Rahat, Serbest, Özgür


Bu makale 2017-04-12 18:21:10 eklenmiş ve 18144 kez görüntülenmiştir.
İdris Doğan

Türkiye, kendimi bildim bileli hep sıcak gündemlerle boğuşmakta, dikkatler hep o yöne çevrilmektedir. Bu durum, toplum ahlakında oluşan tahribatın tamirini mümkün kılmadığı için ne yazık ki, sergilenen olumsuz tavırlar, davranışlar zamanla kanıksanıp benimsenerek yerleşik alışkanlığa dönüşmektedir.
Referanduma kilitlendiğimiz bu günlerde şahit olduğum olaydan sonra, kayıtsız şartsız itaat ve itiraz gürültülerinin daha çok vaktimizi alacağını; akıl, insaf, vicdan ve merhamet iklime hepten uzak kalacağımızı düşünerek üzüldüm, hafakanlar bastı benliğimi.
Kurumdaki odama orta yaş üstü iki bey girdi. Biri, daha öce ehliyet aldığını, ancak bunun sahte çıkma sebebiyle iptal edildiğini, şu anda ehliyetsiz araç kullandığını söyleyip sürücü kursuna kayıt şartlarını sordu. Gerekli izahı yaptım.
Kendilerine bilgi verirken dışarıya park ettikleri aracın sağ arka kapısının hafifçe aralanarak yere çöp bırakılmasına ilişti gözüm. Yaklaşık beş dakika içinde birkaç defa açıldı kapı ve her defasında değişik maddeler yere, nazikçe bırakıldı. Nazik diyorum, çöpler şayet camdan öteye fırlatılsa, kursun önündeki dış merdiven basamağına rahatlıkla ulaşırdı.
Yaptığım açıklamadan sonra izin istediler, uğurlamak için araçlarının yanına kadar kendilerine eşlik ettim. Kastım, o çöpleri yolun kenarına iliştiren her kimse kendisinden rica edip onları toplatıp birkaç metre ötedeki çöp konteynerine attırmaktı. Ne yazık ki, olmadı, başaramadım. Maksadımı dile getiremedim, nutkum tutuldu.
Üzülerek söylüyorum, aracın kapısını aralayıp çöpleri yere bırakan, çoluk çocuk değil, orta yaş bir hanım efendi idi. Otomobilin yanına kadar bizzat gelişimin sebebini anlamış olacak ki, kendisini tanımayayım diye, yüzünü diğer tarafa çevirdi, araç hareket edinceye kadar da öylece kaldı.
Beyler otomobildeki yerlerini aldılar, aracı çalıştırıp korna sesiyle vedalaştılar.
Yerde kalan, birkaç ıslak mendil, birkaç bisküvi, çikolata ambalajı ve kağıt parçası...
Böyle durumlarda ancak, kendimi sorgulamaya gücüm yetiyor.
Söyleniyorum içten içe: “Evet İdris, kırk beş sene eğitim adına ne yaptın Allah aşkına; ne umdun ne buldun? Hani Büyük Türk İnkılâbını gerçekleştirecek hayaller ve hedefler ile yetişmiş idin? Gördün mü Hanya’yı Konya’yı? Şu yaşa geldin vazgeç artık inadından.” 
Susuyor ve size soruyorum şimdi: Türkiye ‘evet’le mi daha çok medeni hale gelecek, yoksa ‘hayır’la mı? İsterseniz cevaplama hakkınızı saklı tutabilirsiniz.
 İdris-dogan@hotmail.com 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA