MUSA VE HIZIR (II)


Bu makale 2017-03-27 18:06:30 eklenmiş ve 6940 kez görüntülenmiştir.
İdris Doğan

Hz. Musa da -daha önce Hz. İbrahim’in, Allah’ın ölüleri nasıl dirilttiğini görmek istemesi gibi- Rabb’ine nazlanıp niyaz ederek dünyada insanların başına gelenlerin görünen yüzü dışında ne anlamı olduğunu; hayatta olup bitenlerin hikmetini; doğum ile ölüm arasında -verilenler ve alınanlar, kazanılan ve kaybedilenler, gelen ve gidenlerin perde arkasında- neler olduğunu sorup yaşanan bunca olayın asıl anlamını, yorumunu anlamak isteyince Allah ona, iki denizin birleştiği yere kadar yürümesini ve olağan dışı bir olay gördüğü yerde Hızır’ı beklemesini söyledi. Orada Hızır ile buluşacak sonra beraber yaşadıkları olaylarla istediği bilgiye ulaşacaktı. Bunun üzerine Hz. Musa, yardımcısı Yuşa’yı yanına yoldaş alarak Hızır’la buluşmak üzere yola koyuldular.
Allah, olayların ardında yatan hikmeti açığa çıkarmak üzere, gerçeğin üzerindeki perdeyi bu kıssa ile biraz aralayacak ve böylece ilk bakışta insanların hoşuna gitmeyen bazı olayların aslında nice hayırların anahtarı ve müjdecisi olduğu ayan beyan gösterilecektir.
O halde, hakikatin perde arkasını yakından görmek üzere, Hz. Musa’nın Yuşa (as), sonrasında Hızır (as)’la buluşup gerçekleştirdiği yolculuğu Kehf suresinin 60’ıncı ayetinden başlayarak 83’üncü ayete kadar mealen takip etmeye çalışalım.
Hani Mûsâ, yardımcısına: “Yıllarca yürümem gerekse bile, iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar, durup dinlenmeden yoluma devam edeceğim!” demişti.
Ve uzun bir yolculuğun ardından, nihayet iki denizin birleştiği yere vardıklarında, yanlarında getirdikleri ve İçinde balık olan azıklarını bir kenara bırakarak, dinlenmek üzere bir kayanın gölgesine çekildiler. Bu arada, ikisi de balığı unutmuşlardı. Bu sırada balık, Yûşa’nın şaşkın bakışları altında denize atlamış ve kendisine bir yol tutup gitmişti. Mûsâ bu olup bitenleri görmemiş Yûşa da bu ilginç olayı Mûsâ’ya anlatmayı unutmuştu. Bu yüzden, burasının buluşma yeri olduğunu anlayamadan, kalkıp tekrar yola koyuldular.
Oradan biraz uzaklaşınca, Mûsâ yardımcısına: “Azığımızı getir de karnımızı doyuralım!” dedi, “Doğrusu bu yolculuk, bizi epeyce yordu.”
Yardımcısı: “Gördün mü şu başımıza geleni!” dedi, “Kayanın yanında mola verdiğimiz sırada balığın kaçıp gittiğini sana söylemeyi unutmuşum; bunu söylememi, herhalde bana şeytan unutturdu; bir görseydin, balık nasıl da şaşılacak biçimde suya atlayıp denizde yolunu tutup gitmişti!”
Mûsâ heyecanla: “Demek aradığımız yer orasıydı!” dedi ve hemen izlerini takip ederek, gerisin geriye döndüler.
Ve o kayanın yanı başında, Hızır adında Peygamberlerimizden birisi olan bir kulumuzla karşılaştılar ki, Biz ona katımızdan engin bir lütuf ve rahmet bahşetmiş ve yine katımızdan, onu kâinatın bilinmezliklerine ve İlâhî takdire dair, her Peygamberin sahip olmayacağı bazı özel bilgilerle donatmıştık. 
İdris-dogan@hotmail.com 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA