İSLÂM BİR BÜTÜNDÜR


Bu makale 2017-06-09 04:39:27 eklenmiş ve 430 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

İslâm dini, İtikad (İnanç sistemi), İbadet (Kulluk görevleri), Muamelât (Hukuk sistemi), Ukûbat (Cezalar) ve Ahlâk esaslarıyla bir bütündür. Bunlardan bir tanesini dinin içerisinden çıkardığınızda ona İslâm demek mümkün olmaz.
Şehadet getiren her mü’min islâmı bütünüyle kabul ettiğini beyan etmiş, Allah’a söz vermiş, bir akid ve ahitte bulunmuştur. Bu ahdine ve akdine hayat boyu devam etmek durumundadır.  Tıpkı yemeğin malzemelerinin tam olması ile lezzetli hale geldiği gibi, İslâmın istediği mükemmel güzelliğe bu bütünlük içerisinde ulaşılır.
Îman esaları nasıl bir bütünse,İslâm’ da beş temel esasda bir bütündür. Birbirini tamamlar , birbirinden ayrılamazlar. Allah’ın bütün emir ve nehiylerinin imân boyutu, ahlâk boyutu, sosyal boyutu, maddi, manevi, akli, ruhi yönleri vardır.. Kelime-i Şehâdetten namaza, zekattan  oruca,  hacdan, iyiliği emretmekten kötülüğü nehyetmeye varıncaya kadar İslam bir bütündür. İslam insanların  arzularına göre işlerine geleni alıp, istemediklerini terk edecekleri bir tercih söz konusu değildir. 
Müslüman olduğunu söyleyip de ahkâmını bölüp parçalayan, bir kısım hükümlerini yaşamakla birlikte diğer bir kısım hükümlerini yaşamaktan imtina eden hatta inkâr eden zümrelerin yollarının batıl ve eğri olduğunu Kur’an bize haber vermektedir.   “Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Aranızda böyle yapanın cezası ancak dünya hayatında rezil olmaktır. Ahiret gününde de azabın en şiddetlisine onlar uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.” (Bakara 85) ayeti Kerimesi islamın bütünlüğünü anlatır. Allah’ın emir ve nehiylerini hevâ ve heveslerine uyduranların akıbetinin  rezil, hüsran olacağını bildirmektedir. “Nitekim biz Kur’an’ı işlerine geldiği gibi bölenlere da azabı indirmişizdir. Onlar ki Kur›an›ı parçalara ayıranlardır…» (Hicr 90-91) Böyle yapanların yoluda eğridir. “O halde siz insanlardan korkmayın, benden korkun. Benim ayetlerimi az bir pahaya satmayın…” (Maide  44)
Ramazanda oruç tuttuğu halde namaz kılmayan, namaz kıldığı halde zekat vermeyen, zekat verdiği halde haccı imkanı olduğu halde düşünmeyen islamı tam yaşamadığı gibi birini bile kabul etmemek insanı dinden koparır. Bunun en bariz örneği Hz Ebubekir döneminde mürtedler karşısında Hz Ebû Bekir (ra)ın ortaya koyduğu basiretli  davranışı islamın hükümlerini parçalama ve  yok etmeye yönelik gayretleri önlemiştir. İslâmın zaman içerisinde tahrifinin kapısını kapatmıştır.
Ebu Hüreyre (ra) dan rivayet edilmiştir::Resulullah (sav) vefat edince, ondan sonra Hz. Ebu Bekir (ra) halife seçildi. Bunun üzerine bedevilerden bir kısmı “irtidat” etti. (Hz. Ebu Bekir halife olarak onlarla savaşmaya karar verince) Hz. Ömer, “Resulullah (sav): “İnsanlar lailaheillallah deyinceye kadar onlarla savaşmaya emrolundum. Bunu söylediler mi, benden mallarını ve nefislerini korurlar. (İslam’ın) hakkı hariç artık hesapları da Allah’a kalmıştır!” demiş iken, sen nasıl insanlarla savaşırsın?” dedi. Hz. Ebu Bekir: “Allah’a yemin olsun, namazla zekatın arasını ayıranlarla savaşacağım. Zira zekat, malın hakkıdır. Vallahi, Resulullah (sav)’a vermekte oldukları bir oğlağı vermekten vazgeçseler, onu almak için onlarla savaşacağım” dedi. Hz. Ömer sonradan demiştir ki: “Allah’a yemin ederim, anladım ki, Hz. Ebu Bekir’in bu görüşü, Allah’ın savaş meselesinde ona ilhamından başka bir şey değildi. İyice anladım ki, bu karar hakmış.”    ( Buhari, İ’tisam 2, Zekat 1, 
Peygamber (s.a.v.)’in risalet görevini tamamlamak üzere olduğu son günlerinde ‘Veda Haccı’ sırasında Cenâb-ı Hak şu ayet-i kerimeyi gönderdi: “Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak Müslümanlığı (verip ondan) hoşnut oldum.” (Maide  3) Müslümanlar asırlar boyunca bu ayet-i kerimeyi şöyle tefsir ettiler: İslâm, insan hayatının bütün yönlerini idare eden tam bir hayat nizamıdır. Müslümanlar bütün hayatlarında onun hükümlerini uygulayarak Allah (c.c.)’ın üzerlerindeki nimetinden yararlanmış olacaklardır. Ancak böyle yaptıkları takdirde Yaratıcı’nın rızasına kavuşacaklardır. O’nun rızasına kavuşmak ise en büyük nimet, en büyük kazanç ve en büyük mutluluktur.
İslâm akaidini, ibadetlerini, ahlak ve muâmelâtını  oluşturan esaslar, kesin kaynağa dayandığı apaçıktır. Zamana, mekana, birey ve toplumlara göre değişiklik göstermez. Bu hükümlerin tamamı bir bütün teşkil edip, bölünme kabul etmez. Yani bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamak, bir kısmını yapıp,bir kısmını terk etmek söz konusu olamaz. Bu hakikatleri ayırım yapmaksızın yaşamak için mücadele etmek Kelime-i Tevhidin gereğidir.
Müslüman bilirki Cenab-ı Hakkın her ilâhi emir ve nehiylerinde  sayısız hikmetler vardır. Hepsi insanın saadeti içindir. Elimizden geldiği kadar islamı bütünlüğü içinde yaşamalıki istenilen kemal ve mutluluk elde edilebilsin.  Namaz, dinin direğidir. Oruç, bir takva eğitimi, kötülüklere kalkandır. Zekât, islâmın köprüsü, malı, temizler. Hidayet kaynağı olan hacc Müslümanların evrensel bir kongresi olarak insanı annesinden doğduğu günkü gibi günahsız yapar. Ahlâk, islamın meyvesidir . Bunların her biri birbirini tamamlar ve insanı kâmili yetiştirir.
Allah bizi yolunda, şükründe, zikrinde, hüsn-i ibadetinde daim, din-i mübînine hizmette kaim eylesin. İslamı bütünlüğü içerisinde inanıp, yaşayarak Allah’ın rızasını kazananlardan olmak, gayesine uygun oruçlar tutabilmek niyazıyla Ramazan ve cumanın feyzi, bereketi üzerimizde daim olsun 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA