“Kutlu Doğum Haftası”


Bu makale 2017-04-13 18:36:41 eklenmiş ve 822 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Tarihin ve insanlığın en önemli dönüm noktalarından birisi Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) in şerefli doğumudur. En asil bir soydan gelen, Allah tarafından elçi olarak seçilen, “Beni Rabbim terbiye etti” buyurarak Allah tarafından terbiye edilen, şahsında vahiylerle insanlığın ufkunun aydınlatıldığı Peygamberimizin kutlu doğumu insanlığın yeniden dirilişinin  başlangıcıdır.
İnsanlık genelde biri ay, diğeri güneş hesabına göre olmak üzere iki takvim kullanmaktadır. Müslümanlar namaz vakitlerini güneşe göre yaparlarken;  oruç, hac, kurban ve zekatlarını kameri takvime göre yaparlar.  Kameri takvime göre  12 Rebîu’l- evvel ve yine aynı gün olan  milâdi takvime göre ise 20 Nisan Peygamberimiz (sav)in Kutlu Doğumudur. 
Biz hicri takvime  göre Peygamberimizin dünyaya teşriflerini Mevlid Kandili olarak bir gece ve genelde camilerde idrak ederken, miladi takvime göre dünyaya teşriflerini ise Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 1989 yılından bu yana 20 Nisan haftası Kutlu doğum Haftası olarak kutlanmaktadır. Kültürel bir etkinlik olarak Peygamberimizi anlamak, anlatmak, O’nun istediği bir fert,  bir toplum meydana getirebilmek, O’nun getirdiği evrensel mesajlarını kavramak ve O’nun çerçevesini çizdiği yol içerisinde yaşama bilincini canlı tutmak için bir hafta boyunca cami içi ve cami dışı etkinliklerle idrak etmekteyiz. 
Bu bir hafta boyunca her yıl seçilen,  toplumu birleştiren, dinin özünü anlamaya yönelik,  güncel bir konu üzerinde detaylarıyla durulmaktadır. Geçmiş yıllarda “Din ve samimiyet”, “Birlikte yaşama ahlâkı”,” Hz Peygamber sevgi,saygı, merhamet”,  “Hz Peygamber ve Kardeşlik Hukuku”, Hz Peygamber, Tevhid ve Vahdet” vb konular üzerinde O’nun evrensel mesajları üzerinde  duruldu. Bu yıl ise insan ve toplum hayatındaki ilişkileri geliştirmek için mü’min olmanın en önemli özelliği olan güven duygusunu gündeme taşıyarak;  “Hz Peygamber ve Güven Toplumu” seçilmiştir. Hafta boyunca çeşitli etkinliklerle konu üzerinde etraflıca durulmaya çalışılmaktadır.
Allah’ü Teâlâ  Kerim Kitabımızda  Sevgili Peygamberimizi; “(Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya 107)  buyurarak Hz Muhammed (sallallahü aleyhi vesellem) i   anlamanın  O’nun sevgi, şefkat ve merhametini anlamaktan geçtiğini haber vermektedir. O insan, hayvan, bitki, canlı, cansız bütün yaratılmışlar için âyeti kerîmede bildirildiği gibi kendi zamanından, kıyamete kadar her zaman ve her yerde âlemlere rahmettir. O’nun rahmet oluşu insanlar için dünya ve âhiret mutluluğunu kapsamaktadır. 
Peygamberimiz insanları dünya ve ahiret mutluluğuna  ulaştırabilmek için onları iyilik ve cennet gibi güzelliklerle uyarmış, kötülükler ve cehenneme götürecek yanlışlara karşı uyarmış bir Beşir ve Nezirdir. “Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmez.”  [Sebe 34/ 28]
Toplumları ayakta tutacak en önemli ilke  din, îman ve ahlâktır. Peygamber (sav) : “ Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim “ buyurarak   tebliğatının en önemli yönünü bildrdiği gibi Allah-ü Teâlâ’da Peygamberimizi anlatırken :   “Hiç şüphesiz sen büyük bir ahlâk üzerindesin .” (Kalem 4 ) buyurmuştur. Hz Âişe’ye Peygamberimizin ahlâkı sorulduğunda  O’nun ahlâkının Kur’ân olduğunu ifade etmiştir. Vahyin ışığında bir hayat yaşamış, âdeta yaşayan canlı bir Kur’ân haline gelmiştir. O insanlığı yaşadığı ve sahip olduğu  güzel,  üstün ahlâki  özelliklere davet etmiştir. 
İnsanın bir rehber ve örneğe ihtiyacı vardır. Peygamberimiz (sav)de  tebliğlerini  başkalarından önce  bir beşer olarak kendisi uygulamış ve insanlığa en güzel  örnek olmuş ideal  bir kuldur.   Hz Peygamber hayatta yaşadığı  örnek tecrübelerini ashabının ve ümmetinin titiz hassasiyetiyle kendisinden sonra   Kur’ân-ı Kermle beraber  insanlığa miras bıraktı.  O’nu,  kıyamete kadar Allah-ü Teâla insanlığa örnek göstermiştir. Her konuda, herkes onda kendisine bir  örneklik bulur.  O’nun hayat tarzı insan hayatının her yönünü kuşatan bir özelliğe sahiptir. “ Hakikaten, Allah’ın Rasulünde  sizler için,  Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için en mükemmel bir  örnek vardır.” ( Nisâ 4/59)
 Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) bütün insanlığa düşkün, onları seven, bütün derdi, gamı, kederi, hüznü insan ve insanlık olmuştur. İnsanlığın dünya ve ahret mutluluğu için çalışmıştır. Onlar için sıkıntılar yaşayan bir hayat yaşadığını da Allah-ü Teâla Kur’ân-ı mübînde;  “Andolsun, size kendinizden öyle bir peygamber gelmişdir ki sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güc gelir. Üstünüze çok düşkündür. Mü’minleri cidden esirgeyicidir, bağışlayıcıdır o..” (Tevbe 128) âyeti O’nun ne kadar  da insanlığa düşkün, sevgi ve şefkatle dolu olduğunu en  veciz şekilde  anlatıyor.
Peygamberimizi Kutlu Doğumu Haftasında yeniden O’nu  anarken O’na karşı görevlerimiz;  O’nu  daha  doğru anlamaktır. O (sav)  ne kadar iyi anlaşılırsa, O’na olan îman, sevgi, itaat, sünneti seniyyesine bağlılık,  adı anıldığında salât ve selâm getirmek ve O’nu örnek alarak O’nun ahlâkıyla ahlâklanma dahada artarak devam eder. O’nun tebliğ ettiği Dini Mübîni İslâmı yaşama ve yaşatmak  için çalışma şevki meydana gelir.
2017 Kutlu Doğum Haftasının bereketli geçmesini, güzelliklerin yeryüzünde yayılarak selam ve eman diyarı haline gelmesi, mü’min kelimesinin anlamına uygun  güvenli  bir insan, güvenli bir toplum  ve dünya niyazıyla Cuma’nın feyiz ve bereketi cümlemizin üzerine olsun. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA