Akıllı Telefon ve Cuma Hutbesi


Bu makale 2017-02-01 17:51:36 eklenmiş ve 15762 kez görüntülenmiştir.
İdris Doğan

Cuma namazı için ezana üç beş dakika kala mahalle camisindeyim. Hava çok soğuk, eksilerin oldukça altında seyrediyor, Sibiryada’yız mübarek. 
Cemaat her cumada olduğu gibi, gelen oturmuş arka saflar sıkışık; ön taraflarda yer yer boşluklar görünüyor. Birkaç saf ilerleyerek öne doğru yürüdüm. Yan yana bağdaş kurmuş biri orta yaş, diğeri bir gencin arasında benim sığışacağım kadar boşluk olan yere diz çöktüm. Sağımda, uzun amandır görmediğim, ancak çocukluğundan beri tanıdığım kişi; sol yanımda da on altı on yedi yaşlarında bir delikanlı. Kim bilir belki baba oğul… Namaz çıkışı öğrendim ki, öyle değil.Hoca Efendi, vaazı kürsüde değil, mihrapta peştahtasının arkasında yapıyor. Bizim delikanlı toparlanmak için hiçbir gayret sarf etmedi, ben iki dizim birbirine yapışık vaziyetteyim.
Vakit tamam, ezan vakti geldi. İlk sünneti eda ettik. İç ezan okunmaya başlayınca delikanlı tekrar bağdaş kurup cep telefonunu cebinden çıkardı; büyük bir ustalıkla ve çabuklukla tuşlara basmaya başladı.
İmam Hatip, başlangıç dualarını yapıp hutbe irat etmeye başladı. Konu muhteşem, ‘namazı zayi etmek’ten bahsediyor.
Hz. İdris’ten başlayıp Hz. İsa.’ya kadar on’dan fazla peygamberin ismini ve tevhit mücadelesinden söz açıp o peygamberleri takip eden nesillerin namazı zayi etmelerinden; heva ve heveslerinin ardına düşmelerinden dolayı yevmi kıymette elim bir azaba çarptırılacaklarına dair uyarılar yer alan ayet mealini okudu.
Konu namaz işte! Namaz ve namazın Müslümanlar için öneminden, değerinden ayetlerle, Hz. Peygamber’in örnekleriyle iftidah tekbirinin, kıyamın, rükunun, secdenin taşıdığı anlamları dile getirdi, bir bir. Birkaç soruyla tamamladı hutbeyi.
Biz namazlarımıza sahip çıkabiliyor muyuz, namazlarımız da bize sahip çıkabiliyor mu? Geciktirdiğimiz, geçiştirdiğimiz namazlarımızın pişmanlığı yüreğimizi sızlatıyor mu? Namazlarımız, bizi Rabbimize bağlayan vuslat ve muhabbet köprüsü oluşturabiliyor mu? Niyetimiz, bizi Rabbimiz ve insanlar nezdinde yücelten ahlakımızın vazgeçilmez bir sözleşmesi mi? Kötülüklere karşı bizleri koruyan bir kalkan mı namazlarımız?  
Bizim genç adeta hatip ile yarıştı ve akıllı telefonuyla girdiği muhabbetini hız kesmeden sürdürdü. Hutbe bitti, dualar kısmı da. Müezzin kamete başladı. Eşhedü enne Muhammamed’er Rasululllah ile hepimiz ayaktayız. Hayyalessalah ile telefonunu cebine itiştiren genç adam da kıyamda. Namazı eda edişinde hiçbir sıkıntı da yok, acemilik de. Tadili erkânı yerli yerinde, gayet güzel…
Sünnetleri benden önce bitirdi, fakat bu sefer o tesbihat ile duayı bekliyor. Benim vaktim kısıtlı, rızkımızı aramak için biraz erkenden dağılacağız yeryüzüne.
Keşke namaz sonrasında, hutbeyi sükûnet içinde dinlemenin farz olduğunu güzellikle, kırmadan dökmeden söyleyebilseydim kendisine. Ne var ki, kendisini namaz sonrasına kadar bekleyemezdim. Ne diyeyim? Allah namazını zayi edenlerden kılmasın bizleri..
 
İdris-dogan@hotmail.com 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA