ARŞI ÂLÂ’DA GÖLGELENECEK BİR GENÇLİK


Bu makale 2017-05-20 04:37:03 eklenmiş ve 11502 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Hayatın en sağlıklı, verimli,  güçlü, dinamik dönemi gençliktir. Her ülkenin en büyük enerji kaynağıda gençliktir.Kıyamette sorulacak sorulardan biride “gençliğini nerede ve nasıl geçirdin” (Tirmîz’i Kıyamet 1) olacaktır. Genç kuşaklarını ihmal eden toplumlar, geleceklerini imha ederler.O yüzden en hayatî meselemiz genç kuşaklarımızı korumak, koruyabilmek. Zihnini ve kalbini, ruhunu ve ufkunu açacak işlere imza atılmalı.
Gençlik geçici bir dönemdir. Her yönden zinde oldukları bu dönemi en iyi şekilde değerlendirmelidirler. Peygamber (sav) beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bilin buyurduğu hususlar arasında;  “ İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin kıymetini bilin”  vardır. Ebu  Hüreyre  (RA)  anlatıyor:  “Yedi kişi var, Allah onları hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde kendi gölgesi (arş-ı âlâ) sında gölgeler: Bunlardan biriside “Allah’a ibadet içinde yetişen genç” (Buhari, Ezan, 36.)    olarak bildirilmiştir. Bu bakımdan Gençlik  îman, ibadet, ahlak, ilim, sanat, fazilet, iffet,  cesaret, kahramanlık, özgüven,  sorumluluk sahibi olarak yetişmesi kadar bunları bir anda yok edecek kötülüklerden uzak kalması da o kadar önemlidir.
Peygamberimiz nübüvvetin başından itibaren gençlerle beraber oldu, onlara değer verdi, onlara güvendi,  onları sevdi,  onların da sevgisini kazandı. Peygamberimize ilk  îman edenlerin çoğu gençlerdi.. Özellikle idealist ve enerjik bir kesimi oluşturan gençlerden istifade etmiş veonlardan  çok yakın destek görmüştür. Onlara görev  ve  değer vermiştir. Onun rahle-i tedrisinden geçen gençler, insanlığı aydınlatan birer kandil olmuşlardır. Gençlere duyulan güven sayesindedir ki onlar, idarecilikten komutanlığa,  öğretmenlikten ticarete kadar geniş bir yelpazede sorumluluk üstlenmişlerdir.
İslam’a büyük destek veren Mekke’deki gençlerin yaş ortalamaları 10 ila 30 arasındadır. Örneğin Hz. Ali, İslam’a girdiğinde 10 yaşındadır. Bedir Savaşında, yirmi yaşında sancaktarlık yapmıştır. Dâru’l-erkâm sahibi Erkam b. Erkâm 17 yaşındadır. Câfer b. Ebî Talip, Habeşistan kralı Necâşi’ye ve bir grup seçkin önünde İslam’ı anlattığı zaman 25 yaşındadır. Medine’nin hicret yurdu haline gelmesinin hazırlanmasında muallim olarak gönderilen Mus’ab  b. Umeyr  25 yaşındaydı. Bütün bu hizmetler onun önderliğinde gerçekleşmişti.
Zeyd b. Sâbit Hz. Peygamberin emriyle iyi derecede İbranice ve Süryanice dillerini öğrendiği ve Kur’an’ın toplanmasında komisyon başkanlığı yaptığında 22 yaşında idi. Düşünelim, Allah Resûlü onu hem elçilik göreviyle görevlendirmek için yabancı diller öğrenmesini tavsiye ettiği yaş ve hem de Kur’an gibi ilahî bir kelamın bir Mushaf haline getirilmesi noktasında kendisini önemli göreve getirdiği bu gencin yaşı 22’dir.
Tarihte de görüldüğü gibi genç sahabe Zeyd b. Sâbit elçilik başta olmak üzere bütün bu görevleri başarılı bir şekilde yerine getirmiştir. Muaz b. Cebel (r.a) İlk defa Yemen’e Allah Resul’ünün emriyle İslam davetçisi ve hukukçusu olarak gönderildiği zaman 26 yaşındadır. Yemen’in İslam’la aydınlanmasında ,  Muaz’ın  büyük rolü olmuş bir sahabedir. Suriye seferinde ordu komutanı olarak görevlendirilen Usame b. Zeyd hazretleri 18 yaşındadır. İslam’ın  Kahraman sahabe gençleri  cihanı aydınlatmada büyük rol oynamışlardır. 
Kur’ân-ı Kerim’de Hz İbrahim genç yaşta puta tapan kavmiyle mücadele etmiştir. ( Enbiya 21/58-63 )  Hz Yusuf (as)  genç yaşta iffetini korumak için gösterdiği nefsiyle mücadele kıyamete kadar insanlığa en güzel örnek gösterimiştir. (Yusuf 12/22-24) Ashab-ı Kehf olarak bilinen gençlerin imanlarını yaşamak için Allah yolundaki mücadeleleri de  Kur’ân-ı Kerimde yer alan örnekler arasındadır. ( Kehf   9-22) Hz Musa(as) a  ilk inanların gençler olduğu bildirilir. “Firavun ve kavminin kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için kavminden bir gurup gençten başka kimse Musa’ya iman etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde ululuk taslayan (bir diktatör) ve haddi aşanlardan idi” (Yunus 10/83)
Fatih İstanbul’u fethederken çok iyi yetişmiş 21 yaşında  bir gençti. Hakka inanan, hak için yaşayan, gayesi Allah için mücadele ruhuyla geçen,  birçok şehrin, gönüllerin, ilmin, keşfin,  irfanın ve özgürlüklerinde Fâtihi  bir gençti. 
Eskiden  çocuk aile, okul ve çevrenin etkisiyle  yetişiyordu.. Bugün buna eklenen sanal teknolojiyle yanlış yerde kullanılan internet, TV v.b ortamlarla  kontrolsüz bir ortam oluşmuştur.  Müslüman bir ailede doğup büyüyen genç  kendi değerleriyle,  öz kimliğini bulma imkanı bulamıyor. Amaçsız, kötülüklerin tuzağında, teknolojinin yanlış kullanılmasıyla uyuşturulmuş, cahil, tembel, asalak bir gençlik  ileriye dönük ideallerden ve her türlü erdeme ait değerlerden uzak, üretmeyen, sadece eğlenceye ve cinsel yaşama odaklanan hedonist (hazcı), yozlaşmış bir gençliğin ve toplumun geleceği karanlıktır. 
Elinden tutulup, güven ve sorumluluk verilecek, şefkat ve merhametle kucaklanacak iyi yetişmiş gençlikle İslâm’ı buluşturmak, yarının İslâm dünyasını ve insanlığın geleceğini kurmak demektir. Bugün gençlik İslamın evrensel, insani erdemleriyle buluşmaya kendisine kurulan tuzakları  bozacak birikim ve görüşlere çok ihtiyacı vardır.
İnsanlığın umudu Allah’a adanmış, Allah’a tam bir kul olarak yaşamaya çalışan, kalbi hak diye atan,ahlak ve fazilet sahibi, arş-ı âlâ’nın gölgesinde gölgelenmeyi hak edecek bir gençliktir. Ne mutlu o gençlere. Selam olsun kendilerine.  
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA