BENDEKİ 28 ŞUBAT


Bu makale 2017-03-02 18:28:23 eklenmiş ve 3398 kez görüntülenmiştir.
Ayla İBİŞDAYI

Bismillahirrahmanirrahim
Sosyal medyada dolaşan bir video hafızamla şakalaşıyor bu günlerde. Geçmiş günler hatta yıllar önümden önümden geçiyor. Yağmur yağarken rüzgar esiyor. Sağanakların yolu buruk kıvrımlı tebessümün yanından geçerken bakışlarım telefon ekranında;
Mahkeme salonunda yapılan bir konuşma . Sanık  şiir okuduğu için suçlanan İstanbul Belediye Başk. Recep Tayyip Erdoğan ve hakime son sözleri: -“Herşeyden önce ben bir Müslümanım ve bir Müslüman olarak da attığım her adımda, fiillerde inancımla ters düşüp düşmemesini attığım adımların kontrol ederim. Dolayısıyla, eğer ben toplumda bir insanı seviyorsam bunun en önemli sebebi benim referansım olan İSLAM’DIR. Müsned suçlama dolayısıyla açılan davadan beraatimi  talep eder, saygılarımı ve konu ile ilgili bilgi ve takdirlerinize arz ederim.”
Arkadan  bir  görüntü daha. Sahnede Ahmet Kaya  konuşuyor; ”Şarkı söyleyenlerin ve şiir okuyanların tutuklanmayacağı cumhuriyetlerde bir daha görüşmek üzere diyorum”
Bozar mı sandın acılar
Belaya atlar giderim
Kurşun gibi, mavzer gibi,dağ gibi patlar  giderim
Diyorken ; vatana aşık olduğunu ilan eden bir adam konuşuyor. Nasıl iştir ki bu; aynı davanın adamı olmayan bu iki insan ya da başka insanlar aynı itiraz için haykırıyorlar. Gerçek midir bu? Farklı davaların insanları aynı insani haklar için feryad eder mi?
  EDER., BİLİYORUM , BİLİYORUM ÇÜNKÜ YAŞADIM.
28 Şubat günü belki de hiç bitmeyen uzun bir gündür, hatta hala devam eden, hala içimi acıtan… Tevafuğun böylesidir ki 28’li yaşımın günleridir 28 şubat günleri…
Bir çok hatıra…
Halk eğitimde çalışıyorsunuzdur mesela… Atölyeler, öğrenciler…
Çalışanların yüzde altmış, yetmiş civarı başörtülü olan bir alandasınız. Her zamanki mutad toplantılardan biri. İstiklal Marşı ile başlıyoruz . O zamana kadar akledemeyen aklı evvellerden biri sesleniyor; “Arkadaşlar eşarplarınızı çıkarın İstiklal Marşı okunacak”
Ne alaka ?
Haydi çıkarın eşarplarınızı koca koca hoca hanımlar…
Devamındaki günlerin habercisiydi bu !
Başka bir gün; kurs açma onayları yapılacak ve yeni bir uygulama. Herkes kendi evrakını Mili eğitimden kendisi imzalatacak. Yani; Bayanlar özellikle de örtülü olanlar eşarplarını çıkarıp Milli eğitime geçecek ve evraklarını imzalatacak. Nasıl bir psikolojik işkence tarif edeyim… Arkadaşım evrak imzası utana sıkıla  eşarbını indirip Milli eğitime dolaşırken öğrencilerden biri fark edip atölyelere koşarak bağırır; “Kızlaaaaaar..  …………. Hoca başı açık milli eğitime geçiyormuş koşun…” 
Bütün öğrenciler camlarda. Bina sanki bir tarafa ağdı. Yüze yakın bakış üzerinde gidip evraklarını imzalatıp dönersin. O öğrencilerin yüzüne her bakıştaki incinmişlik ve utancın terazide ölçüsü var mıdır?
Ya da yıl sonu sergisine hazırlanırken başlar sıkıntılar. Zaten toplamda 2 ya da 3 tane başörtülü kalmışsınızdır. Resmi bile olmayan sergi açılışında protokol olacağı için, öğrencilerinin tamamı başörtülü olmasına rağmen hocalarına başı açık çıkma mecburiyeti ve baskısı yapılırsa…
Siz başınızı açmadığınız için geri planda kalmalısınızdır.
-“Hocam neden ben öğrencilerimin yanında bulunup sertifikalarını veremiyorum ?”
-Hocanım özellikle sizin kapalı çıkıp çıkmayacağınızı kontrol için “Çağdaş yaşamı desteklemeden gelecekler. Eğer kapalı çıkarsanız sizi protesto edecekler”
-Nasıl?( Ama o derneğin başkanı benim yemek dersime girerdi ve ben ona hayrandım. Hatta idollerimden biri idi. Beni de severdi. Neden şimdi bu protesto? Beynim allak bullak. Kendimi ihanete uğramış gibi hissediyorum) Protesto mu ? Etsinler… Ben de onları halka şikâyet ederim.
-“0lmaz öyle. Siz geride mutfakta servisle ilgilenin. Yerinize………hocanım duracak.(Yerime geçecek hocanım başı açık, gayet modern giyimli ve benim canım arkadaşım. Aradan 20 küsür yıl geçmesine rağmen hala görüştüğümüz canım arkadaşım.)Ben ağlarım, arkadaşım ağlar, öğrenciler ağlar. Diğer sınıfta çalışan arkadaşımın ise seçme şansı hiç olmadı. Çünkü zaten babası yoktu ve çalışmak zorunda idi. Benim kadar tuzu kuru değildi. Eşimin ödünç bulduğu araba ile çalıştığımız köyden Akşehir’e geldik. Saçlarını kısacık kestirdik. Eşarbını çıkardı ve hep birlikte ağlayarak köye gittik.
O yıldan sonra takdir edersiniz ki beni tekrar işe almadılar. Ne içindi bütün bunlar?
Bu benim kavgam değildi. “Modern” giyimli arkadaşımın kavgası da değildi. 20 yıl sonra hala içimde bir yerleri sızlatan bu acı ve utanç bize neden yaşatılmıştı?
O dönemden hatırladığım tek güzel şey ise; farklı davalara inanan pek çok kızlı erkekli gencin başörtüsü özelinde hak ve özgürlükler için sokaklara akmasıydı.
İşte  BENDEKİ 28 ŞUBAT’ın bir kısmı .
EsselamünAleyküm Ve Rahmetullahi Ve Berekatühü
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...






« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA