İKRA…


Bu makale 2017-05-04 18:45:39 eklenmiş ve 7785 kez görüntülenmiştir.
Fatih BABAOĞLU (b(AŞK)a yazıyorum)

İkrâ… 
Oku! Yaradan Rabbin adıyla… 
Hep hikâyeler anlattım size canlar. Bu haftada bir hikâye anlatacağım lakin bu hikâye benim hikâyem. Daha üç gün öncesinden… Anlayacağınız fırından taze çıkmış sıcağı sıcağına bir hikâye… Belki hoşunuza gitmeyecek bu haftaki kalemini tuttuğum yazılar. Bize ne bütün bunlardan diyeceksiniz. Haklısınız da lakin İKRÂ… 
Olayın vuku bulduğu zamandan birkaç gün öncesi telefonum çaldı. Karşımdaki ses dostum ve ustam Profesör Doktor Hüseyin Muşmal’a aitti. “Dostum” diyordu; “Oyküder Başkanı (Okumayı Sevdirme ve Yazma Kültürünü Yaşatma Derneği) Hikmet Yılmaz Bey beni aradı. Aksaray’da okuma günleri düzenliyorlarmış. Bizi davet etti. Ne dersin?”
Ne diyebilirdim ki? Koca Somuncu Baba bize Hikmet Bey’in diliyle bize “Gel” diyorsa yola düşmek lazımdı “Gidiyoruz Usta” deyip hemen hazırlığa başladım. Programım oldukça yoğun olmasına yoğundu lakin “Gel” denilmişti bir kere. 
Bu sırada Kayınbiraderim Harun da askerliğe gidecekti. Haydi, bakalım deyip önce onu vatan vazifesine uğurlamak için Akşehir’e akşamın ilerleyen saatlerinde geldim. Şehre girince Nasreddin Hoca’nın ilk biyografik romanının yazılmasında kalem tutmuş biri olarak hüzünlendim. Çünkü Akşehir’de de bir kitap organizasyonu vardı ve davet edilmemiştik neyse… Önce belki Akademik Üyesi dostlarımızdan birileri vardır görürüz umuduyla Gazi Parkta mola verdim. Sonrasında Harun’la vedalaşıp sabah ezanlarıyla tekrardan yola koyuldum. İlk durak Konya… Aşkın Başşehri Konya’dan bizimle birlikte imza gününe katılacak olan yazar Mine Sota (Çiğdem Can) Hanımefendiyi de kervana dahil ederek Aksaray’a doğru yola koyulduk. 
Yolda giderken Sultanhan’ı Usta Hüseyin Muşmal’ın engin bilgilerinin rehberliğinde gezme fırsatına da nail olduk. Çok geçmeden Aksaray’ımıza ulaştık. Bizi Oyküder’in o kocaman ve güzel yürekli Başkanı Hikmet Yılmaz Bey karşıladı. Oturup çaylarımızdan birer yudum almıştık ki bencileyin Akşehir’deki programını tamamlayıp gelen Mehmet Ercan muhabbetimize katıldı. Arkasından dost eğitimci yazar Ali Saçıkara ve Ramazan Yasin Güner’de ekibimize dâhil oldu. Sonra yazar okuyucu buluşmaları, imzalar, söyleşiler muhabbetler. 
İlla ki Somuncu Baba’yı ziyaret etmeden dönmek olmazdı. Çünkü bize “Gel” demişti ve mihmandar olarak da kendisinin hayat hikayesini yazdırdığı değerli dostumuz yazar Ahmet Kuşsan Bey’i göndermişti. Ulu Cami, Eğri Minare (ki görünce Pisa Kulesini görmek için torbalarla para dökenlere acıdım) , Hakiki Baba, Somuncu Baba Ahmet Kuşsan’ın rehberliğinde elverdiğince gezip gördük… 
Şimdi tamam anladık da bunlardan bana ne, ne anlamalıyız bu yazdıklarından diyeceksin bana… 
Diyeceğim tek bir şey var o da Rabbimin Habibi’ne dediği ilk hitap: İKRÂ
Neyi deme? 
Okumak için zamana, mekana, imkana gerek yok. Okumak gözü açılmış bir yürek yeter. 
İKRÂ… 
Neyi deme? 
Hâlâ yarınlara güzel bir vatan sunma derdiyle dertlenen adamlar var. Dere tepe gece gündüz demeden herkes okusun diye uğraşan yürekler. En azından bu insanların yüreklerini oku. Oku ki gerçekler bu ülkede okunsun…
    
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA