güzel, bakar, iyi düşünür ve mutlu olur, mutlu eder.
İnançsı insan ise ümitsiz, karamsar, materyalist, menfaatçi, bencil ve egoist bakar. Dünyanın sadece görünen yüzünü görür, ahiret duygusu ve kaygısından uzak, sömürgeci, tüketici, israfçı… bir  anlayış içerisinde  yaşar. Allah sevgi ve korkusu taşımadan, heva ve hevesinin oyuncağı, nefsinin istek ve arzularının peşinde, şeytanın maskarası   olarak hayat rüzgarının önünde savrulur, ezer, ezilirken bir gün o da hayata veda eder. Hacc suresinin 31. Âyeti onların bu hallerini  tarif ederken nasıl benzetme yapıyor:  
“  Allah’a yönelen, O’na ortak koşmayan kimseler (olun). Kim Allah’a ortak koşarsa, sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir. “
Peygamberler  insanlara Allah’ın dinini tebliğ ederken  inanmayanlar  yine hep hayatın görünen yüzü ve materyalist düşüncelerle talepte bulunmuşlar,  kendi düşündükleri gibi istekleri  olmadıkça inanmayacaklarını söylemişler, gerçek ve doğruların insana vereceği mutlulukları görememişlerdir. İsra suresinin 90-93. Âyetlerinde onların bazı istekleri sıralanmaktadır:
«Biz, dediler, sana kat’iyyen inanmayız. Tâki bizim için şu yerden bir pınar akıtasın. Yahud senin hurmalık (lar) dan, üzümlük (ler) den bir bağçen olsun da aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtasın. Yahud iddia etdiğin gibi gök yüzünü üstümüze parça parça düşüresin veya Allahı ve melekleri kefil getiresin. Yahud altından bir evin olsun, yahud semâya çıkasın. Ona çıkdığına da asla inanmayız a! Tâki üstümüze okuyacağımız bir kitab indiresin»! (Şöyle) de: «Rabbimin şaanı yücedir. Ben (Allahın) resûl (ü) bir beşerden başkası mıyım ki?”  
 Allah’tan azab  istemek, kötülük istemek,  gökyüzünün  üstlerine düşmesini istemek akıllı bir mantık değildir.  Böyle bir olaydan sonra insanın inanma şansıda yoktur. Azapla yok olup gideceklerdir. Bir başka mantıksızlıkta bunu  kendileri gibi bir  beşer olan  bir peygamberden istemişlerdir . O da kendisinin bir beşer olduğunu beyan etmişlerdir.
Halbuki islâmın amacı insanları  takvâ, istikamet, hak, adâlet ve barış içerisinde  yaşamalarını sağlayarak dünya ve âhiret mutluluğuna götürmektir. Onların akıl dışı iteklerine peygamberler En’âm suresinin  50. Âyetinde  onlara  verdikleri cevab şöyle nakledilir: 
“De ki: «Size benim yanımda Allahın hazîneleri var demiyorum. Ben gaybı bilmem. Size hakıykat ben bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyolunmakda olan (Kur’an) dan başkasına uymam. De ki: «Görmeyenle gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz»?”   
Hud 31. Âyette yaklaşık aynı anlamlarda konuyu vurgulamaktadır: «Ben size: Allahın hazîneleri benim nezdimdedir demiyorum. Ben ğaybı bilmem. Ben hakıykatde bir melek’im de demiyorum. Bununla beraber gözlerinizin hor gördüğü kimseler (mü’minler) hakkında Allah onlara asla bir hayır vermeyecekdir dahi diyemem. Allah, onların özlerindekini ençok bilendir. (Eğer bunları tard edersem) o takdirde şübhesiz ki ben zaalimlerdenimdir». 
Allahü teâlâ insanlığı dünyada ve ahirette mutlu edecek, onlara istikameti göstererek hidayet edecek olan , onlara her şeyden daha kıymetli bir hazine ve peygamberimize verilen en büyük mucizenin Kur’ân-ı Kerim olduğunu ona sarıldıkça yollarını şaşırmayacakları,  Allah’ın kopmaz ipi Kur’ân’ın  en sağlam bir kulp olduğunu bildirmektedır. Ankebût 51. Âyette:
“Kendilerine okunan bir Kitap’ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.”
Hakkı ve doğruyu arayanlara, dünya ve ahiret saadetinin peşinde koşanlara Kur’ân-ı KerÎmin o eşsiz rehberliği hatırlatılmakta ve insanlığın ona yapışması istenmektedir
İnanananlar insanlık için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet olarak insanlığı yaşatmak için çalışırlarken, inaçsız insanlar hayata hep olumsuz bakmışlar,  Firavunlaşmış, zalimleşmiş, ezmiş ve sömürmüşler, dünyayı yaşanmaz hale getirmişlerdir.
Hayatı Kur’ân’la, kalbi îmanla, yolu sünneti seniyye ile aydınlanan aydınlık yolun yolcusu olmak niyazıyla,cumanın feyiz ve bereketinden faydalananlardan olmayı dilerim.
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA