Ramazanı Ebedileştirebilmek


Bu makale 2017-06-30 04:49:37 eklenmiş ve 315 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Ramazanı ebedileştirebilmek
Bir ay Rabbimizin emrine uyarak, Rabbimizin rızasını kazanmak için oruçlar tuttuk, teravihler kıldık, Kur’ân-ı Kerim   hatimleri, mukabeleleri okuduk, dinledik, iftarlar, seherlerde sahurlar  yaptık, dua, tövbe ve istiğfarlar yaptık, sadakayı  fıtırlar, zekatlar  verdik, sadece midelere değil diğer organlarımıza da  iftarsız  imsaklar yaptırarak kötülüklerden uzak durup  ahlâken olgunlaşmaya çalıştık. Oruç,  müslümanlar için çok ciddi bir eğitimdir. Ramazanda kazanılan güzellikler,  ömrün devamını ibadet, ahlak, cihad ve mücadele açısından hazır hale getirmektir. Ramazan o zaman gayesine uygun ve hedfine ulaşmış olur.
Arınmanın, temizlenmenin,  yenilenmenin, mükafatı olarak bayram yaptık. Sevdik, sevindik, sevildik, birbirimize ellerimizi uzattık,  tebrikleştik , sılayı rahimlerle ziyaretler yaptık, gönüller yapıp duâlar aldık, hasret giderdik. bir olduk,  İslâmın nasıl bir barış dini , huzur ve barış toplumu oluşturduğunu gördük, gösterdik. Huzur bulduk. Selam ve eman içinde yaşadık.
Herkesin sadece kendisini düşündüğü  bir dünyada  sadece kendisini düşünen bencil, kibirli, pragmatist insan  değil,  en yakınlarından başlayarak başkalarını da düşünen, iletişim kuran,  bayramlaşıp,  tebrikleşip, selamlaşıp, dua edip, duâlar alanlar  Müslümanların  olgun, örnek davranışlarını  şahit oldu.
Ramazanı ebedileştirmek
Ramazanı  mânevi bir hasat mevsimi olarak düşünürsek, şimdi kazandıklarımızı korumak ve değerlendirmek zamanıdaır. Çalışıp, kazanıp sonra israf veya yanlış yollarda kazandıklarını telef edenlerin ellerinde hiçbir şey kalmayan müflis duruma düşmemek gerekir.  Allahü Teâlâ böyle yapanlar için şöyle  bir misal verir:                                                                                                                                    “  İpliğini sağlamca bükdükden sonra söküb bozan (kadın) gibi olmayın….Her halde Allah sizi bununla imtihan eder. Hakkında ihtilâfa düşmekde olduğunuz şey’i ise O, kıyamet gününde elbette size açıklayacakdır. (Nahl, 16/ 92)   
Kulluk devamlıdır
Allah’a kulluğumuz devam ediyor. Allah’ a olan kutlu yolculuğumuz ve O’nun rızasını kazanmak için her iyiliği ve Salih ameli bir fırsat olarak  bilrmeli  yapmalıdır. Yüce Allah (c.c.) ibadetleri, belirli gün ve gecelerde, belirli aylarda ya da belirli yaşlarda değil; mükellef olduğumuz andan itibaren, terk edip ara vermeden -sürekli bir şekilde- ölünceye kadar yerine getirmemizi emrediyor. Rabbimiz şöyle buyuruyor:    “Ve ölüm denilen kesin gerçek kapını çalıncaya dek, Rabb’ine kulluk ve ibâdete devâm et!” (Hicr, 15/99)
Azda olsa devamlı olan  makbuldur
Toplum, Yüce Yaratana sürekli ibadette bulunan iyi ve güzel ahlaklı fertlerle yükselir. Öyle ise, Ramazanda nefsini ıslah edip, güzel bir hayat tarzı kazanan mü’minler olarak, bu durumumuzu muhafaza etmeli, bütün ömrümüz boyunca güzel ameller işlemeliyiz. Hz. Aişe’nin rivayet ettiği, Sevgili Peygamberimizin şu hadisini hiçbir zaman hatırdan çıkarmamalıyız. “Bir gün Rasulüllah Efendimize: Ey Allah’ın Rasulü, hangi ibadet Allah katında daha sevimli ve makbuldür? diye soruldu.” O da : “Az olsa bile, en devamlı olandır” (Tecrid-i Sarih Tercemesi: C.12. Sh. 191-192 H.No:2030) ) buyurdu.
İnsan ve Kulluk
İbadet, saygı ve itaatin en yüksek derecesidir. Böyle bir saygı yalnız Allah’a yapılır, bütün varlığımızı kendisine borçlu olduğumuz Allah’ın, biz kulları üzerindeki hakkıdır. İbadet, inananlara Allah katında değer kazandırır. İbadet görevini yerine getirmeyenler bu nimetten mahrum kalır. Kur’an-ı Kerim de bu konuda şöyle buyurulur: “Ey Muhammed! de ki: İbadetiniz olmasa Rabbin size ne diye değer versin?.. (Furkan 25/77)  
İbadet Allah (c.c)’a saygı ve itaatin en yüksek derecesidir.
Dünya hayatında mutluluk ve huzurla içinde bir hayat yaşamanın, ebedî bir hayat olan ahirette de zarara uğramamanın ve hüsranda kalmamanın, kurtuluş, felah, mutluluk, esenlik ve saadette olmanın tek çıkar yolu, iman ettikten sonra  Allâh’a kulluğa devam etmektir. Asr suresi hüsrandan kurtuluşun reçetisini; îman, Salih amel, hakkı tavsiye ve sabrı tavsiye olduğunu bildirir.                    
Ramazanda kazandıklarını değerlendirerek hayatını ramazanlaştıran ve ahretini ebedi bayram yapanlardan olmak niyazıyla, cumanın feyzi, bereketi üzerimizde kâim olsun. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA