İMANIN, AYDINLIĞA ÇAĞRI


Bu makale 2017-05-12 04:50:21 eklenmiş ve 15390 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Îman ınsan için büyük bir nimet, güzel bir  cevher, en değerli  hazinedir. O dünya ve ahiretimizi, aklımızı ve ruhumuzu  aydınlatan bir kandildir. Gönlümüzü huzura erdiren mutluluk kaynağımızdır. İnançsızlık ise insan için  bir  zillet, uçurum, kopkoyu bir karanlık, bir hastalık ve  büyük bir felâkettir.
Îmanla inkarın arasındaki farkı Kur’ân-ı Kerim bakın nasıl  anlatıyor;” Nitekim, ne gören ile görmeyen bir olur;  ne de aydınlık ile zifiri karanlık; ne (serinletici) gölge ile yakıcı sıcak;  ve ne de yaşayan ile (kalben) ölmüş bulunan. Şüphen olmasın ki (ey Muhammed,) Allah dilediğine işittirir, halbuki sen mezarlardaki (ölüler gibi kalben ölmüş)lere işittiremezsin”. (Fâtır suresi 19-25)  Ne kadar da veciz bir üslupla, ölü ile diri kadar farklı olduğu bildirilmiştir.
Kur’ân-ı Kerim’de iman nûr, inkar ise karanlık olarak tanımlanır. Allahü Teâlâ insanlığı işte bu karanlıktan kurtarmak için îmanın, Kur’ân’ın, hakkın, adâletin  ilmin irfanın aydınlığına  dünya ve ahret saadetineçağırmaktadır. “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık ayetler indiren O’dur.” (Hadid, 9) Allah inancı her şeyin aydınlatılmasıdır. Onsuz herşey karanlıkta kalır “Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır.” (Zümer, 69)
Yüce Mevlâ varlıkları yokluk karanlığından varlık aydınlığına çıkarandır, varlıklara anlam kazandırandır, gaye ve çareyi gösterendir. Akılla, sezgiyle, duyu organlarıyla, kitapla, peygamberle insanların yolunu aydınlatandır. “Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır.” (Bakara, 257)
“ İnkâr edenlerin dostları ise tağuttur. O da onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır.” (Bakara, 257) Nur suresi 40. Ayette ise inkarın karanlığı  karanlık bir gecede, dalgaların ve bulutların üst üste örttüğü karanlık bir  denizde,  elini göremiyecek kadar kopkoyu karanlığa benzetilmiştir: “ Yahud (kâfirlerin ameli) öyle derîn bir denizdeki karanlıklar gibidir ki onu (o denizi) bir dalga kaplayıp bürümekdedir. Bunun üstünde bir dalga, onun üstünde de bir bulut. (Hulâsa) birbiri üstüne (yığılmış tabaka tabaka) karanlıklar. (Hani) o (raya düşen bir kimse) elini çıkardığı vakit hemen hemen bunu bile göremez. Allah kime nur vermemişse artık onun için bir ışık yokdur.”
Allahü Teâlâ insanlığı işte bu karanlıktan kurtarmak için îmanın, Kur’ân’ın, hakkın, adâletin  ilmin irfanın aydınlığına  dünya ve ahret saadetineçağırmaktadır. “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kulu Muhammed’e apaçık ayetler indiren O’dur.” (Hadid, 9) Allah inancı her şeyin aydınlatılmasıdır. Onsuz herşey karanlıkta kalır “Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır.” (Zümer, 69)
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bir duası şöyledir. “Allahım! Hamd sana mahsustur. Sen göklerin ve yerin Rabbi, yöneticisi ve nurusun.” (Buhari, Teheccüd, 1) Ayet ve hadislerde ifade edilen nur; insanların önünü aydınlatıp doğru ve gerçek olanı görmelerini, hak ve batılı, hayır ve şerri ayırt etmelerini sağlayan manevi ve ilâhi ışık anlamınadır. Hakka giden yola nûr, ondan sapmaya zulmet denilmiştir. Vahyin gayesi insanları zulmetten nura kavuşturmaktır. Nur’un kaynağı, yaratıcı Allah olduğu için onun güzel isimlerinden birisi de “Nûr”dur.
Bütün mesele yanıp sönen sahte ve fanî ışıklara aldanmayıp geçmişimizi, halimizi ve geleceğimizi, dünyamızı ve ahiretimizi aydınlatan ilahi ışığa yönelmek, vahyin aydınlığında yaşamaktır. İbrahim aleyhisselam yıldızın, ayın ve güneşin battığını görünce “Ben batanları sevmem” dedi ve yüzünü muvahhid olarak gökleri ve yeri yaratan Allah’a çevirdi.                                                                                                                                            
Ashab-ı Kiramdan Irbaz b. Sâriye anlatıyor:  Rasûlullah bize, kalplerin titrediği gözlerin yaşla dolduğu bir hitapta bulundu. Dedik ki; Yâ Rasûlallah! Bu vazınız veda vazına benziyor. Bize son olarak ne tavsiye edersiniz? Rasûlullah şöyle buyurdu: “Ben sizi bembeyaz, aydınlık bir din üzere bırakıyorum. Gecesi de gündüz gibi parlaktır. Benden sonra bu dinden sapan mutlaka helak olur, sizden ömrü olan pek çok ihtilaflar görecektir. Benim sünnetimden bildiklerinize, hidayet üzere olan raşid halifelerimin yoluna tabi olun..” (İbn Mace, Mukaddime, 6)
Yarasalar ışıktan hoşlanmadığı gibi ilahi nurdan hoşlanmayan nice kimseler vardır. “Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, oysa kafirler istemese de Allah nûrunu tamamlayacaktır.” (Saff, 8)                                                                                                                                                                                                                                                                                          
Mevlâ cümlemizi gecesi de gündüz gibi aydınlık olan İslâm üzere daim eylesin. Cumanın feyiz ve bereketi üzerimizde daim olsun. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA