EMANET BİLİNCİ


Bu makale 2017-04-27 18:20:20 eklenmiş ve 6985 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Müslümanın hayata bakış ve hayatı  değerlendirrmesindeki en önemli ölçülerden birisi  emanet bilincidir. Dinimiz emanete büyük önem verir. Müslüman hayatını emanet bilinciyle yaşar. Emanete riayet müslümanın en önemli özelliklerindendir. Toplumu ayakta tutan temel dinamiklerden birisidir emanet duygusu. Kur’an-ı Kerim, Allah’ın emanetini insanoğlunun taşıdığını bildirmektedir:  “Biz emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik. Onlar onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insanoğlu yüklendi. O gerçekten çok zalim ve cahildir.” (AHZAB SURESİ – 72. AYET) Burada insanın yüklendiği ifade edilen “emanet” çeşitli şekillerde açıklana gelmiştir. Bu açıklamaların ortak peydasını, “akıl ve irade sahibi olmanın gerektirdiği sorumluluk olgusu” şeklinde çerçevelemek mümkündür.
Güvenmek, korku ve endişeden emin olmak anlamında  ki emânet kelimesi ; maddi ve mânevi nimetler, ilahi emirler ve yasaklar ,  görev ve sorumluluklar hepsi bir emanettir. Emanet, hıyanetin karşıt anlamlısı olarak isim şeklinde kullanıldığı gibi güvenilir olma anlamında mastar şeklinde kullanılır. Ayrıca güvenilen bir kimseye geçici olarak bırakılan şey manasında da kullanılır. Halk arasında yaygın olan manası da budur.
Peygamberlerde bulunması gerekli beş nitelikten birisi olan  emanet  kelimesi ayet ve hadislerde birbirinden farklı anlamlarda kullanılmıştır. İnsanın, gerek Allah’a gerek ailesine ve gerekse içinde bulunduğu topluma hatta insanlığa karşı görev ve sorumluluklarında tutunuz da, korunmak üzere geçici bir süre için yanında bırakılan eşyaya varıncaya kadar hepsine emanet denir. Özet olarak söylemek gerekirse insanın sorumluluk alanına giren her şey emanettir.
İnsanın sorumluluk alanına giren her şey emanettir. Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan sorumlusunuz. Devlet başkanı üstlendiği görevden sorumludur. Kişi ailesinin koruyucusu ve eli altındakilerden sorumludur. Kadın, eşinin, evinin koruyucusu ve eli altında bulunanlardan sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malının koruyucusu ve eli altında bulunanlardan sorumludur. Dikkat ediniz! Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan sorumlusunuz.”  Çoban  ifadesi, görevin kutsallığını ve içtenlikle yerine getirilmesinin gereğini ifade etmektedir. Çoban kelimesinin kullanılması koyunlarını güdüp gözetirken onlara karşı duyduğu derin şefkat ve merhamet duygusu, kişilerin görevlerini yaparken aranılan samimiyetin en temiz örneğidir.
“Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor...” (NİSA  – 58. ) Bu ayet-i kerime, devlet işleri için ehliyet dışında başka bir şey kabul etmiyor. Ayette ehliyet ve  adâlet  beraber kullanılması da devlet görevlilerinin ehliyetleriyle imkanlarını halka en güzel ve doğru olarak yapmaları,  ülke imkanlarını haksızlık yapmadan  paylaştırmalarıyla,  adâlet ehli olmaları da  bütün kararlarında hukuka riâyet etmeleri belirtilmiştir.
 Bir adam Peygamber (SAV)’e gelerek sorar: “Ey Allah’ın Rasülü! Kıyamet ne zaman kopacak?” Peygamberimiz (SAV): “Emanet zayi olduğu zaman kıyameti bekle.” buyurur. Adam tam anlayamamış olacak ki, tekrar sorar: “Emanetin zayi olması nasıl olur?” Bunun üzerine Peygamberimiz (SAV): “İşler ehil olmayan kimselere verildiği kıyameti bekle.” buyurur. Emanet vermekle yetkili olan kimseler onu ehline verecekleri gibi, emanet kendilerine verilen kimseler de bunun sorumluluğundan kurtulmak için görevin gereğini yapmaya çalışacaklar ve görevde kusurlu davranmayacaklardır.
Canımız, malımız, çocuklarımız, hayatımız,   dinimiz, kitabımız, îman, ibâdet gibi dînî görevlerimiz, beden ve ruh sağlığımız, vatanımız, aklımız, âile mahremiyetine saygı, sırları saklama, sözleşmelere bağlılık ,eşler, insanlar, zamanımız, selâma karşılık verme , nimet ve ihsanlara teşekkür gibi dini, ahlâki, ictimâi  kuralların hepsi birer emanettir. Emanetin gerçek sahibi Allah’tır. Müslüman emanet şuuruyla emanet sahibinin istediği gibi yaşar. Emanetlere ihanet edemez. Peygamberimiz emanete ihaneti münafıklık alameti saymıştır.( Buhari îman 24, Müslim îman 107, 108)  Emaneti olmayan yani taşıdığı emanete riayet etmeyen kimse olgun mümin olamaz. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de müminin özellikleri sayılırken emanete de yer verilmiştir. Ayet-i kerime şöyledir:   “O müminler ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler.” (MÜMİNUN SURESİ – 8) 
“İman” ve “emanet” kelimelerinin aynı kökten gelmekte oluşu bile emanet konusunun din nazarında önemli bir yeri olduğunun işaretidir. “Ey îman edenler! Allah ve peygamberlerine hainlik etmeyin. Bile bile aranı’zdaki emanetlere de hainlik etmeyin.”( Enfal, 27-28) ayetleri de bunu açıkça ortaya koyuyor. İşte bunun içindir ki emanet duygusunu yitirmek diğer bir ifade ile ihanet münafıklığın temel göstergeleri arasında sayılmıştır. (Buhari, İman, 24 )
Ömrümüzün her anının emanetçisiyiz. Allah’ın Resulü, uzun bir ömür yaşadığı halde ebedi mutluluğu kazanmayı başaramayan kimsenin mazeretlerinin geçersiz olacağı uyarısında bulunur. (Buhârî, Rikâk, 4) Bu emanetlerden doğan sorumluluğun hesabı Allah’a verilir. Görev ihmalleri, yetkilerin kötüye kullanılması, zimmet ve rüşvet emanete hıyanetin bazı örnekleridir. Oysa mümin kesinlikle bilir ki “Kim emanete hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği şeyle birlikte gelecektir. Sonra hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tam olarak verilecektir.” (Âl-i İmran, 3/161)
Emanet ve ahidlerine riayet edenlerden olmak niyazıyla,  cumanın feyzi ve bereketi üzerimize olsun. Allah’a  emanet olun. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA