MUSA VE HIZIR (III)


Bu makale 2017-03-28 18:24:46 eklenmiş ve 3568 kez görüntülenmiştir.
İdris Doğan

Mûsâ ona: “Sana Allah tarafından öğretilen hikmet ve bilgiden bana da öğretip beni bir öğrencin olarak eğitmen için seninle gelebilir miyim?” diye sordu.
 Hızır. “Elbette fakat sen bir Peygamber olarak, sana bildirilen İlâhî kurallara uymakla yükümlü olduğundan, benimle arkadaşlığa kesinlikle dayanamaz ve yaptıklarıma -doğal olarak- itirazda bulunursun!” dedi ve ekledi:
“Öyle ya, iç yüzünü bilemediğin ve daha önce öğrendiğin dini hükümlere ters gibi görünen şeyler karşısında nasıl sabredebilirsin ki?”
Mûsâ: “Allah izin verirse,” dedi, “ne kadar sabırlı olduğumu göreceksin; sana hiçbir konuda itiraz etmeyeceğim!”
Bunun üzerine Hızır: “Pekâlâ!” dedi, “Ama peşimden geldiğin takdirde, yaptıklarım hakkında -ben sana gerekli açıklamada bulunmadıkça- bana hiçbir şey sormayacaksın!”
Mûsâ bu şartı da kabul etti ve Hızır’la arkadaşlığa başladı:
Böylece, Hızır ile Mûsâ birlikte yola koyuldular; sahil boyunca yürürken, bir yolcu gemisine rast geldiler. Karşı kıyıya geçmek üzere gemiye bindiklerinde, tam denizin ortasındayken, Hızır gizlice gemide bir delik açtı. Bunu gören Mûsâ, hemen öfkeye kapılarak: “Ne yaptın sen? İçindeki yolcuları boğmak için mi deldin gemiyi?” diye çıkıştı, “Doğrusu sen, çok çirkin bir iş yaptın!”
Bunun üzerine Hızır: “Ben sana, benimle arkadaşlığa dayanamazsın, dememiş miydim?” dedi.
Mûsâ özür dileyerek: “Unutarak yaptığım bir şeyden dolayı beni kınama ve şu ilim ve hikmet öğrenme işimde bana lütfen güçlük çıkarma!” dedi.
Mûsâ’nın özrü kabul edildi ve gemiden inip yollarına devam ettiler; derken yolda bir çocuğa rastladılar; Hızır, anî bir hareketle onu oracıkta öldürüverdi. Dehşetten donakalan Mûsâ. “Hiç kimseyi öldürmediği hâlde, masum bir cana nasıl kıydın sen?” diye haykırdı, “işte şimdi, gerçekten çok korkunç bir iş yaptın!”
Hızır yine: “Ben sana, benimle arkadaşlığa dayanamazsın, diye söylememiş miydim?” dedi.
Bunun üzerine Mûsâ; “Tamam!” dedi, “Bundan böyle, eğer bir daha sana itiraz amacıyla bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme; o takdirde, benden ayrılmakta mazur sayılırsın!” dedi.
Yine yollarına devam ettiler. Derken, bir kasabaya varıp halkından yiyecek bir şeyler istediler fakat hiç kimse onları ağırlamaya yanaşmadı. Orada dolaşırlarken, kasabanın ortasında yıkılmaya yüz tutmuş yüksekçe bir duvar gördüler. Hızır, kasabalıları rahatsız eden bu duvarı güzelce tamir ederek düzeltti. Mûsâ yine dayanamayıp: “Bir parça ekmeği Tanrı misafirinden esirgeyen bu insanlara, bizi aç bıraktılar diye mükâfat mı veriyorsun? İsteseydin, bu hizmetine karşılık bir ücret alabilirdin! Hiç değilse karnımızı doyursaydık olmaz mıydı?” dedi.
Bunun üzerine Hızır: “İşte bu, yollarımızın ayrılmasına sebep olan son itirazın oldu!” dedi, “Şimdi sana, dayanamayıp itiraz ettiğin olayların iç yüzünü anlatacağım: 
 
İdris-dogan@hotmail.com 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA