SAKIZ (Bir Adı da AKŞEHİR)


Bu makale 2017-06-07 19:11:31 eklenmiş ve 1050 kez görüntülenmiştir.
Mehmet Güleray

Tarihin tozlu sayfalarını karıştırırken bir kağıt ilişti gözüme. Daktilo ile yazılmış SAKIZ isimli bir yazı. Kim kaleme almış, ne zaman kaleme almış belli değil. Siz değerli okurlarımın beğenisine sunmak istedim. 
 
SAKIZ
(BİR ADI DA AKŞEHİR)
Ezik ezik gövdesi
İnceldi ama kopmadı
Kaderi çiğnenmekmiş
Yine de bir damla kan çıkmadı...
 
Aramadı bir başka ağız,
Yitirdi ak rengini;
Güçlüyüm sandı, dayanamadı,
Can sıkıntısından patladı sakız!...
 
Yukarıya aldığımız şiir Şair Sedat Umran’a aittir ve 1954 yılında yazılmıştır.
Bir sohbette emekli kütüphane müdürü Bedri ağabeyimize bu şiiri göstermiştim. Toplantıda epeyce kalabalık vardı.
Gülümseyerek:
“-Şair sakızı değil Akşehir’i anlatmış” dedi.
Anlamamıştık. Sakızla Akşehir’in ne benzerliği olabilirdi? 
Bizim şaşkınlığımızı sezmiş gibi 
“Sakız ilk önce beyazdır değil mi? Ak-Şehir adı üstünde tertemizdir, bembeyazdır.
Sakız ambalajı açılınca göz kamaştırır, sağlamdır, dayanıklıdır. Akşehir’de yıllarca Orta Anadolu’nun en güzel, en şirin şehriydi. Toprağı verimli insanı çalışkandı. Köylerden civar ilçelerden göçler başlayıp, Akşehir Akşehirli olmayanların şehri değilken her ailenin, her esnafın, bağı, bahçesi, tarlası vardı. Ankara dahil birçok ilin buğday ambarı, sebze meyve panayırıydı. Esnaf az kara kanaat eder, dükkanlar arasında fiat farkı bulunmazdı. Şehrin içinde akan çay şimdiki gibi pislik sembolü değildi. Yaz kış şırıl şırıl akar, taaa Tekke köyünden Meydan Mahallesine kadar kaz ve ördek sürüleri dolaşırdı. Şehrin havası, suyu kokusu sakızın ilk ağıza alınışı gibiydi...
Sakız, şişirilip balon olduğunda ürpeririz değil mi? O küçük sakız balon değil uzay’ı fethe hazırlanan Apollo şeklini aldı derken, Akşehir’i şu andaki haliyle değil 1950’lerden önceki haliyle tasavvur edin.. (Sultan dağlarından daha doğrusu Yalvaç Karaağaç’tan Haymana’ya, Polatlı’ya kadar) takribi 170 km. enini de (Ilgın İshaklı yeni ismiyle Sultandağı arası) 50-60 km dersek al sana Belçika, Hollanda, Danimarka üç Avrupa devleti toprağı... Bu haşmete Apollo ismi bile zayıf kalmaz mı?
Sakız, çiğnendikçe rengini kaybeder.
Ya Akşehir... Renk diye birşey kalmamış. Bütün bahçeler bitmiş, ağaçlar kesilmiş, beton yığını olmuş!... Caddeleri, sokakları, hele Eski Yoğurt pazarı ile Rüştü Bey Hanının giriş kapılarını ve kahveleri görün... İğrenirsiniz...
İnsanları bu derece pis değil di Akşehir’in...
Nereden geldi bu kirli adamlar?...
Çöplerini çöp tenekesine, çöp arabalarına dökeceğine yerlere döküyorlar. Köpekler bile zehirlenmemek için bu semtte dolaşmıyorlar.  Tuvaletler bakımsız ve pis... En sevinilecek tarafı “Ücret levhası’nın eksik olmayışı...” 
İstisnasız bütün kahvelerin duvarları is ve duman lekeleriyle, yerler ise izmaritle dolu... Kahvehaneyi işletenler memnun değil ama müşteri kaybetme korkusu var. Ağzını açıp: 
“Arkadaşım, hemşehrim, evinde sigara izmaritini halıya mı atıyorsun? Külünü kilime mi silkiyorsun? diyemez. Alacağı cevabın:
“Burası ev değil kahvedir. İşine gelmezse kapatırsın olur biter” olacağını zanneder...
Yerleri kirleten bu adamlara hak vermiyor değilim:...  Evinde böyle yapsa karısı gözünü oyar belki de yatağa almaz... İşte aşağılık duygusunu böyle gideriyor. İntikamını caddelerden, kahvelerden alıyor...
Aklınıza Belediye’nin temizlik ekibi yok mu? Niçin ceza kesmiyor? diyeceksiniz. “Adım başı kahve olan” bu şehire makbuz mu yeter!... Seçim mevsimi geçmeden senin kalemin ceza yazar mı?...
Sakız çiğnene çiğnene ezilir, çürür yüzüne bakılmaz!...
Akşehir’in sakızdan ne farkı var? Garp Cephesi burada kurulsun, şehirlisi köylüsü bir orduyu beslesin... Taarruz planları meyvesini versin. ZAFER kazanılsın. 
Sakız çürüdü artık... Bir şehrin kurtuluşu radyoda, televizyonda dakikalarca verilirken Vatan’ın kurtuluşuna beşik olmuş Akşehir’den hiç bahsedilmez...
Akşehir niçin hakkını aramaz diye kendi kendime çok sordum: cevap veremedim! Bir de hemşehrilerime sorayım dedim... Ara ki bulasın! İş bitirenler büyük şehirlere gitmiş oralı olmuşlar...
Sakız küçülür de Akşehir küçülmez mi?
Sen istediğin kadar, şehirler zamanla büyür, küçülmez de... Bir kartal büyüklüğündeki Akşehir “serçe’ye” dönmedi mi?
Particilik neleri eritmedi ki Akşehir’i eritmesin?.. Böyle giderse Ilgın’ın vilayet olacağına şaşma...
Sedat Bey arkadaşınsa, Yaz dostum;
Sakız isimli şiirin başlığını “Bir Adı da Akşehir” diye değiştirsin...
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA