NE KADAR GÜVENDEYİZ ?


Bu makale 2017-05-04 18:29:17 eklenmiş ve 7413 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

İnsanın dünyadaki en büyük arzusu huzur ve güven içerisinde yaşamaktır. Ahirette ebedi saadete kavuşmak ise hayatın en büyük gayesidir.  İnsan bu hayatta ne kadar güvendedir?  Hiçbir kimse dünya hayatında devamlı, her yönüyle  güvende değildir. Bu noktada insanın sığınacağı en büyük liman Allah Teala’dır. O’na îman, O’na dua, O’nun  yardım ve himayesine sığınmaktır. O’nun aziz kıldığını zelil, zelil kıldığını da aziz edecek yoktur. 
 
İnsanın korku, endişe, kederleri vardır. İnsanın korktuklarından emin umduklarına nail olması için  kişisel sorumluluklarını yerine getirmekle beraber  güvenin kaynağı Allah’a sığınması insan için bir sükun ve güven  kaynağıdır. “İnananların, imanlarını kat kat artırmaları için, kalblerine güven indiren O (Allah) dur. Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah’ındır. Allah bilendir, Hakim olandır. “ (Feth 4) 
Ölüm, hastalık, yokluk, yoksulluk gibi  bir çok olay insanı  güven arayışına götürmektedir.  Bu dünya hayatında insanlar ne kadar  tedbir  alsalar da her şeyden emin olmak mümkün değildir. Kur’ân-ı Kerimde;  « Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa «Bu Allah’tan» derler; başlarına bir kötülük gelince de «Bu senden» derler. «Hepsi Allah’tandır» de. Bu topluma ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!”   (Nisâ 78)  Hayatın bir parçası ve ebedi âleme geçişin kapısı olan ölüm Allah’a dönüştür. İyiler için bir mutluluk kapısı, kafir ve zalimler için ise hüsrandır.
İnsan ne kadar tedbir alırsa alsın bir de Allah’ın hesabı vardır. Bedir’de, Malazgirt’te, Haçlı seferleri’nde; Çanakkale zaferinde, Hz Musa ile Firavun, Hz İbrahim ile Nemrut, Hz Yusuf ile ona tuzak kuran hased dolu kardeşleri arasındaki nice mücadelelerde bir de Allah’ın hesabı vardı. Allah’ın ilâhi takdiri karşısında başka hesaplar boşa çıkmadı mı? “Kim güvenlik içinde görebilir kendini, Allahın önceden kestirilmeyen ince tertibine karşı? Hayır, zaten tükenip gitmiş insanlardan başka kimse Allahın ince tertibine karşı güvenlik içinde göremez kendini! “ (A’raf  99)   
Dünyanın en sağlam gemisi  TİTANİK yapıldığında “Tanrı bile bunu batıramaz “ gururu ile sefere çıkarıldığı  zaman, 15 Nisan 1912 gecesi daha ilk seferinde bir buz dağına çarparak Kuzey Atlantik’in buzlu sularına gömülür ve beraberinde 1.514 kişinin ölmesine sebep olur. Zamanının en büyük,  en sağlam gemisinin batması mağrur insanın üstün teknoloji karşısında bile acziyetinin, ihmalinin, hesap edemediği şeyler olabileceği gibi her halükarda güvende olamadığının çarpıcı bir örneğidir.Titanik gemisi buzdağına çarpıp batan tek okyanus gemisidir.
Allah yeryüzünü ıslâh etmiş ve bozulmamasını istemiştir: “Ve onları sarsmasın diye, Arzda dağları yarattık. Yine onda(dağlarda), yollar açtık, umulur ki hidayet(doğru yolu) bulurlar.” [Enbiya21/31] ,  “Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah’a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır.” (A’raf 56) Yeryüzü güvenli, düzenli, en güzel şekilde yaratılmışken onun bozulmaması istenmiştir.
Cenâbı Hak Kur’ân-ı Kerimde yerden, gökten gelebilecek tehlikeleri hatırlattığı âyetlerle bizim çok da güvende olmadığımıza dikkatlerimizi çekmekte ve hayatı daha iyi değerlendirmemizi istemektedir:   “O kötülükle, plan(tuzak-düzen) kuran kimseler, Allah’ın kendilerini, yere geçirmeyeceğinden veya şuurunda olmadıkları bir yerden, onlara azabın gelmesinden emin mi oldular? “ [Nahl 45]   Konuyla ilgili benzer  âyetlerde aynı konuya dikkat çekmektedir.  (İsra 68,  Mülk 16 ,17)  
İnsanların başına gelen bir çok sıkıntıların kendi yaptıklarından dolayı olduğunu ise Allah Teâlâ : “İnsanların elleriyle kazandıkları(yaptıkları) dolayısıyla, karada ve denizde fesat(büyük olaylar) ortaya çıktı. (Bu) bazı yaptıkları(şeylerin) karşılığını tatmaları için! Umulur ki dönerler! [Rum 41] ve yine  bir başka âyette : “Biz, onların her birini günahlarıyla yakaladık. Onlardan kiminin üzerine, ‘taş-dolu kasırgası’ gönderdik, kimini, ‘şiddetli bir ses’ yakaladı, kimini, ‘yerin dibine’ geçirdik ve kimini de suda boğduk. Allah, onlara zulmetmedi, ancak onlar kendilerine zulmettiler.”[Ankebut 4 0]
Mü’min için Allah’tan ümit kesmek haramdır. Karamsarlık mü’mine yakışmaz. Hayatı korku, endişe, telaş, güvensizlik üzerine kurmak yerine, rahmeti gazabını geçen Allah’a güven, tevekkül , îman ve itaat üzere yaşamak ve buna nail olmaya çalışmak gerekir.  Bu dünya-ahiret bahtiyarlığının yoludur. Dünyada  güvende olmanın yolu El Mü’min olan Allah’a inanmak O’nun  razı olmadığı davranışlardan kaçınmak, emirlerine itaat , kulluk, salih ameller, ahlâkı hasene üzere yaşayıp, güvenilir insan olmaktan geçer. Asıl, ebedi  hayat  ahirettir. Ahırette  ebedi saadeti kazanmanın ve  güvende olmanın yoluda  yine îman, ihsan, ihlâs, salih ameller, ahlâkı hasene, güvenilir olmak, güven vermek gibi sıratı müstekım ve  sünneti seniyye üzere yaşamaktan geçer.
Hayat kimse için tam güven ve korku  mekanı değildir.  Korku ve ümit (Havf ve Recâ)  arasında yaşamak orta yolu bulmaktır. Cenâbı Hak dünya ve ahrette güven üzere yaşayan bahtiyarlardan olmayı nasib eylesin. Cumanın feyzi ve bereketi üzerimizde daim  olsun. Allah’a  emanet olun. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA