GÖNÜLLERİ HUZUR-U SÜKÛNE KAVUŞANLAR


Bu makale 2017-07-07 05:33:52 eklenmiş ve 270 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

İnsan mutlu olunca hayat güzel ve anlamlıdır. Ruh ve bedenden meydana gelen insan, gerçek huzuru kalbi tatmin olunca, gönlü sükuna erince bulur.  Ruhu sükûna erdirecek, kalbi tatmin edecek, gönlü feraha erdirecek en başta îmandır, salih amellerdir, doğru bilgi ve güzel ahlâktır. Mutluluk dışarıdan değil içeriden gelir.
Allâh’a doğru, sağlam olarak inananlar, şek ve  şüpheden uzak, tam bir güven, ümit ve tevekkül içerisinde, sabır ve sebatla hayatı omuzlamaktadırlar. Îman nimetinden mahrum olanlar tereddüt, şirk, ümitsizlik bataklığında bunalımlar içerisinde yüzmeye mahkumdurlar.
Aklı karışık, hayata bir anlam veremeyen, şüphe ve vesvese içerisinde kalmış bir insan sadece yeme, içme, gezme ve eğlenme ile ruhunu tatmin edemez. Îmanın aydınlığında atılacak her adım, yapılacak her iş, konuşulacak her söz Cenâbı Hakk’ın rızası gözetilerek yapılacaktır. Bu düşünceyle yapılacak her amel  doğru ve güzel olacaktır. “Allah muhsinleri (İşini  güzel ve doğru) yapanları sever . “ (Bakara  195,  Âl-i İmran 148)  Buda insan için ebedi bir  huzur  vesilesidir. 
Kalp sıhhatteyse tüm beden sıhhatlidir, kalp hastaysa tüm beden hastadır. Kalpte bir uyumsuzluk, bir dengesizlik varsa bu bedenin en zayıf yerinden  patlak verir. Kalpteki bir uyumsuzluk kimisinin midesi zayıftır orada patlak verirken, kimisinin dişi zayıftır orada patlak verir. Ruhun uyumsuzluğu ve dengesizliği de onun gıdası olan vahiyden mahrum oluşu ve günahlardır. Evet ruhun hastalığı imansızlık ve günahlara bağlıdır.  İnsandaki ruhsal bir dengesizliğin, ruhsal bir depresyonun bedenin en zayıf yerinde patlak vermesi nasıl hastalık oluyorsa, kalbin uyumsuzluğuda bedende tezahürü başka  hastalıkların, hata ve günahların  sebebidir. Kalbin sağliği ise mutlulukların kaynağıdır.Kur’ân-ı Kerîm ve hadisler  buna dikkatimizi çeker. 
                                  
Rasûlullah efendimizin bir  hadisine göre hastalığın kaynağı ruhtur, kalptir. Nu’man b. Beşir’den rivayet edildiğine göre Allah Resulü şöyle buyurmuştur:  “Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, o iyi/doğru/düzgün olursa bütün vücut iyi/doğru/düzgün olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.” ( Buharî, İman, 39)
Varlığı maddeden, hayatı dünyadan, insanı bedenden ibaret zannetmek ne kadar eksik, ne kadar yanlış bir düşünce ise, kalbi de sadece vücutta kan dolaşımını sağlayan bir organ olarak tanımlamak o kadar eksik, o kadar yanlış olur. İlâhi bir nefha taşıyan ruhun  tatmin olması da yine ilâhi vahiy ve  vahye uygun bir yaşama ile huzur ve sükûna erer. 
İnsan kalbi tatmin olmak ister. Hani İbrahim: «Ey Rabbim, ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster» demiş, (Allah, «Buna) inanmadın mı yoksa» demiş, O da «İnandım. Fakat kalbimin (gözümle de görerek) yatışması için (istedim» diye) söylemişdi.  (Bakara  260) İşte anlıyoruz ki kalplerin tüm tereddütlerden, şüphelerden kurtulup, tüm cehaletlerden sıyrılıp doyuma, sükuna ulaşmasının yolu bilerek inanmaya bağlıdır. 
Allah’ü Teâlâ Kur’ân-ı Kerimde  kalplerin ancak Allâh’a  tanıma,  O’na îman, O’nun rızasını gözetme ve  O’nu zikirle olacağını anlatırken (Ra’d: 24, 28, 29)  âyetlerde şöyle buyurur:  “İman edip de sâlih ameller işleyenlere (güzel işler ve ibâdetler yapıp, doğru hareket edenlere) müjdeler olsun. (Kurtuluş ve göz aydınlığı onlar içindir). Ne mutlu onlara!  (Nihâyet) dönüp gidilecek güzel yurd, (Allah’ın Cenneti ve Rızâsı-kulunu Cemâli ile müşerref kılması) da onlar içindir”. Bunlar; îman edenlerdir, Allahın zikriyle gönülleri (vicdanları) huzûr-u sükûne kavuşanlardır. Haberiniz olsun ki kalbler ancak Allah’ın birliğine inanıp, zikrullah ile oturaklaşır (Allah’ı zikirle huzûr bulur, sevâbı ile gönlü râhata kavuşur, olgunlaşır). 
Mü’min kul; sabreder, güzel güzel ameller işlemeye gayret ve devâm ederse, muhakkak Yüce Allah, o kulunu dünyâ’da da yalnız ve mahrum bırakmayacaktır. Çünki: Vâ’dine sâdık ve aslâ vâ’dinden dönmeyen Yüce Allah (c.c.): “Her kim Allah’dan korkarsa, (Allah’a karşı saygılı olur ve gücü yettiği kadar Allah’a kulluk etmeye gayret ederse), muhakkak Allah onun için hayırlı çıkış halkeder, hiç ummadığı yerden ona rızkını gönderir. Elbette Allah, kendi emrini (ve vâ’dini) yerine getirip gerçekleştirendir. Allah, her şey için bir vâ’de tâ’yîn etmiş, bir ölçü belirlemiştir. İşte bu, Allah’ın size indirdiği emirdir. Kim Allah’dan korkarsa (haramlardan, günâhlardan sakınır, yasaklardan kaçınır ve Farzları edâ eder, emirlerini yerine getirirse) Allah onun günâhlarını örter ve (âhiretteki sevâbını büyütür (onu Cennetine koyar). (Talak: 3-5)  Ama (bilmiş olun ki) iman edip takvâ yolunu tutanlar için, elbette âhiret mükâfâtı daha hayırlıdır”. (Yusuf: 57) buyuruyor. (Ne mutlu size! derler...  
Mü’min için yaşadığı acı-tatlı her iş hayırlıdır. Din, îman, salih ameller, sadaka, samimiyet, ahde vefâ, çalışmak gibi bütün iyilikler insana mutluluk verirken, şirk, inkar, tembellik gibi bütün kötülük ve günahlar her insan  için  bitmez bir vicdan yarasıdır. Âhiretteki hüsran ise daha acı ve şiddetlidr.
Allah (cc) iman ve ahiret mutluluğuna erenlerden olmak niyazıyla  cumanın feyzi, bereketi üzerimizde kâim olsun. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA