KOMŞU


Bu makale 2017-05-19 04:43:45 eklenmiş ve 13698 kez görüntülenmiştir.
Fatih BABAOĞLU (b(AŞK)a yazıyorum)

Dünlerimiz vardı bir zamanlar… 
Dünlerimiz… Yani çokça ve çocukça ve dahi hiçbir riyanın bulaşmadığı tebessümlerimizin coştuğu dünlerimiz… 
Çocuktuk... Bir o kadar çoktuk… Çokluk bizim için bir anlam ifade etmezdi. Çünkü çokluk adına ne varsa bize sunulmuştu… Eski püskü pabuçlarımız içinde tabanımız şişene kadar çoktuk işte… Uçurtmalarımızın kuyruğunda kuşlarla yarıştığımız kadar özgürdük… Tek bir kaygımız vardı tek bir üzüntümüz. Kaygımız mahalle çeşmesine ilk kimin yetişeceği, üzüntümüz ise ütüldüğümüz misketler… 
Çocuktuk ve çoktuk. Çokluğumuz mahallemizden geliyordu. Mahalle… Sen, ben, o zamirlerini eritip bizde toplayan. Mahalle… Küçük yüreklerimizin ihtişamlı kalesi… 
Apartman denilen kültür katili devasa heyulalar o zaman yoktu. Varsa da tek tük… O da zengin diye bilinenlerin kale içindeki şatolarından ibaret soğuk binalar. Lakin o tek tük apartmanlarda oturanların itibarları bile mahalleye tabi olmalarıyla ölçülürdü… 
Mahalle ise koskoca bir aile demekti… Ailenin kutsaliyeti ara sokakların tozlarında bile hissedilirdi ki racon kesindi ACIDA DA SEVİNÇTE DE BİR OLMAK… Çünkü aile demek biz demekti ve bizimde şartımız belliydi: “mahalleden bir kişi bile açken diğerleri tok bir şekilde yatamaz…” 
Günler geçti… Dünlere ait ne kadar güzellik varsa öldüren günler. Öyle edebiyatçıların diliyle anıldığı zaman birkaç damla gözyaşı dökülen mazi değil, hıçkıra hıçkıra ağlatan, güzellikleri dünlere gömen günler geçti… 
İnsanlar konfor adına önce mazilerini sonra da özünü sattı… Kaloriferli apartmanlarda yaşamak daha rahat öldük şu sobaların isinden pasından diye müteahhitlerin ceplerini ısıtıp mahallelerin kalbini çıkarıp kalorifer kazanlarında yatıklar. Sonra apartmanlarının önlerinde nevi şahsına münhasır son model birer arabaları oldu insanların. Çocukların oyun alanlarını gasp edip top sektirip misket yuvarladığı sokakları birer otopark gölü haline getirdi. 
Kısacası biz bizi bitirdik. Şimdi ise dört duvarla kaplı evlerimizin, kalorifer sıcaklığında yapay mutluluklarımızla dizilerde yaşanan entrikalarla büyütüyoruz yarınlarımızı. Kuzinelerde pişmesini sabırsızlıkla beklediğimiz patateslerimizi fast food’larda tonlarca para verip büyütüyoruz özlemlerimizi… Belediyelerin yaptığı yapay çocuk parklarında sağlıksız bir şekilde çocuklarımızı eğlendiriyoruz.  
Şimdi komşularımızı bir sayalım bakalım… Bırakın mahalleyi aynı apartmanda yaşadığımız komşularımızı… Ama saymadan önce Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Habibullah’ımızın sözüne bir kulak verelim: 
 
CEBRAİL DURMADAN BANA KOMŞUYA İYİLİK ETMEYİ TAVSİYE EDERDİ. BU SIKI TAVSİYEDEN, KOMŞUYU KOMŞUYA 
MİRASÇI KILACAĞINI ZANNETTİM…  
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA