OLAYLARIN İÇİNDEN


Bu makale 2017-02-13 05:13:54 eklenmiş ve 10496 kez görüntülenmiştir.
Erdoğan Özbakır

12 Eylül 1980 darbesinin 3 ay kadar öncesindeydi. 5 Temmuz da başlayan Nasreddin Hoca Şenliklerinin temsili “Hoca”sı görevindeydim. 
Açılış konuşmamı yapmak için kürsüye doğru yöneldiğimde içimde özellikle son 10 yılda yaşadıklarımızın tarifsiz acısı vardı.
Sağ ve sol kesimden kaybettiğimiz binlerce vatansever gencimizin sızısı vardı...
ABD başta olmak üzere “egemen” devletlerin ülkemiz için kurduğu tuzak artık sonuç vermişti. İç savaş ortamına girmiştik.
(İki kesim gece gündüz birbirini öldürürken meğer hiç ortalıkta görünmeyip, “atı alıp Üsküdar”ı geçme” hazırlığında olanlar varmış...)
Açılış konuşması için kafamda daha önce düşündüğüm bir metin vardı. Ama birden bire onu bıraktım. Başımda kavuk, sırtımda cübbe mikrofona ulaştım...
O yıllarda “Laf olsun yerine gelsin” şenlikleri yapılmıyordu.
Ortam Nasreddin Hoca panayırına dönüşmediği için halkımız programın içindeydi. Stadyum tamamen doluydu.
Çok kanallı medya yoktu. Ortamda sayısız haber muhabiri ama en önemlisi o günler için gerçekten tarafsız kalabilmiş TRT’nin kameraları vardı...
 
AYNI GÜNÜN AKŞAMI
Yorgunluğumu çıkarmak için kanepeye uzanıp televizyonda ana haberi izliyorum... Şu, bu gücel pek çok konu geçiyor. Akşehir’den hiçbir görüntü veya söz yok.
O yıllarda haberlerin hemen ardından başlayan, çok izlenen klasik heline gelmiş bir yorum programı vardı. İnsanın içini ürperten müzikle başlardı. “OLAYLARIN İÇİNDEN”
Şaşkınlık içinde gözlerim açıldı. Çünkü ekranda ben vardım. O gün kürsüde yaptığım konuşmayı başından sonuna kadar virgülüne bile dokunmadan yayınlıyorlardı...
Sevgili okurlarım bir eksik iki yanlış şöyleydi söylediklerim;
“Son yıllarda yaşadıklarımızdan sonra sizlere herşeyi unutup hoşgeldiniz diyebilmek gerçekten zor dostlarım. 
Yüzümdeki gülümsemenin ardına gizlenmiş gözyaşlarımı unutup bugün size yaşanmış bir fıkramı hatırlatacağım.
Bu olayı çoğunuz bilirsiniz... Bahçemde kurumuş bir ağacı kesip kışlık odun yapmak istedim. Sorun çok kafam karışık elimde balta dalın üzerine çıktım. Arka nerede ön nerede bir an şaşırmışım. Üzerinde durduğum yer yani bindiğim dalı kesmeye başlamışım. Görenler koştular “-Yapma Hoca!” düşeceksin diye uyardılar...
Sanki büyülenmiş durumdaydım. Yolumdan dönmeyip yerlerde yuvarlandım...
Bu işi yaptım diye bana yüzyıllardır gülüyorsunuz.
Sonra benzerini şimdi kendiniz yapıyorsunuz.
Ey! benim halkım bu nasıl iştir?
Neden oynanan büyük oyunun figüranı rolünü oynarsınız?
Gözünüzü açın, uyanın gerçeği görün ne olur!
Korkarım düşeceksiniz
Sonra acınacak halinize düşmanların nasıl kahkahalarla güldüğünü göreceksiniz...”
Sözler bitiyor o çok etkili müzik başlıyor..
Araya uzun bir sessizlik bırakıyorlar... sonra “reklamlar”
Bu nasıl bir “dal”mış kardeşim kes, kes bitmiyor.
Şimdi kendi sözlerime oturduğum yerde sessizce ağlıyorum.
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA